Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bırakın ablamın yakasını

Emin ÇÖLAŞAN

Ablam üzmeye devam ediyorlar. Ablam strese girdi. Yanakları şişti, gözlerinin altı karardı. İnsanın üzerine bu kadar gidilmez ki canım! Geçen yıl Refah'ın korumasına girip kelle hesabıyla ne güzel aklanmıştı.

Şimdi eski yemeği yeniden ısıttılar, Soruşturma Komisyonu kurdular.

Haydi, al baştan! Yeniden üyeler belirlenecek, belgeler masaya yatırılacak, servetin kaynağı araştırılacak, düzmece belgeler ortaya çıkarılacak ve ondan sonra yallah Yüce Divan.

Ablam bu kez orada hesap verecek.

Televizyon kameraları, foto muhabirleri, yüzlerce gazeteci, itiş kakış... Tansu ablam tıpkı Necmettin amcası gibi oralarda sıkılıp bunalacak, tek tek hesap verecek.

Bu malı mülkü nasıl edindiler? Paraları nereden buldular?

Yüce Divan önünde dese ki: ‘‘Babamdan miras kalan parayı çalıştırdık, sonracığıma benim rahmetli anamın yastık altından epeyce para çıktı. Ayrıca Özer eniştenizin anası geçen yıl vefat ettiğinde, onun da yastık altından servet fışkırdı...’’

Yüce Divan bunları yemez.

Oradaki yargıçlardan biri soruverir:

‘‘Amerika'da kola içecek paranız olmadığını siz söylemiştiniz. Sonra nasıl oldu da orada 6 milyon dolarlık mülk edindiniz?..’’

Evet, bu değirmenin suyunun nereden geldiği belli değil. Bu iş öyle babasından 1970'li yıllarda kalan 400 bin liralık mirasla falan olmaz.

Bu hanım, başbakan olmadan sadece bir ay önce bile kendi şirketlerinin işini takip ediyor ve kolaylık gösterilmesini bazı hükümet üyelerinden istirham ediyordu.

Hem de yazıların altında kendi imzasıyla.

Bu belgeleri burada yeniden yayınlamamı ister mi?

***

Önceki gün burada, vergi uzmanı Doç. Dr. Şükrü Kızılot'un bir yazısından söz etmiştim. Çok ilginç bir olay aktarıyordu. Çocukların bile tanıdığı ‘‘çok ünlü’’ bir adamın anası vefat etmiş ve yastığının altından yüz milyarlara ulaşan, döviz ve altından oluşan bir servet çıkmıştı!

Kızılot, bu şahsın bu yöntemle kara para aklaması yaptığını iddia ediyordu.

Acaba bu şahıs, milli enişte Özer miydi?

Kendisine bu soruyu önceki gün burada sordum ve yanıt vermesini istirham ettim. O mu, değil mi?

İki satır bir açıklama gönderip şöyle diyebilirdi:

‘‘Anamın yastık altından servet çıkmadı. Böyle bir servet çıkmadığı için de, veraset intikal beyannamesinde bu dolarları, markları ve altınları göstermiş değilim.’’

Ben de kendisine teşekkür ederdim ve iş biterdi.

Sayın eniştemiz işine gelen konularda kaleme sarılır, o güzel Türkçesi ve engin bilgisiyle döktürmeye başlar! Kendisi için bir şey yazanlara veryansın eder.

Fakat gelin görün ki, böylesine ciddi bir konuda ağzını açamıyor, iki satırlık açıklama gönderemiyor! Acaba neden?

Sayın eniştemden bir kez daha istirham ediyorum. Lütfen bir yanıt göndersin.

Sonra başkaları bu konuda resmi bir açıklama yapar, vallahi enişte bey zor durumda kalıverir!.. Haydi eniştem, bir şey gönder de, buradan okuyucularımıza duyurayım.

***

Bugün bizim gazetede Hakan Akpınar'ın ilginç bir haberi yer alıyor. Tansu ablam, hakkında soruşturma açılması kararından sonra adamlarına bakınız ne demiş:

‘‘Alnımda leke yok. Beni siyasetten silemeyecekler. Sonuna kadar direneceğim. Beni siyasetten silmek öyle kolay olmayacak. Milletin hakkını koruduğum için hedef seçildim. Ben soruşturmadan korkmam.’’

Madem soruşturmadan korkmazsın, o halde günlerden beri niye ağlaşıp duruyorsun be ablacım?

Çık mertçe ortaya ve hakkında soruşturma açılması doğrultusunda oy kullan.

Çık Yüce Divan önüne ve orada ver hesabını.

Değirmenin suyunun nereden geldiğini kanıtla. Bu trilyonluk serveti nereden ve nasıl elde ettiğini açıkla.

Haydi ablam, benim güzel ablam!

Benim namuslu, dürüst, alnında lekesi olmayan ablam!

Sen üzme kendini. Geçen sefer Refah'a sığınmıştın. Bu sefer de faziletli Fazilet'e sığınırsın, olur biter be ablam!

***

Burada Tansu ablamdan söz ettikçe, aklıma hep bir örtülü ödenek olayı geliyor. Anımsayın, 1996 Mayıs ayında bir gece, örtülü ödenek parasından 500 milyar lira Vakıfbank'taki hesaptan çekilip Konut'a getirilmiş ve sonra buharlaşmıştı! O sırada ablam başbakanlık yapıyordu.

Bu para konusunda Genelkurmay, MİT, İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan açıklamalar ilginçti. 500 milyarın ne olduğunu devletin hiçbir ilgili kuruluşu bilmiyordu.

Bu para, günümüzün değerleriyle 1.5 trilyon ediyor.

Ablam ve yandaşları daha sonra dediler ki: ‘‘Paranın nereye gittiğini söylersek savaş çıkar.’’

Bu olayı basına sızdıran, buharlaşmanın hemen ardından başbakan olan Mesut Yılmaz abimdi. Sonra işin ucunu o da bıraktı.

Sahi, o para ne oldu? Nereye gitti? Niçin sustun Mesut abicim?

Konut'a gece yarısı bavullarla getirilen örtülü ödenek parasının nereye gittiğini Genelkurmay bilmiyor, MİT bilmiyor, diğer ilgili devlet kuruluşları bilmiyor ama ablam biliyor, eniştem Özer biliyor, bakıcıları Suna Pelister biliyor!.. Ve bu konu bile uyutuluyor.

Vay anasını sayın seyirciler!

Burası Türkiye. Olur böyle vakalar, yapanın yanına kâr kalır paralar!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI