Biraz felsefe biraz girişimcilik

Emine Büşra Çevik
09.05.2017 - 11:00 | Son Güncelleme:

Nedir bu üçgen? Kimisi kutsallığı belirttiğine inanır, kimisi doğayı ve dönüşümü anlattığına, kimisi ego-super ego, id üçlüsüne. Girişimciliği düşündüğümde ise Platon’un meşhur ruh ayrımı konsepti ve Emily Dickinson’ın trilojisi bana oldukça anlamlı geliyor. Yani, rational, spirited ve appetitive ruhun değişimi ve onun dengesi. (Kelimelerin direkt Türkçe karşılıklarının tam anlamı vermediğini düşünüldüğünden dolayı İngilizce tercih edilmiştir.) Bu üç özellik ve onların birbiriyle ilişkisi benim hayatımdaki girişimcilik tanımını oluşturuyor. Çünkü sadece iş kurmaktan, değer yaratmaktan daha fazlası olduğuna inanıyorum. Hayatı yaşayış tarzımız, hayata bakış açımız olmalı. Aslında girişimci olmak demek itiraz etmektir, kendini tanımaktır ve kendi istediğin hayatı oluşturmak için çabalamaktır.

Rational Ruh

Karar verici köşedir. Platon bu durumun bilgelik içermesi gerektirdiğine inanır. Sadece bilgiden daha fazlasıdır; deneyimdir, yaşanmışlıktır. Bazı şeyleri ders kitaplarından öğrenmezsiniz. Hata yapmanız, insanların arasına girmeniz kısaca yaşamanız gerekir. Yoksa sadece gözlüklü şirin olursunuz. Her şeyi bilen ama aslında hiçbir şeyin farkında olmayan biri.

Girişimcilik dünyasında insanlar çok söylerler: bunları hep işte öğrendim, yaparken öğrendim. Hayatımız bir çözülmesi gereken bir denklem değil. Tüm değişkenleri ve bu değişkenlerin değerini asla yaşamadan bilemeyeceğiz. Yaşamak ve bunlardan öğrenerek ilerlemek zorundayız. Ben kimim? Ben neye değer veriyorum? Benim yeteneklerim neler? Bundan ne öğrendim? Sorular içinde boğulmak değil bahsettiğim, deneyimlerken öğrenmek. Zor bir denge bilgelik, asla ulaşamayacağımız kadar zor bir basamak. Zaten ana amaç da bu: oldum dememek, keşfetmeye devam etmek, hata yapmak ve öğrenmek.

Spirited Ruh

Savaşçı olmak demektir. Ve bence en özel noktalarından birisi bu özellik. Size sunulan ve sizden beklenen hayata hayır diyebilmek, her şeye rağmen devam edebilmek başkaldırışlarının temeli buradan gelir. Cesaret gerektirir. Neredeyse doğduğunuz andan itibaren utanma duygusu aşılanmış ruhlarımız için öğrenilmesi biraz daha zordur diğerlerine göre. İlk köşe için hatalarından öğrenmek demiştik, burası ise hata yapabilme yürekliliğidir.  

İyi bir girişimci farklı olma, kendi fikrinin peşinden koşma, iç sesini dinleme ve bazen herkese ters yönde gidebilme cesaretini göstermek zorundadır. Kendine güvenmek ve anda kalmak bu özelliklerin ön koşuludur. Anda yaşamak size stratejinizi ne zaman değiştirmeniz gerektirdiğini gösterirken kendine güvenmek ise hayalinizi geçekleştirebilme inancı verir.

Appetitive Ruh

Hepimizin birbirimizden farklı yetenekleri vardır. Uzun yıllar boyunca aynı olmaya, sistemin bir parçası olmaya eğitildiğimiz için kendimizi keşfetmek belki de kaybettiğimiz bir yeteneğimiz. Bence bu noktada mutluluğu efektif bir araç olarak kullanılabiliriz. Bizi neler mutlu ediyor ve bunlar bizi neden mutlu ediyor? Bu sorunun yeteneklerimizi ve değerlerimizi bulmak için önemli olduğunu düşünüyorum. Sevdiğimiz işler bize zorunluluk olarak gelmez, onlar için zaman harcamayı severiz, yaparken mutlu oluruz. Küçük bir çocuğu düşünün. Asla bir şeyi öğrenmek zorunda değildir ve sadece onu mutlu eden şeyleri öğrenir. Evet, yalnızca bizi mutlu eden şeyleri yaptığımız bir dünyada hiçbir zaman olmayacağız. Ancak kendi yeteneklerimiz doğrultusunda bir hayat yaşadığımızda o işin sevmediğimiz noktaları dahi bize bir şekilde tatmin verecek. 

"In the name of the bee, and the butterfly and of the breeze, amen!"

Ve şimdi bu şiire geliyorum. Yaşamı anlatan en güzel şiirlerden birisidir kesinlikle. Buradaki bee, being anlamındadır; insanın var olma sürecine bir işarettir. Öte yandan butterfly, değişimi gösterir. Bir yaprak tırtılından uçabilen bir kelebeğe dönüşme sürecidir. Ve son olarak breeze; insan ruhunu anlatır. Her birimizin hayatı en sonunda sadece bir esinti olacak. İstesek de istemesek de insanların hayatlarına bir şekilde dokunacağız. Az ya da çok, bilinçli ya da bilinçsiz. Ama nasıl bir esinti olacağımız bizim tercihimiz. Var olmaya çalıştığımız ve yaşadıklarımızın bizi güçlendirmesine izin verdiğimiz sürece istediğimiz esintiyi yaratmak mümkün. Ve ancak keşfetmeyi, itiraz etmeyi, deneyimlere açık olmayı bırakmadığımızda ona yön vermek elimizde.

Bilmeye ve yaşamaya cesaret edin.

 



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı