"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Biseksüellik, gay’ler için en büyük maske

Gay olduğunu öğrenince şaşırdım. <br> Asla eşcinsel demezsin. <br> Son derece erkeksi ve çekici. <br> Bir sürü kadın da peşinde. <br> Bekar. <br> Sıkı bir eğitimi, iyi bir işi var.

Neşeli, eğlenceli, zeki.
Küçük yaştan itibaren eşcinsel ilişkiler yaşamasına rağmen, uzun yıllar kadınlarla da birlikte olmuş.
Ve bir gün, bunun kendini ve toplumu kandırmaktan başka bir şey olmadığını fark etmiş.
O, biseksüelliğin gay’ler için en büyük maske olduğuna inanıyor ve bize Türkiye’de gay’lerin neler yaşadığını anlatıyor…

Eşcinsel olduğunu ilk ne zaman hissettin?

- Kendimi bildim bileli. Klasik ama doğru. Eşcinsellik doğuştan. Cinsel tercih değil, cinsel yönelim. Zaten bizimki gibi toplumlarda insanın eşcinselliği tercih etmesi için mazoşist olması lazım.

/images/100/0x0/55eb1224f018fbb8f8a9232d
Çocukken kız oyunları tercih eder miydin?


- Benim öyle, “Makyaj yapayım, kız gibi giyineyim, evcilik oynayayım” heveslerim olmadı hiç. Haşarı bir erkek çocuğuydum.

Peki bir erkekle ilk ilişkin ne zaman oldu?

- İlkokul 4. Annemin çok yakın bir arkadaşının oğlu. İlk başta, işin içinde cinsellik yoktu. Ben Kara Murat oluyordum, o da benim sevgilim. Tamamen oyun düzeyinde. Çünkü başka bir şekilde adlandırmak istemiyorsun, hem küçüksün hem de kendini kandırma ihtiyacındasın. Ama orta 3’e geldiğimizde cinsel ilişkimiz başladı. Çok yakın arkadaş olduğumuz için kimse şüphelenmiyordu, bizde kalıyordu. Lise 2’ye kadar devam etti. Tabii orada burada, “Günah! Cehennemde yanarsın!” gibi şeyler okuyorsun. Bu çerçevede, birini suçlama ihtiyacı hissettim, kendimi arındırmak için onu suçladım. Benden iki yaş büyüktü. “Ben aslında böyle değilim, beni bu yöne o itti” dedi ve bir daha görüşmedim.

Hâlâ mı?

- Evet. İlginçtir, o da bir kimlik bunalımı yaşadı ki, çok inançlı bir aileden gelmemesine rağmen, kendini dine verdi. Şimdi çok tanınan bir yazar. Hatta sonra evlendi, çoluğu çocuğu oldu. Sonra da yollarımız hiç kesişmedi. Yaşananlar ikimizin arasında ebedi bir sır olarak kaldı. Ama tabii ki ortada ne suç vardı ne de suçlu!

HOŞUMA GİDEN ADAMLARIN YAZLIKLARINA GİDİYORDUM

Peki cinsel gerçeğini ne zaman keşfettin, ne zaman “Ben gay’im” dedin?


- Bu hikayeden sonra da ilişkilerim devam etti. O dönem, erotik film gösterilen sinemalar vardı, 16-17 yaşımda oralara takılmaya başladım. Hoşuma giden adamlarla evlerine gidiyordum, yazlık evlerine. Ama kendimi hiçbir zaman eşcinsel olarak görmüyordum. “Bu benim bir fantezim” diyordum, kendimi kandırıyordum…

Yüzleşmek ne kadar zor?

- Anlatamayacağım kadar. Müthiş bir yalnızlık. Bunu konuşabileceğin kimse yok. Ben zannediyordum ki, bu dünyada bir Zeki Müren var, bir Bülent Ersoy, bir de ben! Fena olan da şu: İkisi de iyi örnekler değil. Bir tanesi, kadına benzeyen, diğeri kadın olmuş bir adam. Ben ikisine de benzemiyordum. Rol model yoktu önümde. Kendime bir rota çizemiyordum. Habire birtakım adamlarla tanışıyordum...

Nasıl tiplerdi?

- Hemen hemen hepsi evli. Eşcinsel ama evli adamların oranı zannedilenden çok çok daha fazla. Eşcinsellik, bu ülkede bir buzdağı zaten. Maalesef şöyle bir problem var: Kaybedecek bir şeyi olmayan ne kadar efemine adam varsa, eşcinsel olarak ortada dolaşıyor. E haliyle insanlardaki eşcinsellik imajı onlarla şekilleniyor. Algı bu. “Ayol” diye konuşacak, kadın gibi olacak, kaşını alacak, makyaj yapacak, kırıtarak dolaşacak. Halbuki onlar, çok küçük bir kitle. Oysa ben yurt dışında okudum, oralarda da ilişkilerim, aşklarım oldu, oradaki eşcinseller son derece erkeksi tipler...

Peki yeni tanıştığın adamlarla yazlıklara gidiyorsun. Çok da gençsin. Ne konuşuyordunuz?

- Konuşma filan yok. “Biz neyiz, kimiz, eşcinsel miyiz?” gibi sorgulamalar yok. Sadece seks var.

Buluşma yerleri, sadece erotik sinemalar mıydı?


- Şimdi dönem değişti tabii, internet var, o zaman yoktu. Hamamlar, Kadıköy Parkı, mendireği, Taksim Gezi Parkı o yılların buluşma yerleriydi. Gay’ler buna ‘gay cruising’ der. Gidersin, adam bankta oturuyordur, seni kesiyorsa, mesajı almış olursun. Tabii Amerika’da okumaya başlayınca dünyadaki durumun ne kadar farklı olduğunu gördüm. Eşcinsel kulüpler, saunalar gay’lerin buluşma yeri. Ve çok güvenli. Neden? Belinde bir havluyla görürsün adamı, adını bile öğrenmene gerek yoktur, her şey orada bir kabinde yaşanır, çıkar gidersin. Ne ad, ne telefon ne de başka bir şey.


Peki annen, yaşadığın bu gerçeği ne zaman fark etti?


- Bence annem her zaman biliyordu. Çünkü çocukken savunmasız oluyorsun ve nasıl gizleyebileceğini de bilmiyorsun zaten. Hep farkındaydı ama kondurmak istemedi. Hâlâ yüzleşmiyor. Ben de artık 80 yaşındaki anneme bayrak açıp, “Biliyor musun, ben gay’im” demeyi düşünmüyorum. Onun mantık evreninde olmayan bir şeyi, niye ona zorla kabul ettirmeye çalışayım?


Peki “Annelerin anlamaması mümkün değil” diye bir genelleme yapabilir miyiz?


- Bence hepsi bir şekilde hissediyor. Ama kendini çok iyi saklayanlar da olabilir. Gidip evleniyorlar, çoluk çocuğa karışıyorlar. O zaman “Gay mi değil mi?” soruları kesiliveriyor. Evlenirsen otomatikman aklanıyorsun, heteroseksüel kategorisine giriyorsun. Ama palavra tabii.


Evlilik, toplumu mu yoksa kendilerini kandırmak için mi?


- İkisi de. Ben de uzun yıllar kendimi biseksüel olarak tanımladım. 34 yaşıma kadar kadınlarla da ilişkilerim oldu. Allah’tan evlenmeye filan kalkmadım. Çünkü bu, kadınlara yapılan büyük bir haksızlık. Bunu haince buluyorum. Pek çok gay arkadaşım, “ailesi öyle istedi” diye evlendi. Hatta bizleri, eski sevgililerini düğününe davet etti. Öyle bir sürü düğüne gittim.

 “Evlenirsen otomatikman aklanıyorsun, heteroseksüel kategorisine giriyorsun. Ama palavra tabii”


İyi ama sen de 34 yaşına kadar bir eşcinsel olarak kadınlarla da birlikte olmaya devam ediyorsun. Neden?


- Çünkü insanın özünü kabul etmesi zaman alıyor, nasıl kimi insan çareyi dinde arıyorsa, ben de kadınlarda aradım. Bu arada etrafa da, “Bakın ben gay değilim, kadınlarla yatıp kalkıyorum” mesajı vermek istiyordum. Ama yıllar içinde bunun saçma olduğunu anlıyorsun.


Peki bir erkek başka bir erkeğe arzu duyuyorsa, bir kadınla nasıl yatabiliyor?


- Bunun adı ‘ikame’. O kadınla sevişirken, erkekleri hayal ediyorsun, bu kadar basit. Bir sevgilim vardı, 10 yıl görüşmedik, on yıl sonra o dünya güzeli adam, arabadan indiğinde aman Allah’ım enkaz haline gelmiş, şişmanlamış, kelleşmiş, ciddi kalp rahatsızlıkları yaşıyor. Tek sebebi kendisiyle barışmamanın getirdiği stres. Ona bir şey söylemedim. Çünkü o artık evli ya, heteroseksüel olduğuna inanıyor. Benimle 10 yıl önce yaşadığı şeyin de bir dönem yaşadığı bir fantezi olduğuna... Bense, insanın özüne ihanet edemeyeceğini düşünüyorum. Ya özüne dönersin ya da hayatın boyunca en büyük düşmanın kendin olursun! İnsanın bir ömür kendisiyle savaşması da kadar yaralayıcı, hırpalayıcı bir şey yok!


Nasıl oldu da 34 yaşında birden bire aydınladın?


- Çünkü duvara tosladım! O zaman kadar kadınlarla, erkekleri beraber idare ettim. Sonra Aslı diye çok güzel bir sevgilim oldu. Gay olduğumu bile bile benimle birlikte olmak istedi.


Neden?


- İlk defa bir erkeğin ona cinsel olarak yaklaşmaması ona cazip geldi. Zaten Amerika’da yaşıyordu. “Senin hayatına saygılıyım, tek istediğim benimle birlikte geçirdiğin zaman diliminde gerçekten benimle ol, erkekler olmasın hayatında” dedi. Ben de bir Karayip seyahatine gittim, sonra Aslı’yla Miami’de buluşacaktık. Karayip’lerde Amerikalı bir adama aşık oldum. Adam da aynı dönemde Miami’de olacak. İçim gidiyor onu tekrar görmek için ama Aslı da yukarıda otel odasında bekliyor. Lobide kıvrandım, kıvrandım. Adamı arayayım mı, aramayayım mı? O zaman anladım ki biseksüellik filan palavra. Karşında iki seçenek varsa, çok güzel bir kadın ve çok güzel bir adam, “Seç birini” dediklerinde, adamı seçiyorsun. Ben de öyle yaptım. Bunun üzerine Aslı da şöyle dedi, “Bundan sonraki hayatında, karşına bir kadın çıkar ve onunla beraber olursan, kendini üçüncü sayfada haber olarak bulursun ona göre!” Aslında benim önümü açtı. “Senin gerçeğin bu oğlum, barış kendinle” dedi. O zamanda beri hayatımda sadece erkekler var. Artık prangalarımdan kurtulmuş vaziyetteyim. Nasıl yeşil gözümü değiştiremezsem, kimliğimi de değiştirebilme şansım yok…

“O zaman anladım ki biseksüellik filan palavra. Karşında iki seçenek varsa, çok güzel bir kadın ve çok güzel bir adam, “Seç birini” dediklerinde, adamı seçiyorsun”


İki erkek birbirine ilgi duyuyorsa, ikisi de eşcinsel olmak zorunda mı?


- Tıpta, “İki erkeğin birbirine cinsel olarak dokunmasının eşcinsellik dışında bir tanımı yoktur” deniyor. Eğer ben bir erkeğe dokunup cinsel bir haz alıyorsam, bunun adı eşcinsellik. Bir sürü erkekle cinsel ilişki yaşıyor, sonra bir kadınla evleniyor çocuk yapıyorsa da, bu onun eşcinsel olduğu gerçeğini değiştirmiyor.


Gay misin?

- Ağzını topla, ben aktifim!

 

İlk kez sevişirken korku hissediliyor mu?

- İlkinde toplumla yatağa giriyorsun. Sonrakilerde de, “Beni dışlayan toplumu ben niye takayım?” diyorsun, biraz da toplumdan intikam alıyorsun.

Peki ilişkide roller belli mi?


- Bazıları pasif olmaktan hoşlanır, bazıları aktif. Anlayamazsın da onu dışarıdan. Türkiye’de baştan pazarlığa oturulur. İnternette yazışmalarında ilk soru “A/P?” yani “Aktif misin, pasif misin?”dir. Sen “Aktifim” dediğinde, adam, “Kusura bakma ben de aktifim” diyebilir ve muhabbet bitebilir. Halbuki Batı toplumlarında bu asla konuşulmaz bile. Sonradan şekillenir. Kendileriyle barışık oldukları için de kimse kimseyi istemediği bir şeye zorlamaz. Türkiye’de insanlar, aktif olurlarsa erkek olduklarına inanıyorlar. “Gay misin?” sorusuna bile alerjisi olanlar var. Cevap olarak, “Ağzını topla, ben aktifim!” diyor. Gay kanalında seninle yazışıyor ama gay’liğini kabul etmiyor! “Biseksüelim” diyor.

Peki gay’ler için partnerlerinin entelektüel seviyesi önemli değil mi?

/images/100/0x0/55eb1225f018fbb8f8a92330- Tabii ki. Ama San Fransisco’da bir saunadan söz ediyorsak, orada herkes eşit. Kıyafetini görmüyorsun ki. Herkeste bir havlu var. Bir tarafıyla da çok dürüst. Etiket önemli değil, genel müdür mü, havuz temizleyicisi mi? Kadınlar, “Sosyal statüsü bana uygun olmazsa sevişmem” diye düşünür ya, gay’lerde öyle bir şey yok. Hoşuna giderse tamamdır.

“Ya başıma bir şey gelirse?” korkusu…

- Eve çağırdıysan gelebilir. Nitekim Türkiye’de çok yaşanıyor.


NEREDEYSE RUJ SÜRECEK "BİSEKSÜELİM" DİYOR KİMİ KANDIRIYORLAR!

 

Bir insan hem kadınları hem erkekleri arzulayamaz mı, sevemez mi?

- “Biseksüelim” diyenlerin yüzde 10’u belki bu gruba girebilir. Geri kalan yüzde 90, sosyal olarak kabul görmek için “Biseksüelim” diyor. Çünkü bizimki gibi toplumlarda, gay’sen, gelecek nesilleri yaratmak adına topluma hiç bir katkın yok diye düşünülüyor. Ama biseksüelsen hala çoluğun çocuğun olabilir…

Kızmayacak mı bunu okuyan biseksüeller?

- Allah aşkına öyle tipler görüyorsun ki, adam neredeyse ruj sürecek son derece feminen hala “Ben bisekselim”” diyor. Kimi kandırıyorlar?

 

EŞCİNSEL EVLİLİĞE ANCAK SEVDİĞİM İNSANA BİR ŞEYLER BIRAKABİLME ADINA SICAK BAKABİLİRİM

 

Gay’ler neden çok eşli?

/images/100/0x0/55eb1225f018fbb8f8a92332- Bence bir tepki. Çünkü içten içe, toplum tarafından kabul edilmediği biliyorsun. “Beni kabul etmeyen toplumun normlarına da ben uymam” diyorsun. “Kafama göre takılırım, istediğim gibi hayatımı yaşarım.” Monogam gay’ler de var ama çok eşliliğe daha meyilliler.

Eşcinsel evliliğe ne diyorsun?


- Beni kabul etmeyen bir toplumun sosyal kontratına, sözleşmesine ihtiyacım yok diyorum. Ancak sevdiğim insana birtakım şeyler bırakabilmek adına sıcak bakabilirim. Yoksa asla evlenmeyi düşünmüyorum. Yıllarını paylaşıyorsun, eşin oluyor, başına bir kaza geliyor, bütün malın ailene gidiyor. Bu da saçmalık. İnsanlar kabul etsin etmesin, hayatımı onunla paylaşmışım, o da benim ailem…


Gay’ler ikiye ayrılır:


1- Normal gay’ler
2- Bitter gay’ler

Gaydar nedir?


- Gay radarı. Kimin gay olduğunu hemen anlarsın. Daha doğrusu, hissedersin. Bizim kendi aramızda böyle bir radarımız var.

Bir insan eşcinselliğini ömür boyu bastırabilir mi?


 - Bastırabilir. Var öyle insanlar. Dini sebeple bastıranlar var. Bunu bir günah gibi görüp varoluşuyla başa çıkamayan, intihar edenler var.

Neden eşcinseller genellikle rafine, zevkli ve kültürlü?


- Doğanın dengesi. O kadar çok şeyi bastırıyorlar ki bu, yeteneklerini patlatıyor!


“Eşcinsellerden korkacaksın tehlikeli olurlar, şirrettirler” denir? Bu nereden çıkıyor?


- Gay’ler ikiye ayrılır: Biri normal gay’ler, bir de ‘bitter gay’ler var. Ekşi gay’ler yani. Hayatı boyunca mutsuz olmuş tipler. Ama bütün gay’ler şirrettir diyemeyiz. Heteroseksüellerin arasında da şirretler yok mu? Genelleme yanlış olur.

Annene açılmadın ya, bunu başaranlar 1-0 önde mi?

- Tabii ki. Hele kabul edilmişlerse. Benim etrafımda öyle pek Türk örnek yok. Listag anne babalarının evlatlarıyla ilişkileri muhteşemdi.

Kadınlar, eşcinselleri döndürebileceklerini sanıyorlar. Öyle hikayeler yaşanıyor mu?

/images/100/0x0/55eb1225f018fbb8f8a92334- Kadınlar bunu bir meydan okuma gibi algılıyor ama bu bir yanılsama, bence ‘dönmek’ diye bir şey yok.


GAY'LER KADIN DÜŞMANI DEĞİL


Gay’ler kadın düşmanı değil. Tam tersine, estetik meraklısı oldukları için, güzelliklere çok düşkün olurlar. Kadınları varlık olarak çok beğenirsin ama cinsel obje olarak değil. Cinsel açıdan cazip gelmez.


TÜRKİYE GİBİ BİR ÜLKEDE EŞCİNSELSEN VAY HALİNE!


Varoluşunla mücadele etmen, hayatta geleceğin yerleri bile etkiliyor. Bir pranga var ayaklarında seni alttan alta, aşağı çeken. Belki daha iyi bir sporcu olacaksın, mesleğinde daha daha iyi yerlere geleceksin. Ama Türkiye gibi bir ülkede, eşcinselsen, ideallerine kolay yönelemiyorsun. Takılıp o cinselliğin içinde kalıyorsun. Çok başarılı olabilirsin iş hayatında ama bir anda “Ya bırak o eşcinseli!” diye kestirip atabilirler. Çünkü sana karşı kullanabilecekleri tek silah o. Hep, eksi birde başlıyorsun. O yüzden insanlar eşcinsel olduklarını saklıyorlar. Aileden saklıyorsun, çevrenden saklıyorsun, en yakın arkadaşlarından saklıyorsun. Aşık olup ağlıyorsun, “Karnım ağrıdı, ondan ağladım!” diyorsun. Çok zor bir şey yani…

X