"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Bisiklet istiyorum

2 hafta önce, herkes 2011’den ne istediğini sayfalarca yazıp yolladı bana. Hepsini satır satır, kelime kelime okudum.

Tıpkı bir dilek ağacı misali, o dilekleri Hurriyet.com.tr köşemde “Sihirli Dilek Kutusu” na yazıp bağladım. Onları okudukça; herkesin istediği, dilediği, umduğu, hayal ettiği sanki benim hayalim ve benim dileğimmişcesine kendi üzerime alındım. Her birinin sonunda “Amin!” dedim, olsunlar istedim. İnandım da olacaklarına. Kendimi bir ağaç gibi, hele de bir dilek ağacı gibi hissetmek fikri de pek güzel geldi bana. Herkesin inandığı, ümit bağladığı bir ağaç gibi yaşadım o 3 gün boyunca. Yalnız herkesin ne istediğine öylesine dalmışım ki, benim ne istediğimi yazmayı unutmuşum bir yerlere. Oysa ben yazarak düşünüyorum. Konuşurken her şey uçup havalara gidiyor. Zaten öyle çok konuşuyorum ki, kime neyi ne zaman dediğim de belli değil, ne dediğim de! Ama bir şeyleri yazarak kayda geçirdim mi, olmaları için ilk çabam da başlamış oluyor. Alıp gözünün önüne koyuyorsun istediğin şeyi o zaman. Dokunabiliyorsun o şeyin yazılı olduğu kağıda. Dönüp bakabiliyorsun, unutup vazgeçemiyorsun. Dileğini, hayallerini yazdın mı mesela, mecburen bağlanıyorsun o sana, sen ona. O yüzden çok seviyorum yazarak düşünmeyi, hayal etmeyi.

Yani kısacası ben ne istiyorum biliyor musunuz?

Bir bisiklet!

Her yol koşuluna uygun. Kullanması zor olmayan bir bisiklet. Ben bu bisikleti; tüm yolları kendi ayaklarımla çevirdiğim pedallarımla, kendi tekerlerimle, kendi çabamla daha hızlı aşabilmek için istiyorum. Gittiğim yeri görerek, saçlarımda rüzgarını hissederek, uğrunda verdiğim çabadan terlediğimi bilerek, üzerinde oturduğum seleden acıyan totomla hiçbir şeyin acı çekmeden olmadığını hissederek yapabilmek için istiyorum. Yollardaki büyük küçük engel ve tümseklerde sarsılsam da, “dümeni” sıkı tutum mu düşmeyeceğimi, düşsem de çok incinmeden kalkıp devam edebileceğimi bilerek gitmek için istiyorum. Etrafı kirletmeden, doğayı sayarak severek, sağlıkla yola devam etmek için istiyorum. Spor yapmaya devam etmek istediğim için, her seferinde başka kaslarımı da çalıştırabilmek için, bedenimde tembel adele kalmaması için bisiklet istiyorum ben. Yazdıysam elbet olur. Olacak. Bisikletimi alınca sizin için fotoğrafını da çekerim. İstediğim şeyleri istemekle kalmayıp yapmayı da kafama koydum çünkü.

Yonca
“Git-Al-Gel”

Vıjı Vıjı

Yılbaşı gecesi 40 büyük, 26 çocuk bizim evde toplandık. Bizim evde toplanma fikrine yılbaşına 48 saat kala karar verdiğim için her şeyi jet hızıyla ayarlamak durumunda kaldık. Ben evi süsledim, geri kalan herkes yemekleri halletti. Bence o gece, hiç abartmıyorum, dünyanın en iyi yemekleri bizdeydi; çünkü her şey ev yemeğiydi. Herkes marifeti neyse onu yapıp getirmişti. Pekiii evin süsü, mönüsü vesaire her şeyi halledersiniz de, müzik olayını ne yaparsınız böyle bir gecede? Hele de bizimkisi gibi dans etmeyi seven 2 yaşından 50 yaşına, İngilizinden Danimarkalısına Bulgarından Amerikalısına Türkünden Avustralyalısına bir ekiple başbaşaysanız! İş başa düşünce,  ben de oturdum iki gece boyunca deli gibi çalacağım müzikleri listeledim. Arap Jazz’dan tutun 80’lere, oradan güncel dım tıs dım tıs ne varsa ona; gece yarısından sonra çalacağım göbek havasından, Zeki Müren’e. Gözünü sevdiğimin MacBookcuğu, Itunes şarkılar arası geçişleri mis gibi ayarlayabildiğiniz bir seçenek bile sunuyorken gel de DJ olma! Nasıl havaya girdiysem artık, bütün gece DJ YonJa iş başındaydı. Bir de o “vıjı vıjı” yapan aletten edinirsem, hiyeyt kimse tutamaz beni! Amatörce de olsa, kendi kendime DJ olmak fikrine gayet sıcak bakmaktayım.

YonJa
“şıkıdımtrak”

Tırtıl Kids

Dubai’de “Bookworm” adında hayran olduğum, neden bizde de yok diye hayıflandığım çocuklara özel rüya gibi bir kitabevi vardır. İçeriye girdiğinizde çıkmak istemezsiniz. Masal alemidir orası. İnsan büyük olduğunu unutur, çocuk olur içeride. Nalan Erduran’dan gelen haberle sevinçten havalara zıpladım. Meğer Nalan benim hayallerimi gerçekleştirmiş ve İstinye Park’da aynen anlattığım gibi, sıcacık, kitap kokan ve kitapları konuşturan, çocukları hayal alemine daldıran Tırtıl Kids Kitabevi’ni açmış. Hikaye okuma saatleri, anneleri uzmanlarla buluşturan kahve saatleri, çocuklar için yaratıcı atölyeler ne isterseniz var Tırtıl Kids’de. O kadar mutlu oldum ki, haber vermek istedim ilgilenen çocuklu ve hala çocuk büyüklere.

Yonca
“kitapkurtçuğu”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI