Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bitişe doğru

İKTİDARIN çöküş günleri yaklaşıyor.

Bunun Türkiye’de açık belirtileri vardır. Hükümet IMF baskısıyla, maaşlar dışında neredeyse bütün ödemeleri kesmiş durumda. Yatırım yapılmıyor. Hastaneler, okullar, bütün kuruluşlar inim inim inliyor. Kamu çalışanlarının ayrılıp emekli olması için her şey yapılıyor.

İşte bu ortamda, hükümet adına önceki gün bir açıklama yapıldı:

"Bu yıl kamuya 100 bin kişi almak için sınav açılacak."

Ciddiye alınacak bir şey değildir. Bugüne kadar nice sınavlar açıldı. On binlerce insanımız gerekli puanı tutturup bu sınavları kazandı.

Ama onlar işe alınmadı!

Peki, on binlerce sınav kazanmış gariban işe alınmazken, niçin yeni bir sınav açılıyor?

Hem de 100 bin kişinin işe alınacağı özellikle vurgulanarak!..

Çünkü seçim yaklaşıyor. Oy avcılığının bir bölümü din sömürüsü ve din ticaretinden geçerken, en az onun kadar önemli bir bölümü de işsizlere iş vaat etmekten geçiyor! Dikkat ediniz, bulmaktan değil, vaat etmekten!

Hikaye bu kadar basit. Ama dahası var. Devlet bu sınava hiç kimseyi Kızılay menfaatine sokmuyor. Önce parayı bastırıyorsunuz. Kelle başı yaklaşık 50 lira.

"100 bin kişiyi işe alacağız" diye sınav açarsanız, bu sınava en az 500 bin kişi girecektir. Çarpın bu rakamları, durduk yerde işsizlerin cebinden elde edilecek geliri düşünün!

Bu sınav açma işinde çok büyük para var! Adeta yeni bir vergi gibi!

Sınavın amacı işsizlere iş bulmak değil, bütçeye gelir elde etmek.

* * *

Bir konu daha: Hükümet bu yıl 1 milyon 377 bin adet memura 80 lira ek ödeme yapmaya karar vermiş!

Bunların tercümesi de aynen seçim yatırımıdır. Seçim yaklaşıyor. Her kesime iktidarları süresince çektirdikleri çilenin bir bölümünü olsun gidermeyi, kendilerini affettirmeyi ve bu yolla oy toplamayı amaçlıyorlar.

Bu yıl verileceği açıklanan toplam 80 lira, ay başına yaklaşık 7 lira eder. Memurlarımız bu parayı bozdura bozdura harcasın, güle güle kullansın, oylarını AKP’ye versin!


HEM SUÇ, HEM AYIP

İslamcı Yeni Şafak gazetesi önceki gün isim vermeden, Deniz Baykal’ı tırnağına kadar tarif ederek bombayı (!) manşetten patlattı. Zaten manşetin başlığı da "Unakıtan bombası" idi! Maliye Bakanı Unakıtan ’yakın çevresine’ Baykal’ın banka hesabını açıklamıştı. Baykal’ın bankalarda trilyonlara ulaşan kişisel parası olduğunu söyledi. Unakıtan bu miktarı ’muazzam para’ olarak niteliyordu.

Baykal
bu haberi anında yalanladı. Çok da iyi yaptı. Hesabında böyle bir para yoktu. Maliye Bakanı da haberi yalanladı. O kadar ki, bu yalanlama dün söz konusu İslamcı gazetenin birinci sayfasında verildi.

Bu olaya gazeteci gözüyle baktığımızda üç olasılık var.

1- Maliye Bakanı (ya da bakanlıktaki adamları) bu haberi Yeni Şafak gazetesine gerçekten sızdırmıştı. Ancak şunu iyi bilelim. Türkiye’de insanların banka hesabını açıklamak suçtur. Hapis cezası gerektirir. Kaldı ki, vergileri bile açıklamak aynı suç kapsamındadır. Örneğin birkaç gün önce bir soru önergesine yazılı yanıt veren Maliye Bakanı Unakıtan oğlunun şirketlerinin ne kadar vergi ödediğini ’bunlar gizlidir’ diyerek açıklamaktan kaçınmıştı. Unakıtan gazeteye gerçekten bu haberi verdiyse suç işlemiştir.

2- Bu bilgileri ’yakın çevresine’ aktarmış ve gazete haberi onlardan almışsa, Kemal Unakıtan yine suç işlemiştir. Yasal güvence altında olan gizli bilgileri hiç kimseye sızdırma, üfürme, sohbetlerde anlatma hakkı yoktur.

3- Unakıtan bu haberi gazeteye gerçekten vermiş (ya da verilmesini sağlamış) ancak tepki görünce, işin cılkı çıkınca ve bunun suç olduğu belirlenince, kendini kurtarmak için yalanlamak zorunda kalmıştır.

4- Gazete bizim meslek deyimiyle ’asparagas’ yapmış, içinde Unakıtan olmadan tamamen yalan bir haberi yayınlamıştır. Bu durumda Baykal’dan, bütün okurlarından ve kamuoyundan açıkça özür dilemek zorundadır.

Bu haberden sonra Baykal başta olmak üzere Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu, banka hesaplarını açıkladılar. Hesaplarda çok düşük miktarlar olduğu ortaya çıktı.

Kaldı ki, yasal ve helal yolla kazanılmışsa, yüksek miktar olsa ne olur?

Bugün geldiğimiz aşamada Deniz Baykal, Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu banka hesaplarını açıkladılar. İyi bir yol açtılar.

Şimdi sıra Recep Tayyip Erdoğan’da.

Koskoca Başbakan’a sessiz kalmak değil, ’oğlunun düğününe gelen trilyonluk altınların bozdurulması’ dahil açıklamak yakışır!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI