Birleşmeyi gururuna yediremeyenler var

Nilgün KARATAŞ
19.10.2003 - 01:44 | Son Güncelleme:

BDDK Başkanı Engin Akçakoca, bankaların birleşip güçlenmesi için bütün teşviklerin sağlandığını ancak, bu yönde beklenen gelişmenin sağlanamadığını söyledi. Akçakoca, ‘‘Bunu banka patronlarının aile gururlarına düşkün olmalarına bağlıyorum. Birleşmeyip zayıflayan, sonucuna katlanır’’ dedi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca, sektördeki birleşmelerin beklendiği gibi gerçekleşmediğini söyledi. Active Academy tarafından düzenlenen 1'inci Uluslararası Finans Zirvesi'nde katılımcıların ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akçakoca, birleşmelere duyulan ihtiyacı dile getirirken, iki yıldır bu konunun üzerinde durduklarını ve gerekli teşvikleri de çıkardıklarını hatırlattı. Akçakoca, ‘‘Ancak bizde özellikle orta ölçekli bankaların sahipleri patronca ve aile duygularına çok bağlı olarak faaliyet gösterdiklerinden bu konuya pek ilgi göstermiyorlar’’ dedi.

Akçakoca, şu ana kadar yapılan birleşmelerin aktif büyüklüğünün 26.5 milyar dolarda kaldığını kaydetti. Akçakoca, ‘‘Bu bir ölçek meselesi. Bunu bizim gördüğümüz gibi, o banka sahipleri ve yöneticilerin de görmesi gerekiyor. Birleşmeyip zayıflayacak ise yarın onun sonucuna katlanmak durumunda kalacaklar’’ diye konuştu. Bu konudaki isteksizliği ‘‘genetik özelliklere’’ bağlayan Akçakoca, söylerine şöyle devam etti:

‘‘Bunun nedenini daha çok aile gururlarına düşkün olmalarına bağlıyorum. Daha çok böyle psikolojik etkenler diye düşünüyorum. Daha bu işin matematiğini tam olarak anladıklarına da inanmıyorum, anlamış olsalar biraraya gelirlerdi.’’

HEDEF TAHTASI OLDUK

Akçakoca, 2 yıl 7 ay 1 gündür görevde olduğunu hatırlatarak, ‘‘BDDK kurulduğundan beri hedef tahtası’’ dedi. Akçakoca, kendisine yöneltilen sorular doğrultusunda şu açıklamalarda bulundu:

‘‘Bağımsız kurul işinde iki yol var. Ya tam bağımsızlık ya da merkezi hükümetin bir parçası olmak, ikisi de dünyada uygulanıyor. Bunlardan birini seçmek gerekiyor. Her ikisi de saygın ve çeşitli ülkelerce denenmiş bir yol ama ikisi arasında ortak yol bulmak için karşılıklı tavizler alınarak düzenlemelerin yapılması sakıncalı olabilir. O zaman tam bağımsızlık ve özerklikten beklenen kalite elde edilemez. Tercih; global dünyanın neresinde yer almak istediğiniz. İşte bunun için hesap verebilirlik önemli. Bu kurulların parlamento ve yargıya hesap vermesi konusunda hem fikiriz. Eğer bunu kabul ediyorsak, siyaset ve merkezi hükümet ile tam bağımsızlık arasında arabuluculuk yapacak değişikliklere gitmenin çok daha büyük sorunlar yaratacağını düşünüyorum’.

İmar Bankası'nda dolandırıcılık var

BDDK Başkanı Engin Akçakoca, ‘‘Bankalara yönelik bir endişe var mı’’ sorusuna yanıt verirken, İmar Bankası'nı ima ederek ‘‘Son olaydan söz ediyorsanız farklı bir durum var. Orada zimmet, dolandırıcılık, sahtecilik gibi bir olay sözkonusu. Bunun dışında böyle bir beklentimiz yok’’ dedi.

Zirve'nin patronu, Can Akın Çağlar'ın ağabeyi

Active Academy tarafından düzenlenen ‘‘1. Uluslarası Finans Zirvesi’’ne ilgi büyüktü. Zirve'ye başta bakanlar olmak üzere, finansla ilgili tüm 'Ankara Erkánı' katıldı. Bu ilginin zirveyi düzenleyen kuruluşun sahibi Bülent Çağlar'ın Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar'ın ağabeyi olmasından kaynaklandığı ileri sürüldü.

Krizleri BDDK çıkarmadı

Prof. Dr. İlhan Uludağ'ın zora düşen bankaların zararının doğrudan Hazine ve vergi mükellefleri tarafından karşılanmasına yönelik eleştirisine BDDK Başkanı Engin Akçakoca, ‘‘Şu anda TMSF'nin başka bir kaynağı olmadığından başka çözüm yolu bulamıyoruz. Maalesef birçok ülkede de böyle’’ diye konuştu. Bu arada İmar Bankası dışında Hazine'den aldıkları fon miktarının 17.4 milyar dolar olduğunu söyleyen Akçakoca, ‘‘Öyle 25-30 milyar dolar değil. Bu bankaların çoğu kasım ve şubat krizinde battı, likidite sorunu ortaya çıkınca mecburen alınıyor’’ dedi. Gazetecilerin batan bankaların zararının vergilerle halkın sırtına yüklenmesine ilişkin sorusu üzerine mevduat sigortasına değinen Akçakoca, şunları söyledi: ‘‘2001 yılı başında tüm pasife garanti getirildi diye böyle konuşuyorsunuz. Aslında sigorta miktarı mudi başına 50 milyar lira. Şu andaki kanun da öyle, 2004'te yürürlüğe girecek bizim düzenlememiz de böyle. Ama 2001 yılı başındaki kriz nedeniyle pasif garantisi, hükümet tarafından artırıldığından, BDDK tarafından zor duruma düşen bankalara 'pasif garantisi işler' denildiğinden, bankalar da bugüne kadar fona alındığı için ek bir maliyet söz konusu. Krizler nedeniyle böyle oldu. Krizleri BDDK çıkarmamıştır. Sigorta 4 Temmuz 2003 tarihinde 50 milyar liraya inecek diye BDDK kararı var ve bir senelik geçiş dönemi verildi.’’
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı