"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Bırakın çocuklarınız hata yapsın

Dünyanın en önemli kognitif terapistlerinden Dr. Christine A. Padesky, geçen hafta bir seminer için İstanbul’daydı. “Mind Over Mood” (Evinizdeki Terapist) adlı kitabı 23 dile çevrilen Padesky, sizin için sorduğum soruları yanıtladı.

Kedi, köpek, örümcek, yılan, uçak fobisi gibi özel fobiler, kognitif terapi yöntemiyle kısa sürede tedavi edilebilir mi?
- Kesinlikle. Fobiler en kolay tedavi edilen anksiyete bozukluklarından biri. Kognitif terapi ile fobi tedavisinde tecrübeli bir terapiste giderseniz, fobiler genellikle 4-8 seans arasında iyileşir.
Panik bozukluk ne kadar sürede iyileşir?
- Genellikle 6-12 seans arasında iyileşme beklenir. Eğer agorafobi (evin dışında bir yerlere gitme korkusu) eşlik ediyorsa, bu daha uzun sürebilir, belki 30 seans gerekebilir. Şunu söyleyebiliriz ki, anksiyete bozukluklarının hepsinde 6 ay içinde iyileşme kaydedebilirsiniz. Anksiyete bozukluklarının iyi tarafı da budur, iyileşmesi çok kısada mümkündür.
Kognitif terapinin bu kadar etkili olmasının nedeni ne?
- Tedavi süreci, insanların tehlike olarak gördükleri şeylere dair korkularını azaltmak ve korktukları şeylerle baş edebilme becerilerini artırmak olarak özetlenebilir. İnsanlara, korktukları şeylerden kaçınmak yerine, küçük adımlarla yaklaşmaları için yardım ediyoruz. Çünkü korkulan şeye yaklaştıkça korku azalır.
Çocuklar da kognitif terapiden fayda görür mü?
- Kesinlikle. Çocuklar da yetişkinler gibi kaygı hissedebilir, depresif olabilirler. Fakat onlarla çalışırken kavramları basitleştirmeniz gerekir. Hikâyeler anlatırız, kuklalar kullanırız. Bu sayede yeni beceriler öğrenebilir ve duygu durumlarını yönetebilirler. Öğrendikleri onlara sadece çocukken değil, yetişkin olduklarında da faydalı olur.

7 YAŞINDA İNTİHARA KALKIŞAN BİR ÇOCUKLA DA ÇALIŞTIM

Anne-babalar çocuklarını en çok ne tip problemler yüzünden psikoloğa getirirler?
- Çok küçük çocuklar genellikle okul korkusu, anne-babadan ayrılma korkusu, yabancılarla konuşma korkusu ve bunun gibi başka korkular yüzünden getirilir. Bunların dışında ben depresyona giren çocuklarla, başlarına kötü şeyler gelen çocuklarla da çalıştım, 7 yaşında intihara teşebbüs etmiş bir çocukla da çalıştım.
Çocuklarda sık görülen başka bir problem de davranış bozuklukları. Birçok anne-baba ve öğretmen, söz dinlemeyen, yaramaz çocuklardan şikayetçi...
- Kognitif terapi, çocukların davranış problemleri için de çok etkili. Çocukların da inançları ve davranışları arasında bağlantı var. Diğer bir deyişle davranışlarının altında yatan bir düşünce sistemi var. Onlara şu örneği veriyorum: Bilgisayarda oyun oynarken puan kazanmaya çalışırsın. Eğer hata yaparsan, puan kazanamazsın, hatta oyun dışı kalabilirsin. Oyunu kaybedeceğini bile bile aynı hatayı tekrarlar mısın? Bu soruyu sorduğumda genellikle “Tekrarlamam, bu aptallık olur” derler. O zaman onlara “Öyleyse kazanmak için ne yaparsın?” diye sorarım. “Kazanmak için değişik yöntemler denerim” derler. O zaman “Hayat da bir nevi oyun gibi. Eğer başarısız olursak, yeni yollar deneriz” diye açıklarım. Sonra beraber düşünmeye başlarız, okulda veya evde hep aynı problemlerle karşı karşıya geldiğinde nasıl hissediyorsun? Kazansaydın nasıl hissederdin? Kazanmak için nasıl yollar deneyebilirdin?
Terapide öğrendiklerini deneyimlemek, kognitif terapide önemli bir yer tutuyor değil mi?
- Terapistler kendi değer yargılarını danışanlarına empoze etmezler. Her kişi hayatını kendi istediği gibi yaşamalı. Bu nedenle istediğin mutluluğu, istediğin hayatı yaşayabilmek için ne şekilde düşünmen veya davranman gerektiğini bulman gerekir. Bunu bulabilmek için danışanları, değişik düşünce ve davranışları deneyimlemelerine teşvik ederiz. Çünkü benim için geçerli olan şey, karşımdaki için geçerli olmayabilir.
Çocuklar ise bu deneyimlemeler sayesinde yeni beceriler öğreniyorlar.
- Çok doğru. Çocuklar genellikle duygularını yönetmekte çok becerikli olmazlar. Deneyler, sosyal beceriler, problem çözme becerileri, insanlarla geçinme becerileri geliştirmelerine yardım eder. Böylelikle üzgün olduğunda,  kızmak, ağlamak veya başkalarına vurmak yerine, neler yapabileceklerini, kötü hissettiklerinde iyi hissetmek için neler yapabileceklerini öğrenebilirler.
Anne-babalar bana sık sık “Psikolojik açıdan sağlıklı bir çocuk nasıl yetiştirilir?” diye soruyor. Siz onlara ne önerirdiniz?
- Onlara, çocukların psikolojisini etkileyecek tek bir doğrunun veya yanlışın olmadığını söylerdim. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha kolaydır. Çocukların doğuştan getirdikleri bir mizacı var ve anne-babaların bu mizaçla ilgili olarak yapabilecekleri çok fazla bir şey yok. Çocuklarımız için yapabileceğimiz en önemli şey onları sevmek. İkincisi, bir miktar stres yaşamalarına ve bununla baş etmelerine izin vermek. Psikolojik sağlık, her zaman mutlu olmak veya her istediğine sahip olmak anlamına gelmez. Psikolojik sağlık, mutlu olabilmeyi becerebilmekle, hayatın zorluklarıyla karşı karşı geldiğinde bu zorluklarla baş edebilmek arasında bir denge kurabilmektir. Anne-babalar, çocuklarının psikolojik sağlığıyla ilgili kendilerini tamamen sorumlu tutmamalılar, fakat onlara sevgiden oluşan sağlam bir altyapı sunarak yardım edebilirler. Çocuklar 3-4 yaşlarındayken çok daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar, bu yaşlarda limitli bir şekilde bağımsızlık öğretirsiniz. Büyüdükçe onlara daha fazla özgürlük vermeliyiz ama bir yandan da gözümüz kulağımız üstlerinde olmalı ki, büyük problemlerle karşılaştıklarında yanlarında olabilelim.
Sizce anne-babaların yaptığı en büyük hata ne?
- Türkiye’deki durumu bilmiyorum ama Amerika’da “helikopter anne-babalar” şeklinde bir tanımlama var. Bunlar her dakika çocuklarını gözlerler, çocuğun ufacık bir stresinde hemen müdahale ederler. Bu büyük hata. Çünkü çocuklarımızın “ne istersem olur” şeklinde bir inanca sahip olmalarını istemeyiz. “Problemlerimi her zaman annem-babam çözer” şeklinde düşünerek anne-babalarına bağımlı olmalarını da istemeyiz. Anne-babalar çocuklarına hata yapabilecekleri bir alan bırakmalı ki, bu hatalardan bir şeyler öğrensinler.

HEPİMİZİN İÇİNDE İYİLEŞME GÜCÜ VAR

Kaç yıldır terapi yapıyorsunuz?
- 1978 yılından beri, 35 yıldır.
İnsanların bana sık sık sorduğu bir soru var, ben de size sormak istiyorum. Bütün gün insanların problemlerini nasıl dinleyebiliyorsunuz?
- Ben insanların problemlerini dinlerken, onların kısa bir süre sonra kendilerini daha iyi hissedeceklerini biliyorum. Boğazınız ağrıdığı için doktora gittiğinizde, doktor kendini kötü hissetmez, çünkü sizin boğazınıza neyin iyi geleceğini biliyordur. Depresyon ve anksiyete bozukluklarında da böyle bir durum var. Bana gelen kişilere nasıl yardım edebileceğimi biliyorum.
Psikolog olarak, insanlara bir cümleyle yardım edebileceğinizi bilseniz, o cümle ne olurdu?
- Şunu söylemek isterdim: Hepimizin içinde iyileşmeye yönelik bir güç var. Hayatın zorluklarıyla karşı karşıya geldiğimizdehatırlamalıyız ki hepimiz zorluklarla baş edebilecek güce sahibiz. Eğer gücümüzü kullanır ve aile, arkadaşlardan veya çevremizdeki diğer kişilerden sosyal destek alırsak zorluklarla baş edebiliriz. Sadece kendimize karşı sabırlı olmalıyız.

TERAPİDE GEÇMiŞTEN BAHSETMEK O KADAR DA FAYDALI DEĞİL

Terapi deyince bazı kişilerin aklına ‘çocukluğuna inmek’ gelir. Terapi sırasında çocukluğunun araştırılacağını, bunun acı vereceğini, anne-babanın suçlanacağını düşünür ve terapiden uzak durur. Kognitif terapide geçmişten ne kadar bahsediliyor?
- Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, terapi sırasında şimdi, burada ve bugünden ne kadar çok bahsederseniz, terapi o kadar olumlu sonuç verir.
Dolayısıyla geçmişten çok fazla bahsetmek aslında o kadar faydalı değil. Bu, geçmişi yok sayacağımız anlamına gelmez. Geçmişimizin bugünkü reaksiyonlarımıza etkisi vardır, bu nedenle bazen geçmişten bahsederiz. Fakat geçmişten bahsederken de, geçmişin bugünkü ilişkilerinize, düşünce tarzınıza etkisini anlamaya odaklanırız. Daha çok şimdide ve burada kalmayı tercih ederiz.

 

X