Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Biz bunu hak ediyoruz

<B>SEVGİLİ </B>okuyucularım, bundan bir süre önce burada demiştim ki <B>‘‘Biz vatandaş olarak görevimizi yapıyor muyuz? Her alışveriş için fatura veya fiş alıyor muyuz?..’’<br><br></B>

İşin dahası vardı. Özellikle eğlence yerlerinde, restoran, bar, disko, gece kulübü gibi yerlerde fatura ve fiş istemeyi kendimize yediremiyorduk. Bunları istemeyi ‘‘küçüklük’’ olarak görüyorduk.

Yaz mevsiminde tatil beldelerindeki eğlence yerlerinin neredeyse tamamı, faturasız ve fişsiz çalışıyor. Ne sahipleri veriyor, ne de biz istiyoruz.

İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerimizdeki bütün eğlence yerlerinde durum aynı.

Böylece devlet (moda deyimiyle söyleyeyim) yüz milyonlarca dolar vergi kaybına uğruyor.

Yazık günah değil mi?

***

Türkiye'nin neresinde olursanız olun, şu kuyumculara gidip bir bakın. Bir seferde yüzlerce milyon lira ödeyip bir şeyler alıyorsunuz. Hangisi fatura kesiyor, fiş veriyor?

Biz hangi kuyumcudan bu belgeleri istiyoruz?

Döviz bürolarına gidin. Bunlar her döviz alışverişi için fiş kesmek zorunda.

Ama vermiyorlar.

Elinize bazen tutuşturdukları fiş benzeri küçük káğıt parçası, aslında kasa fişi değil. Aldığınız veya sattığınız dövizin günlük değerini gösteren bir káğıt parçası.

Hangimiz döviz bürosundaki alışverişten sonra fiş alıyoruz?

***

En basit vatandaşlık görevimizi bile yerine getirmekten aciz bir toplum olduk. Her şey kendi kişisel çıkarlarımıza endeksli.

Herhangi bir yerden fatura ve fiş almayarak iki türlü vergi kaçağı oluşturuyoruz.

1- İşyeri sahibi, kazandığı paranın gelir vergisini ödemiyor.

2- KDV kaçağı yaratıyoruz. O fiyata KDV dahil. Biz belge almayarak onu da işyeri sahibine bırakıyoruz.

Sonra da ortaya çıkıp ağlaşıyoruz:

‘‘Kriz var... Siftah edemedik... Paramız yok... Devlet nerede?.. Devlet bize el uzatsın...’’

En basit vatandaşlık görevlerimizi yerine getirmiyoruz, kendi nasırımıza basılmadığı sürece tepki vermiyoruz. İş ne zaman ki bize dönüyor, o zaman ağlaşmaya başlıyoruz.

Bu fatura-fiş örneği gerçekten önemli. Bir yanda fatura ve fiş almayı aklına getirmeyen bir kesim, öte yanda ise eğlence álemlerinde gününü gün eden, bunları almayı ‘‘küçüklük’’ sayan, ya da aklına bile getirmeyen bir zengin kesim!

Ondan sonra yaygara kopar!

‘‘Devlet bize de el uzatsın.’’

***

Şimdi hadisenin bir de ‘‘devlet’’ boyutuna bakalım. Geçen hafta bu ‘‘fatura-fiş’’ yazısını yazdım.

Özellikle tatil beldeleri ve İstanbul'daki eğlence yerleri üzerinde durdum. Sadece bu sektörde, ortaya korkunç boyutlara varan bir vergi kaçağı çıkıyordu. Somut örnekler verdim.

Bekledim ki Maliye'den bir ses gelsin, yanıt gelsin, açıklama gelsin.

Sonuç sıfırdı.

Anlaşılan, Maliye zahmete girip böyle bir konuda açıklama yapmak istemiyordu!

Burada bir gazeteci, uzmanlık alanına girmeyen vergi kaçakları konusunda yırtınıyor, uyarılarda bulunuyor, sorular soruyor ve bir Allah kulundan tepki yok!

İşte biz bu durumlara düşmüşüz sevgili okuyucularım.

***

Kendi işimizi kendimiz yapamıyoruz, sonra da başkalarının kucağına düşüp rencide ediliyoruz.

Ekonominin yarıdan fazlası zaten kaçak. Onlar oluk gibi kazanıyor ama vergi kayıtları yok.

Fakat biz kaydı olanlardan da vergi alamıyoruz. Temel nedeni, vatandaşın duyarsızlığı.

Sonra ne oluyor?

Gidiyoruz IMF'nin kapısına, gidiyoruz ABD ve Avrupa'ya, onlara yalvarmaya başlıyoruz.

Adamlar da Türkiye ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Karşılarında iki paralık duruma düşüyoruz, esas duruşta duruyoruz, ne derlerse yapıyoruz ve sonuçta inciniyoruz, rencide oluyoruz.

Biz burada yazıyoruz, ısrar ediyoruz, kimsenin umurunda değil. Vatandaşlık görevini yapmayan adamlar ağlaşıyor, vergi konusunda bile duyarlı olamayan devlet kurumları hiç umursamıyor!

Hiç kuşkunuz olmasın, biz hep bu kafayla gideceğiz, o IMF'lerin kapısında daha çooook dilencilik yapacağız.

Biz böylesini hak ediyoruz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI