Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Biz bu herzeyi neden yedik?

BAŞBAKAN istediği kadar bağırsın dursun. İstediği kadar köşe yazarlarına nefret beslesin.<br><br>İstediği kadar köşe yazarları için “Bunların yaptıkları tahrikten başka bir şey değildir. Bunlar barış, millet ve devlet düşmanlarıdır” diyerek hakaret etsin.

“Kürt/Kuzey Irak/Demokrasi/Barış Açılımı” 19 Ekim günü PKK’lılar Habur Kapısı’nda baş tacı edilince açılmadan yok olmuştur.

Başbakan sadece rakamlara baksın. Anketler gösteriyor ki, büyük şehirlerde bile “Kürt Açılımı”na destek devamlı ve süratle baş aşağı gidiyor.

Neden?

1) Başbakan “açılım”ın içini muhalefetin değil, kendi partisinin tepkileri nedeni ile bir türlü dolduramayınca “açılım” hakkındaki şüpheler devamlı körüklenmiştir.

2) 19 Ekim’de de Hükümet PKK’ya boyun eğince “açılım” açılmadan kapanmıştır.

Yeniden başa dönülmüştür. Ben de soruyorum.

Biz bu herzeyi neden yedik?

* * *

Bakın şu Türkiye’nin haline. Bir yandan DTP’ye duyulan öfke artarak büyüyor. Diğer yandan PKK’nın “kuruluş yıldönümü” teröristler tarafından etrafa saldırarak kutlanıyor.

Analar böyle mi ağlamaktan kurtulacak?

Açılım barışı mı, yoksa karşılıklı nefreti mi körüklüyor?

Öte yandan 19 Ekim’de Habur’da ala ve vala ile ülkeye giriş yapan PKK’lılar Apo’nun mesajını nakletmeye devam ediyor.

Bakın, hukuka takla attırılarak 19 Ekim günü Habur Sınır Kapısı’nda bağıra bağıra “Ben pişman falan değilim” diyen PKK’lılara “Yok yok sen pişmansın!” diyerek TCK-221’in pişmanlık maddesini uygulayanlara PKK’lıların cevabı nasıl olmuş?

* * *

Irak’taki Kandil Dağı ve Mahmur kampıdan 19 Ekim’de Türkiye’ye giriş yapan PKK’lılar, ilk kez İHD Diyarbakır Şubesi’nde basın toplantısı düzenlemişler.

Türkiye’ye her şeyi göze alarak, barışa ve demokratik çözüm sürecinin gelişmesine katkı sunmak için geldiklerini kaydeden sözcü Gülbahar Çiçekçi şöyle konuşmuş:

“Ne var ki son günlerde Kürt halkının siyasi irade olarak kabul ettiği Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik insanlık dışı yaklaşım, çözümü geliştirmek bir yana daha çok çözümsüzlüğü derinleştirmektedir. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü demokrasi ve barışın sağlanmasının olmazsa olmaz koşuludur. Oysa mevcut imha konseptiyle Öcalan’ın yaşam hakkı ciddi bir tehdit altına girmiştir. Bu durum barışı geliştirmek bir yana, toplumu kaos ve kutuplaşmaya doğru sürüklemektedir.” (Milliyet-01.12.09)

* * *

Soruyorum:

19 Ekim’de sınırda kurulan çadır mahkemesinde PKK’lılara TCK-221 “etkin pişmanlık” uygulayan yargıçların vicdanı rahat mı?

Teröristleri kucaklayan, ellerinden Apo’nun öneri mektubunu alan devlet erkânının vicdanı rahat mı?

Başbakan’a da soruyorum:

“Siz köşe yazarları, siz ne kadar az yazarsanız ülke o kadar huzur bulur” diyorsunuz.

 Sizce ülke “açılım”ınız sayesinde huzur bulmuş mudur?

 Huzur projeniz, barış projeniz, demokrasi projeniz bu mudur?

X