Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Biyonik adam

Tufan TÜRENÇ

Her gün sabahın erken saatinden gece yarılarına kadar süren bir koşuşturma...

Ya makamda yüzlerce kişiyi ağırlamak, onların sorunlarını dinlemek, dertlere derman olmaya çalışmak...

Ya da bazen bir, bazen birden fazla ilde açılışlar yapmak, kürsülerde ve çeşitli toplantılarda konuşmak...

Yani halkla kucaklaşmak...

Hatta bazen de dünkü gibi bir yurtdışı gezisini yarım güne sığdırmak...

Önce Ankara'dan İstanbul'a gelmek...

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin açılış törenine katılmak, cemaatle birlikte cuma namazını kılmak, öğleden sonra Bulgaristan'a uçup Üçlü Balkan Zirvesi'ne katılmak ve gece Türkiye'ye dönmek...

Bir insanın 70'li yaşlarında bu tempoyu sürdürebilmesi için ancak biyonik adam olması gerekir.

Milyonlarca insan, Demirel'in bu temposunu hayretle izliyor.

Ve onu rejimin güvencesi olarak gördüğü için sağlığına dua ediyor.

* * *

Çankaya Köşkü'nün bir görevlisi aynen şunları söylüyor:

‘‘Sayın Cumhurbaşkanımıza ayak uydurmakta inanın çok zorlanıyoruz. Size yemin ederim ki, ben bu göreve başladığımdan bu yana tam 8 kilo verdim.’’

Hemen kafalardaki soruları sıralıyorum. Yanıtlar çok ilginç.

‘‘Bu tempo vatandaşları endişelendiriyor. Siz yakınında olanlar, Sayın Cumhurbaşkanı'nı uyarmıyor mu?’’

‘‘Hiçbirimiz bu konuda bir şey söyleyemeyiz. Çünkü kızıyor.’’

‘‘Doktorlara da kızıyor mu?’’

‘‘Evet, evet... Onlara da kızıyor. Bu konuda uyarıları kabul etmiyor.’’

‘‘Bir gerekçe ileri sürüyor mu?’’

‘‘Hem de çok geçerli bir gerekçe ileri sürüyor, ‘Ben enerjimi halktan alıyorum. Ben vatandaşıma moral vermek zorundayım' diyor.’’

‘‘Sizce haklı mı?’’

‘‘Haksız diyemem. Son yıllarda iktidarlar vatandaşın ayağına gitmedi. Sayın Cumhurbaşkanı bunu yapıyor. Halkın buna ihtiyacı var.’’

‘‘Peki, bu temponun bir gün kötü bir sürpriz getirebileceğini düşünmüyor musunuz?’’

‘‘Allah korusun... Yorulsa bu tempoyu götüremez. Oturursa daha çok yıpranır. Zaten onu diri tutan da bu dinamizm.’’

‘‘Siz her gezisine katılıyor musunuz?’’

‘‘Vallahi itiraf edeyim ki, ben hepsine katılamıyorum. Dayanamıyorum çünkü. Açık söylemek gerekirse katılmaya kalksam pestilim çıkar.’’

* * *

Gerçekten de Demirel’i makamında oturmaya mahkûm edin, onun çökmesine neden olursunuz.

7 yıl süren yasaklı dönemde aynı düzeni Güniz Sokak'taki evinde kurmuştu.

Her gün yüzlerce kişiyi kabul ediyor, başucundan ayırmadığı telefonu 24 saat susmuyordu.

O sayede siyasette yeniden dirildi.

Nazar değmesin, Demirel'in sağlığı çok iyi. Yalnız kilo sorunu var.

Amerikalı doktorlara bıraksanız, kafadan 20 kilo zayıflamasını isterler.

Bizim doktorlar 10 kiloya çoktan razılar, ama Demirel'e kabul ettiremiyorlar.

Onlara ‘‘Halk beni bu halimle tanıyor. Bu imajı bozamam’’ diyor, ama yemesine içmesine de dikkat ediyor.

Geçenlerde daha önce muayene olduğu Amerikalı bir kalp uzmanı kendisini görmek istemiş, Demirel kabul etmemiş, şöyle demiş:

‘‘Hiç zahmet edip beni muayeneye gelme. Biliyorum, ‘Kilo vermemişsin, hemen diyete başla' diyeceksin. Kilo vermedim. Değişen bir durum yok. Sağlığım Allah'a şükür iyi. Gelip ne yapacaksın?’’

Kısaca Demirel’i bağlasanız, sürekli Çankaya'da oturtamazsınız.

Çünkü, o karşısında kalabalıkları görünce bütün yorgunluğunu unutuyor.

Onun penceresini dünyaya kapasanız bile o dünyayı odasının içine taşıyor.

Ne yaparsanız yapın, halkla haşır neşin olmasını kesemiyorsunuz.

7 yıllık yasaklı dönemde de bunu yapmadı mı?

X