Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Biz artiz değil aktör takımıyız

    Hürriyet Haber
    04 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 04 Aralık 2000 - 00:01

    Yener SÜSOY

    Al Zuhal Olcay'ı, vur Haluk Bilginer'e. Karı koca kapanmışlar Altunizade'deki yeni evlerine, Türkiye gündeminden uzak yaşıyorlar. Bırakın ‘‘Neremi?’’yi, ‘‘Kaldır’’ı, ‘‘Bastır Paraları Leyla'ya’’yı bile duymamışlar. Bildikleri tek futbolcu da yok. Onlar için; varsa tiyatro, yoksa sinema, varsa dublaj, yoksa kitap, varsa oturdukları evin taksitlerini ödemek, yoksa Köpük'lerini gezdirmek. Bir de her fırsatta Londra'ya gitmek.

    Queensway'deki evlerinde gündüzleri kitap okuyorlar, geceleri yeni oyunları izliyorlar. Bunlara bir de Hyde Park'taki yürüyüşleri ve Japon, Hint, Çin lokantaları turlarını ekleyelim. Üstelik açık sözlülükle patavatsızlık arasındaki ince çizgiyi de koruyorlar... Zuhal ve Haluk'la Altunizade'de zevkle döşedikleri yeni dairelerine ‘‘Ayrılış’’ı kutlayarak girmek zorundaydım. Küçük bir not: Zuhal ile Haluk ayrılıp da yeniden bir araya gelmiş değiller, ‘‘Ayrılış’’ oyunun adı.

    Onları daha yakından tanımak için biraz geçmişe dönelim. 1970'lerde her ikisi de Ankara Devlet Konservatuvarı öğrencisidir. Zuhal'in içindeki Haluk hayranlığı çığ gibi büyür. Haluk bunun farkında olmadan her hafta kız arkadaşlarını yenilemeye devam eder. Zuhal ile samimi arkadaştır, o kadar. Haluk yüksek tiyatro öğrenimi için Londra'ya giderken, Zuhal ilk evliliğini yapar. Takvimler 1977'i gösterdiğinde Haluk İngiliz sevgilisi Juliette'le birlikte Ankara'ya gelip ve Zuhal'lerde kalmaz mı? Aslan kadını Zuhal açık açık anlatıyor.

    - Kendi kendime ‘‘Allahım, neden benim bu kadar hoş, bu kadar yetenekli bir kocam yok’’ dedim, itiraf ediyorum. Ne var bunda, yalan mı söyleyeceğim? 19 yaşında flört olarak kalması gereken bir ilişki evliliğe dönüştü, yanlıştı ama, oldu.

    MACBETH'İ OYNAYACAK

    1987'de birlikte oynadıkları ‘‘Gecenin Öteki Yüzü’’ kaderlerini de kesiştirecekti. İkizler erkeği Haluk o günü hiç unutamaz.

    - Türkiye'ye ilk geldiğim gündü. Sıraserviler'deki Vardar Apartmanı'nın 2. katında Zuhal'in sahnesi çekiliyordu. Kameranın arkasından yıllardır görüşmediğim Zuhal'i hayranlıkla izlerken ‘‘Ne kadar güzel, ne kadar yetenekli bir kadın’’ diye geçirdim içimden. O anda arkadaşlık duygularım aşka döndü. Zuhal çok yetenekli, çok sağlam bir kadındır. Ona aşık olma nedenim budur. Ayrıca Zuhal birlikte oynamaktan en zevk aldığım oyuncu. Karım diye söylemiyorum, Zuhal'in dünya starlarından hiç eksiği yok, hatta fazlası var. Yaptığı her işte çok başarılı. Yakın bir gelecekte karşılıklı Macbeth'i oynayacağız. 2002'de Nazım'ın 100'üncü yılında birlikte bir müzikal yapacağız. Zuhal'in festivaldeki resitali bunun bir provası olacak.

    KALPTEN GELEN ŞARKI

    Oyuncu Zuhal ile şarkıcı Zuhal arasındaki tercihe gelince.

    - Zuhal şarkıları kalbinin ta içlerinden söylüyor. Bence şarkı söylemek sadece doğru nota çıkarmak değil. Eşek de anırdığı zaman nefis bir ton çıkarır. Müzik eğitimleri görmüş duayenlerin yeri ayrı ama, bu benim Zuhal Olcay'ı şarkıcı olarak beğenmeme engel değil.

    Zuhal'in her Haluk deyişinde içinin titrediğini gözlerinden okursunuz.

    - Haluk tartışmasız mükemmel bir oyuncu. Onun bir başka artısı plastik ve duygusal malzemesini çok çabuk ve doğru yoğurabilmesi. Haluk'u seyrettiğin zaman ‘‘Tamam işte bu böyle yapılır’’ diyorsun. Mesela ‘‘Ayrılış’’ta onun tonlamaları o kadar hoş geliyor ki, ben onun üzerine bir şeyler inşa edebiliyorum.

    SAHNEDE GÜZELLEŞMEK

    Bir çift düşünün ki, gündüz evde beraber, gece sahnede beraber. İlk söz Zuhal'in.

    - Çok profesyonellik gerektiriyor, başka izahı yok. Oyunculuk, kötü enerjiyi bile alıp sahnede oyuna kullanmak. Oyundan önce midede kelebeklerin uçuşması bir adrenalin. Onu alıp sahnede performansa dönüştürüyoruz. Aksi takdirde gözüne far tutulmuş tavşan gibi sahnede eliniz ayağınız titrer kalırsınız. Profesyonellik her gece kendini paralarcasına sahnede acı çekmek, ağlamak, bağırmak değil. Biz artiz değil, aktör takımındanız.

    Gerisini Haluk getirsin.

    - Oyuncu milleti sahnede oynarken güzelleşir. Şurada oturan ucube gibi bir adamı, ya da bir kadını biraz sonra sahnede izlersin hayran olursun. Ellerine, bacağına, koluna, dirseğine hayran olursun.

    Köpük'süz hayat olmaz

    Haluk Bilginer'in giyiminden eşi sorumlu. Bilginer'e kalsa bir tişört, bir blucin, bir bot tamam. Evlendikleri gün bile blucinin üstüne ceket giymiş. Her gün aşklarının tazelendiğini söyleyen çift, Golden Retriever cinsi Köpük'ü kuliste bile yanlarından ayırmıyorlar.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı