"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Birlikte futbol oynamadık, böyle oldu!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Diyarbakırspor’a destek gecesinde bir konuşma yaptı.

Konuşmasında eski futbolculuk günlerinden söz etti ve “Çok farklı siyasi görüşteki arkadaşlarımızla karşı karşıya futbol oynamışızdır ama hiçbir zaman aramızda en ufak bir sıkıntı yaşanmamıştır” dedi.


Arkadaşlarıyla hâlâ görüştüklerini belirten Erdoğan, siyasal görüşleri farklı olsa da bu beraberlikten ileri gelen arkadaşlıkları olduğunu anlattı.

Bu konuşmayı okuyunca “Demek ki Başbakan’ın siyasi görüş aykırılıklarına tahammül edebildiği durumlar da olabiliyormuş” diye düşündüm.

Ve doğrusunu isterseniz aynı dönemde onunla futbol oynamadığıma da hayıflandım.


Eğer oynayabilmiş olsaydık, demek ki bizlerin yazdığı yazılara sinirlenip, Doğan Grubu gazete ve televizyonlarını yok etmeye de çalışmayacaktı!


“Karşılıklı futbol oynama düzleminde demokratik hoşgörü”
kavramı da böylece siyasi tarihimizdeki yerini almış bulunuyor, vatana, millete hayırlı olsun! Bizim gençliğimizde “apolitik” durumları ve kişileri tanımlamak için şöyle bir tekerleme vardı, onu hatırladım bu vesileyle:

“Ne sağcıyız, ne solcu, futbolcuyuz, futbolcu!”


Başbakan’ın meseleye yaklaşımıyla da şöyle diyebiliriz artık: “Hem sağcıyız, hem solcu, futbolcuyuz, futbolcu!”

 

Her türlü komplo iddiasına inananlar ülkesi

 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ortaya attığı bir iddia “Arınç’ı gözetleyen subaylar” meselesini başka bir boyuta taşıyor.


İddiaya göre, kimliği belirsiz bir kişi askerlere ihbarda bulunuyor. “Bilgi sızdıran personel Arınç’ın evinde” diyor, askerler de buna kanıp gözetlemeye gidince, aynı kişi polise de suikast ihbarı yaptığı için yakalanıyorlar!

Türkiye’de öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki bu bile olabilir elbette. Ama yine de oldukça geniş bir hayal gücüne karşılık geldiğini düşünmeden de edemiyorum.


Merak ettim, acaba bu bilgiyi Baykal’a veren de “telefondaki kimliği belirsiz kişi” miydi? Eğer öyleyse ülkemizde değerini hiç bilmediğimiz bir Dan Brown yaşıyor, haberiniz olsun! En başından beri bu meseleyi ciddiye almak ve siyasallaştırmamak gerektiğini yazmıştım. Ülkemizde öyle siyasi cinayetler işlendi ki çoğu bize şimdi çocukça gelen planlarla yapılmıştı.


Öte yandan bu ülkede öyle komplolar da kuruldu ki en akıllılarımızı bile oyuna getirmekte hiç zorlanmadılar.


Onun için bu tür durumlarda meseleyi adaletin çözümlemesine bırakmak ve siyaseti bu işlere karıştırmamak en doğrusuydu.


Ama başta Başbakan Yardımcısı’nın çabalarıyla mesele o hale getirildi ki kelimenin tam anlamıyla “at izi, it izine karıştırıldı”. Bir kez daha toplum orta yerinden ikiye bölündü: Suikast planı olduğuna inananlar ve inanmayanlar!


Ve ileride bu soruşturma ne sonuç verirse versin, o sonuca toplumun en az yarısı inanmayacak! Böyle bir ülkede yaşayan insanların “huzurlu” bir hayat sürebileceklerine inanıyor musunuz?

 

Sürtünüp geçti, ama ne sürtünme!

 

DÜNYA Bankası geçenlerde bir rapor yayımladı. Rapor, krizden en çok etkilenen ülkelerle ilgili bazı bilgilere de yer veriyordu.

Buna göre Türkiye, kriz döneminde (Haziran 2008 ile Haziran 2009 arasında) en çok şirket kapanmasına sahne olan ülke olarak lider bulunuyor.

Türkiye’deki şirketlerin yüzde 6.8’i kriz nedeniyle kapanmış.


Raporda kapanan şirketler ile ilgili olarak “şirketlerin piyasadan çıkışı” deyimi kullanılıyor.


Anadolu Ajansı
, bu raporu haber haline getirmiş ve bu deyimi “krizden çıkış” olarak çevirmiş.


Böyle olunca da raporun tam tersine bir sonuç çıkıyor tabii.


Bunun basit bir çeviri hatası olmadığına inanıyorum.


Çünkü CHP milletvekili Faik Öztrak’ın açıklamasına göre raporun hiçbir yerinde böyle bir ifade bulunmuyor.


Başbakan, “Teğet dedim. Kriz sürtündü geçti” dedi. Öyle bir “sürtünme” ki her şeyi yakıp yıkıyor!

X