"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Biraz alışveriş biraz seks

Açıksözlü, seksi ve eğlenceli! “Sert” demek istemiyorum, çünkü hiçbirimiz Alice’in harikalar diyarında gezinmiyoruz sonuçta...

Hepimizin hayatı gibi işte, bazen sert bazen yumuşak.
Tüm bu tanımlamalar ne için? DOT’un yeni sahnelemeye başladığı “Shopping and F*****g”, yani Türkçesiyle “Alışveriş ve S***ş adlı oyun için (böyle sansüre uğratıp yıldızlı yazınca daha bir havalı oluyormuş aslında).
Öyle tiyatro sevdalısı değilim. Klasik oyunları, hele o farsları filan pek sevmem.
Sahne trafiğinden, uzun-klişe cümlelerden başım döner, uykum gelir, sıkılırım.
Zaten DOT’un oyunları klasik oyunlar gibi değil.
Yeni bir biçim, yeni bir tarz (araştırma sevdalısına, “in-yer-face” deniyor buna).
Bilmeyen/görmeyen için önce ortamı tarif edeyim.
Bir tarihi apartmanın (Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı) dairelerinden birine giriyorsunuz. Orta büyüklükte bir salon gibi düşünün burayı. Sahne diye bir şey yok. Sadece camdan bir platform var ortada.
Onun gerisinde ise izleyicilerin oturması için sandalyeler.
Sadece 50 kişilik...
Işıklar kararıyor ve gümbürtülü bir rock parçası eşliğinde oyun başlıyor. Nitekim müzik, sahne geçişlerini montajlamak için bol bol kullanılıyor. Önemli bir unsur yani.
Oyun hiç ara vermeden yaklaşık iki saat sürüyor.
Sıkılıyor musunuz? Hayır! Esniyor musunuz? Hayır.
Keza fırsat mı var?
Öyle zımba gibi ki her şey. Oyuncular, müzikler, konu...
Konu demişken bu arada, konu ne?
şöyle anahtar kelimeler sıralayayım sadece: ıkili dostluk, üçlü dostluk, ikili ilişki, üçlü ilişki, sahip olunma, sahip olma, seks, daha çok tüketmek için para, para için kendini daha çok tüketme ve yine seks...
Fazla detaya gerek yok. Giden görür, gören bu oyunu sever...

Addams Family geri döndü!

Bir ara Addams Family vardı televizyonlarda. Kendi halinde bir korku komedi. Hani Christina Ricci’nin çocukluk zamanlarında oynadığı bir diziydi.
Bir de Anjelica Houston vardı onun annesini oynayan. Uzun boylu, uzun siyah saçlı, siyah rujlu filan...
Bu dizi durup dururken aklıma gelmedi elbet. Hello! Dergisi’nin son sayısında Deniz Berdan ve kızı Begüm’ün sürreal fotoğraflarını görünce yad ettim Addams Family’yi.
Ana-kız tıpkı o dizinin ikibinlerdeki versiyonu oluvermişler.
Her şeyi takıp takıştırmışlar, yamalı bir stil oluşturmuşlar; köpeklerini, temizlikçilerini, hizmetçilerini filan da fotoğraf karelerine sıkıştırıp bir adet Berdan Family yaratmışlar.
Berdan Family’nin ana kraliçesi Deniz Hanım, TV projelerinden bahsetmiş fotoğraf yanına serpiştirilmiş “ah sizin o şahane stil dünyanız yok mu” konulu röplemede.
Bence en kısa zamanda çekilecek proje, Addams Family’nin yerli versiyonu olmalı.
Korkunç ve de komik olur kanaatindeyim...

Nasıl geçti habersiz hafta sonu

Biliyorum biliyorum; uzun süredir özlenen, arzu edilen bir bölümdü “nasıl geçti habersiz hafta sonu”.
Mail atıyordunuz, faks çekiyordunuz, mektuplar atıyordunuz, depresyona giriyordunuz, filan... Neyse abartmayalım, dağılalım. ışte perşembe-cuma-cumartesinin “dışarı” notları...

TÜNEL’DEKİ PLAYGROUND

Tünel’de Playground diye bir kulübe gittim. “Tam nerede?” diye hiç sormayın. Çünkü dışarıda tabelası filan olmadığı için bulmak biraz zor. Sadece Galata’ya doğru inerken diyebilirim. Playground son zamanlarda herkesin doğum günü partisi için seçtiği bir yer oldu. Biz de bir arkadaşımızın doğum gününe gittik. Mekan yüksek tavanlı ve ferahtı, sevdim.

İSTANBUL MODERN’DE ÇADIRLI PARTİ

Hafta sonu perşembeden başlar diye bir geyik var,doğru aslında. Perşembeden eğlence havasına giren çoğunlukta. Onlara müjdemizi verelim. Artık her ayın ilk perşembesi ıstanbul Modern’de “modern perşembeler” partisi var. İlk parti geçen perşembe yapıldı. ıstanbul Modern’in yanına koca beyaz bir çadır kuruldu, içi şahane bir şekilde ışıklandırıldı. Ama herkes çadırın dışında sosyalleşmeyi tercih etti. Çünkü hava güzeldi, çünkü sigara içen çoğunluktaydı. Çadır süs gibi kaldı biraz. Ama olsun.
Burada da kitle alternatifti. “Alternatif”ten kastım şu: Marjinal filan değil. Hani şu popüler mekanlarda görmeye alıştığımız beyaz gömlek-siyah ceketli adamlar ve pırıltılı seksi elbiseleri sarı saçlarıyla ortalıkta fink atan kadınlardan uzakta sade, kendine göre stili olan, gösterişsiz insanlar topluluğu... Alternatif bu...
X