Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Birliğin durumu

<b>GEORGE</B> <B>W. Bush</B>'un dün sabah Kongre önünde yaptığı ve ABD politikasının ana çerçevesini çizen <B>‘Birliğin Durumu’</B> konuşması üç temel eksene oturdu:

Bir, teröre karşı savaş aralıksız sürecek. İki, ‘Füze Kalkanı’ projesine devam edilecek. Üç; ekonomik planda ‘sosyal müdaheleciliğe’ ağırlık verilecek.

Şimdi bunların üzerinde teker teker duralım.

* * *

ASLINDA, birinci ve üçüncü noktalarda beklenmedik bir sürpriz yok...

11 Eylül kahpeliği ertesinde başlayan uygarlık - barbarlık savaşında ABD'nin öncülüğü üstlendiği zaten bilindiğinden, Washington liderinin konuşması esas itibariyle ‘irade ve kararlılık beyanı’nın bir tekrarına tekabül ediyor.

Kimse şüphe duymasın ki, Taliban'ın defteri dürüldü ve ‘El Kaide’nin kaidesi sarsıldı diye mücadele savsaklanmayacak. Önümüzdeki dönemde de, farklı coğrafyalarda ve farklı yöntemlerle, tedhişçiliği ezmek harekatı sürdürülecek.

Ancak burada, Beyaz Saray liderinin ‘başıbozuk devletler’ arasında, Kuzey Kore'ye ek olarak Irak ve İran'ın da adını telaffuz etmesi dikkat çekiyor.

‘Şahin’ ve ‘güvercin’ tezler Washington'da çatıştığı için Bağdat'a ilişkin kesin karar henüz ortada yoksa bile öyle anlaşılıyor ki, mahdum Bush pederinin yarım bıraktığı işi tamamlayacak ve er veya geç Saddam'ın hesabını görecek.

Bu açıdan da, ibresinin daha ziyade ‘şahin’lere meylettiği söylenebilir.

Üstelik, Afgan süreci dahil, uluslararası camiaya tekrar girebilmek için önemli açılımlar gerçekleştirmesine rağmen İran'ın yine de ‘başıbozuk’ kefeye konulması, söz konusu ‘şahin’ etkinin diğer bir göstergesini oluşturuyor.

Ve bana kalırsa, Tahran'ı kazanmak yerine onu itekleyen ABD burada yanlış yaparak, Farsi başkentteki laik ve demokrat güçlerin yükselişine set çekiyor.

Diğer bir yanlışı ise, sanki ortalık süt limanmış gibi, ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında Ortadoğu sorununa hiç değinilmemesi oluşturuyor.

* * *

ÖTE yandan, işsizlik sigortası süresinin uzatılmasından vergi yükümlüğü hacminin azaltılmasına, Beyaz Saray kiracısının iktisadi bağlamda ‘sosyal liberal’ bir müdaheleciliğe kayması da o kadar beklenmedik bir şey değil...

Daha seçim kampanyası sırasında ‘toplumsallığı’ öne çıkartan Cumhuriyetçi Başkan'ın, şimdiki ekonomik duraklamayı da ‘new deal’ denilen ve Roosevelt'in ABD'yi 1929 krizinden kurtardığı ‘kısmi müdaheleciğe’ benzer politikalarla aşmak istemesi, Bush'un aslında öyle ‘ültra liberal’ olmadığını gösteriyor.

Zaten Amerikan Merkez Bankası'nın son verileri de bu yaklaşım prim yaptığını ve iktisadi kıpırdanmanın şimdiden sezinlediğini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla, yeni Amerika eski tür ‘bırakınız yapsınlar’ siyasetine doğru değil, Blair'vari bir ‘yapalım, bırakalım’ ekonomi politiğine doğru gidiyor.

* * *

‘FÜZE kalkanı’ konusunda ise sürpriz var! Daha doğrusu, özde sürpriz yok ama 11 Eylül sonrası ABD yaklaşımında ciddi değişiklik beklenmesine rağmen, ‘Birliğin Durumu’ konuşması bunu hiç yansıtmadığı için, ‘yarı sürpriz’ var.

Anlaşıldı, kim ne derse desin ve İkiz Kuleler saldırısı tehlikenin dahili boyutunu ispatlamış olsun, Washington'daki askeri sanayi lobisi pes etmeyecek.

Ne yapıp yapıp, hem bilim - kurgu filmlerini andıran, hem de pratik işlerliği gayet tartışmalı olan ‘yıldız savaşları’ projesini uygulayacak.

Bunun nereye kadar gidebileceğini ve ne ölçüde gerçekleşebileceğini şu an kestirmek imkansız. Ancak, proje dev yatırımlar gerektirdiğinden, ‘füze kalkanı’nı aynı zamanda bir ekonomik uyarıcı olarak görmek gerekiyor. Başka bir deyişle, Bush'un ‘kısmi müdaheleciliğinde’ diğer bir ayağı oluşturuyor.

Gelecek yıl bu vakit, ‘Birliğin Durumu’nunda George W. Bush dün ne demiş ve 365 gün sonra ne çıkmış, yeni durumu hep beraber göreceğiz...
X