Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bitmeyen kavga: İlaç fiyatları

<B>GÜNLERDİR </B>bir <B>‘‘eczaneler’’ </B>kavgasıdır sürüp gidiyor. Gerçi <B>‘‘Anlaştılar, eczaneler kepenklerini açtı’’ </B>vs. dendi ama, hálá olay bitmedi.<br><br>Bitmedi de... Siz anlayabildiniz mi meselenin ne olduğunu, nereden çıktığını?

Kendi hesabımıza biz kaç gündür işin içinden çıkamamıştık. Doğrusunu söylemek gerekirse kabahati de ‘‘konuyu anlatmayı beceremeyen meslektaşlarımıza’’ atmıştık.

Gerçi hálá o kanaatimiz değişmedi. Örneğin ‘‘Eczanaler bakanlığın yüzde 10 iskontoyu kaldırmasına isyan etti’’ sözünün aslında ne anlama geldiğini yazan olmadığı için ‘‘Allah Allah! Üreticiden (veya depodan) yüzde 10 iskontoyla ilaç alan eczanenin bundan niçin şikáyeti olsun? Düşük fiyatla aldığı ilacı, yüzde 25 olan yasal kárını koyup satınca iş biter’’ diyor, içinden çıkamıyorduk.

Meğer yüzde 10 iskontonun hikáyesi şu imiş:

Eczacılar yasaya göre en çok yüzde 25 kár alabiliyorlar ya... Bunu kitabına uydurarak yüzde 35'e çıkartabilmek için Turgut Özal zamanında bir çözüm bulunmuş:

Üretici 90 liraya mal ettiği ilacı, üzerine yüzde 10 ekleyip ‘‘100 liraya mal ettim’’ diyecek. Aracı firma olan ‘‘depo’’ya malı bu rakamın yüzde 10 eksiğine (90 liraya) devredecek. Depocu aynı şeyi eczacı için yapacak. Eczacı da sanki üzerinde 100 lira yazılı ilacı aslında 90'a alıp üzerine koyduğu 25 lira kárla (125 TL'ye) satacak. Böylece kayıtlara göre yüzde 25 kár ederken aslında yüzde 35 kár etmiş olacak.

Şimdi Bakan bu yüzde 10 iskontoyu kaldırdım deyince kıyamet meğer, ‘‘Kár gerçekten yüzde 25'e inecek’’ diye kopuyormuş.

Şimdi yine de her şeyi öğrenmiş olarak değil, ama işin içinde çok oyun olduğunu teşhis etmiş olarak bu satırları yazıyoruz.

Biliyorsunuz kavga, Türkiye'nin IMF'ye kasım sonlarında verdiği Niyet Mektubu'ndan sonra başladı. Çünkü bu mektupta kamu sektöründe uygulanacak tasarruf önlemleri sıralanırken ilaç sektöründe de 500 trilyon lira tutarında tasarruf sağlanmasına söz verilmişti.

Sağlık Bakanı Osman Durmuş bu 500 trilyonu gerçekleştirebilmek için önce ‘‘taneyle ilaç satma’’ önerisini ortaya attı. Ama güçlü bir baskı grubu oluşturan ilaç üreticileri ile eczacılar ayağa kalkınca bu yattı.

Onun üzerine Sayın Bakan ‘‘Kamu adına satın alınan ilaçların fiyatını indirelim’’ diye düşünmüş olmalı. Ancak bu indirimin tek yolu ilaç fiyatlarını aşağı çekmek. Çünkü Emekli Sandığı ile SSK ve Bağ-Kur gibi kamu sektörüne mensup büyük alıcıların gideri ancak böyle düşebilir.

Lakin o da eczanelerin bir buçuk gün kapatılmasına sebep olunca... İşin tadı yine kaçtı. Bakan ‘‘Yüzde 10'luk indirimden vazgeçmem ama bu yüzde 10'un hepsini eczanelerden alacağımıza yüzde 7'sini ilaç üretenden, yüzde 1'ini ‘‘depo’’lardan, yüzde 2'sini de eczanelerden alalım’’ noktasına geldi... Bizim yerimiz bitti ama olay bitmedi.

Hele bir neler olacak seyredelim... Gerisini sonra yazarız.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI