Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Birileri düğmeye basınca

<B>KÜRTÇE </B>konusu Türkiye'nin gündemine yeniden oturtulmak isteniyor. <B>‘‘Kürtçe eğitim’’ </B>görmek isteyen, ancak Kürtçe bilmeyen tipler dilekçe üstüne dilekçe veriyor.

Düğmeye PKK tarafından basıldı, PKK'nın Almanya'da yayınlanan gazetesi bu kampanyayı başlattı.

Fakat işin garip tarafı, ‘‘Kürtçü’’ PKK'nın gazetesi Türkçe yayınlanıyor!.. Çünkü bu heriflerin kendileri Kürtçe bilmiyor!

Alın İmralı'da kuzu gibi yatan Apo'yu. Eğer isterse uluslararası bir heyet oluşturalım, kendisini Kürtçe sınavına tabi tutsunlar. Bu anlı şanlı Kürtçü katilin Kürtçe bilmediği ortaya çıkacak. Yıllarca yabancı servislerin taşeronu olarak Kürtçülük adına iş yapmış, 40 bin'e yakın insanın kanına girmiş bu adam, kendi ‘‘anadilini’’ bilmiyor!

Zaten ‘‘Kürtçe’’ deyince hangi dili kastediyorlar? Birincisi, bu bir dil değil. İkincisi, çeşitli lehçeleri var ve bu lehçeleri konuşanlar birbirlerini anlamıyor. Örneğin Leyla Zana'yı Kuzey Irak'a gönderip ‘‘Hadi kardeş, Barzani ile Kürtçe konuşup anlaşın’’ deseniz, birbirlerini anlamaları mümkün değil. ‘‘Dil’’ diye tanımladıkları Kürtçe, aslında Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı bir dilcik!

* * *

Evet, birileri yine düğmeye basıyor. Bir yanda ANAP Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu, Meclis kürsüsüne çıkıp hapisteki eski DEP milletvekillerinin affedilmesini ‘‘insanlık adına!’’ istiyor.

Aynı günlerde PKK ve Türkiye'deki uzantısı HADEP tarafından Kürtçe eğitim kampanyası başlatılıp dilekçeler veriliyor.

Peki ya Türkiye günün birinde örneğin şöyle bir karar alırsa ne olacak:

‘‘İsteyen öğrenci, üniversite sınavına Kürtçe girebilir. Herkes tercihini yapsın ve form doldurup altını imzalasın.’’

Yani isteyene sorular Kürtçe sorulacak! Hangi Kürtçe olduğunu da bırakalım bir yana, bunlardan biri bile bunu tercih etmez...

Çünkü Kürtçe isteyenlerin anadili Kürtçe değil. Hatta bunların pek çoğu, aynen PKK takımı gibi, Kürtçe bile bilmiyor. Eğer bilselerdi, PKK'nın gazeteleri Türkçe değil, Kürtçe çıkardı. Aralarındaki haberleşme Türkçe değil, Kürtçe yapılırdı.

Bunlar Türkiye'nin, ekmeğini yedikleri, üniversitelerinde okudukları ülkenin düşmanları. Bütün amaçları Türkiye'yi yıpratmak ve kucağına sığındıkları, taşeronluğunu ve maşalığını yaptıkları Avrupa Birliği'ne şikáyet etmek. Bunlar hem bizim içimizde, hem Avrupa'da.

Avrupa düğmeye bastırtıyor, bunlar piyasaya çıkıyor. İstekleri hiç bitmeyecek. Elimizi versek kolumuzu kapacaklar.

Bu arada hemen belirteyim, ben Atatürk'ün kurduğu CHP'nin bu konuda sergilediği ‘‘entel’’ tutumu da anlamıyorum. Bunların Genel Sekreter Yardımcısı dün İnsan Hakları Derneği'ne gidiyor ve hükümetin Kürtçe konusundaki ‘‘yasakçı’’ tutumunu eleştiriyor!

Vay CHP vay!

Anayasa Mahkemesi HADEP'in kapatılması istemiyle açılan davada -Allah nazardan saklasın!- yıllardan beri karar veremiyor!

Vay Türkiye vay!


CUMHURİYET KADINININ MEKTUBU


Sumerolog Dr. ve üniversite hocası Muazzez İlmiye Çığ, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'a bir mektup göndermiş. Bunu size özetle iletiyorum. Haşim Kılıç inşallah mesajı almıştır!

‘‘Sayın beyefendi, 6 Ocak 2002 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karşı çıktığınızı, Merve Kavakçı'nın (türbanıyla) Meclis'e girmemesi için bir yasa olmadığını ve bunlara engel olmanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu savunmuşsunuz.

87 yaşındayım, 1931 yılından itibaren 42 yıl boyunca üniversitede bulundum ve devlet hizmetinde çalıştım. Bu süre içinde çalışan ve okuyan kadınlardan hiçbiri ‘başımızı örteceğiz' diye ortaya çıkmadı. Siz de pekálá biliyorsunuz ki, Merve ve onun gibi diğer kızlarımızın başları, dini siyasete alet eden parti tarafından para verilerek örttürüldü.

Bu tamamiyle Cumhuriyet'i yıkıp şeriat kanunlarını getirmek için bir başlangıçtı. Buna kadınlardan başlamak da en akıllıca bir işti!

Bizim kıyafet kanunumuzda erkekler dinsel kıyafetle dışarıda gezemeyecekleri gibi, kadınların da laik devletin kurumlarına dinsel kıyafetle giremeyecekleri doğaldır.

İnsan Hakları Sözleşmesi diye, kendimizi Avrupa'ya köle yapıyoruz. Bizim hiç söz hakkımız, şahsiyetimiz yok mu? Bunu savunamayacak kadar mı zavallıyız? Bunun şeriata, daha doğrusu devleti yıkmaya yönelik bir partinin oyunları olduğunu anlatacak gücümüz yok mu?

Onlar bizdeki terörü destekleyerek yüzlerce insanın ölmesine neden olurken, insan hakları yok muydu? Onlara bunları anlatıp haklılığımızı savunacağımız yerde, ne yazık ki, söz sahibi olanlarımızın şeriat bezirgánlarına arka çıkması çok acıklı. Saygılarımla.’’

87
yaşındaki Cumhuriyet kadını Muazzez İlmiye Çığ’ın mesajını, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Bay Haşim Kılıç -pek sanmam ama- inşallah algılamıştır!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI