Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bitmeyen mücadelenin ilk zili

Aylardır tartışılan ve çocuğunu okula başlatacak velilerin adeta korkulu rüyası haline gelen “beklenen haftayı” niyahet geride bıraktık.

Öğretmeni, eğitimcisi, velisi, öğrencisi ve biz gazetecilerin dört gözle beklediği okula başlayan 66 aylık minikler için uyum haftası sona erdi.
Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi ne olacak? Nasıl olacak? gibi endişeli sorularımızın bir nebzede olsun yanıtını almaya çalıştık.
Evet okullar “66 ayıklar” için açıldı. Artık belki de hayatlarının sonuna kadar bitmek tükenmek bitmeyecek olan mücadelenin, koşuşturmacanın “ilk zili” onlar için de çaldı. Hatta zaman o kadar çabuk geçti ki bir haftayı bile devirdiler.
Peki ne yaptılar? İşte beklenen soru buydu? İlk gün nasıl olacak? Minik yavrular nasıl okullu olacaktı? Gazetelerde, televizyonlarda Türkiye’nin dört bir tarafından okula başlayan çocuk görüntüleri izledik. Haberlerini okuduk. Haberlerde genellikle ağlayan, annesini bırakmak istemeyen 66 aylık miniklerin fotoğraflarını gördük. Ardından da yorumlar yaptık. “Zaten bu manzarayla karşılaşılacağını biliyorduk. Bu yaştaki çocuklar okula mı kaydedilir?” dedik.
Ben de bu yorumların ardından bu işin başındaki ismi, Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık’ı aradım ve ilk hafta değerlendirmesini kendisinden aldım. Kocabıyık, basında çıkan ağlayan çocuk fotoğraflarına tepkiliydi. Bunların kötü niyetli ve yanlış yaklaşımlar olduğunu ağlayan çocukları yeni sistemle bağdaştırmanın doğru olmadığını ifade etti. 66 ayın erken olduğu eleştirilerine de yanıt veren Kocabıyık bakın ne dedi:

Çocuğun nasıl hazırlandığı önemli

“Herşey kontrolümüz altında. Planladığımız gibi sorunsuz ilerliyor. Şu ana kadar hiçbir sorun ve şikayet almadık. Kamuoyunda okulların açıldığı ilk günle ilgili ağlayan çocuk görüntülerine dikkat çekiliyor. Ancak bu tip görüntüler her yıl yaşanan, minik yavrularımızın annesinden ilk ayrıldığı gün olduğu için her yıl karşılaşılan tablolar. Bu yıla özgü bir görüntü söz konusu değil. 1. sınıflarda çok mutlu olan, gülen çocuklarımız da var. Ağlayan çocuklarımız da. Ailesi tarafından eğitim öğretim yılına hazırlanmış, daha önce okul öncesi eğitim almış çocuklarımız daha kolay adapte oluyorlar. İlk kez okula gelen öğrencilerimiz biraz daha zor alışıyorlar. Bu tamamen çocuğun nasıl hazırlandığına bağlı.
60- 66 aylık çocukların okula başlamasını zaten ailenin rızasına bıraktık. 8 yıllık zorunlu eğitim kapsamında 69 aylık çocukları da okula kaydediyorduk bu yıl bunu 3 ay erkene alıp 66 ay yaptık.

“Piaget dönemi” çocukları değiller

Bunun üzerinden propaganda yapmak doğru değil. Kimse çocuklarımız üzerinden siyaset yapmasın. Biz bakanlık olarak yeni çağa ayak uyduruyoruz. Artık Piaget’in bilişsel gelişimi incelediği dönemde değiliz. Şimdiki çocuklar bilgi ve teknoloji çağı çocukları. Piaget dönemi çocukları değil.”
Bütün bunlar bir tarafa Milli Eğitim Bakanlığı bu yıl 60 aylıktan itibaren yaklaşık 2.4 milyon çocuğu e-okul sistemi üzerinden otomatik olarak ilkokul birinci sınıfa kaydetti. Tabii ki 60- 66 ay arası çocukların okula devam edip etmeme seçimini velilere bıraktı. 66 aylıktan sonraki çocukların da bir kısmı rapor aldığı için okula devam etmeyecek. Bakanlığın tahmini 1.6 milyon çocuğun birinci sınıfta okuyacağı yönünde. Bu da 800 bin fire anlamına geliyor. Bakanlık, tüm il milli eğitim müdürlüklerine okula gelen gelmeyen, rapor alan almayan bütün çocukların tek tek istatistiklerini çıkarttırıyor. Önümüzdeki birkaç gün içinde herşey ortaya çıkacak. Bakalım kim galip gelecek? Tablo nasıl olacak?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI