Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Birbirimizi kıskanıyor muyuz?

    Cüneyt ÜLSEVER
    24.11.2001 - 12:21 | Son Güncelleme: 24.11.2001 - 12:21

    Huzuru arayan serüvenimde, uğradığım duraklarda, okurlardan çeşitli tepkiler alıyorum.

    Geçen hafta zor bir konu seçmiş ve kibirin yarattığı negatif enerji ile insana nasıl bir yük olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

    Farklı olma ihtiyacının esasında insanın yaratma kavgasında en güçlü motor olduğunu; bu ihtiyacın özünde pozitif bir duygu olduğunu belirtmiştim.

    Ancak, yaratıcı insanlardan aynı zamanda mütevazı olmalarını beklediğimizi; başarılarını bizim teslim etmemiz gerektiğini vurgulamıştım.

    Yaratan-üreten insanların, mütevazı olurlarsa, eserleri dışında bir depozitif enerji üreteceklerini düşünüyorum.

    * * *

    Bazı okurlarım, özellikle yaratıcı mesleklerde çalışanlar, ‘‘tevazu‘‘ konusuna takıldılar. Bu alanda özellikle sanatçı dostlarım tarafından uyarıldım.

    Onlara göre ‘‘tevazu‘‘ bu ülke için lüks!

    Bu ülkede insanlar başarıyı takdir etmeyi bilmiyorlar.

    Hatta, bazılarına göre başarı kıskanılıyor, yok edilmeye çalışılıyor.

    Bir kısmı da bu ülkenin belleği olmadığını düşünüyor.

    Başarıları ya çabuk unutuyor, ya da baştan kaale almıyoruz.

    * * *

    Beni bu konuda uyaran dostlar sanatçı ama medyatik olmayan insanlar.

    Aralarında bazılarının ünü yurtdışına taşmış ama onlarla ülkemizde ilgilenen kimse yok.

    Bir arkadaşım uyardı; ‘‘Bu ülkede biraz da kibirli olmak lazım!‘‘

    * * *

    Galiba onlar da haklılar. Ben de başkalarının başarısını teslim etme konusunda çok bonkör insanlar olduğumuzu düşünmüyorum.

    Esasında huzura giden yolda kıskançlık bir başka engel; ama çok da kolay mağlup olduğumuz bir duygu.

    Birbirimizi kıskanmadan edemiyoruz.

    Birbirimizden esinlenmeyi, birbirimize özenmeyi kastetmiyorum.

    Bunlar birbirimizden pozitif enerji almamızı sağlayan duygular.

    Ancak; kıskançlık, haset olma gibi duygular esasında bize yük; zira onlar bizi negatif enerji ile boğuyorlar.

    * * *

    Bir başka gerçek daha var. O da belleğimizin zayıf olması.

    İyi olanı çabuk unutuyor, kötü olandan şikayet etmekten ise hiç vazgeçmiyoruz.

    Bu da bizi vefasız yapıyor.

    Vefasız olunca da yine birlikte pozitif enerji üretmekten vazgeçiyoruz.

    * * *

    Hal böyle olunca; aramızda sayıları çok az olan yaratan-üreten ama mütevazı insanlar, bir süre sonra tüm motivasyonlarını yitiriyorlar.

    Onların içindeki şevki kırıyoruz.

    Onların şevkini kırınca biz de kaybediyoruz.

    Zira, onların yarattıkları eserlerden veya sistematikten yoksun kalıyoruz.

    Onların itici motorunu, yaratıcılığın itici motorunu kösteklediğimiz zaman da; esasında toplumun itici motoru dumura uğruyor.

    Zira, yine başa döneceğim; toplumları farklı kılan bireylerinin farklı olma ihtiyacıdır.

    Birbirimizin farklı olduğunu birbirimize teslim etmezsek; birbirimizi kibirli olmaya, dolayısı ile negatif enerji üretmeye zorluyoruz.

    Halbuki; kibir şeytanın insanda en fazla sevdiği duygu ise; insanın insanda en fazla sevdiği duygu tevazudur.

    * * *

    Birbirimizi ne kadar çok takdir etmeyi becerirsek, huzura o kadar çok yaklaşırız.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı