Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir zihniyet devrimi ilanı

HİÇ abartmıyorum; bu bir zihniyet devrimi! ’Küreselleşme öldü’ diyenler bu devrimi iyi okusun.<br><br>Devrimi yapan DİSK.

Yani Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu.

Fakat bu bildiğiniz dışa, devirmeye dönük siyasal devrimlerden değil.

Tamamıyla içsel, dönüştürmeye yönelik zihinsel bir devrim.

Atlamış olabilirsiniz, lütfen tembellik etmeyin.

Açın dünün Hürriyet Gazetesi’ni ’Beş dakikanızı bize ayırır mısınız?’ başlığıyla yayınlanan tam sayfa ilanı son satırına kadar dikkatle okuyun.

İnanın siz de en az benim kadar şaşıracaksınız.

Hele de DİSK’in dün gazetelerde çıkan ilanının yanına size birazdan aktaracağım 30 yıl önce çıkmış bir başka ilanını koyduğunuzda.

* * *

DİSK/Tekstil İşçileri Sendikası 2.5 milyon kişiye istihdam sağlayan Tekstil sektörü adına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a açık bir mektup yazmış.

Özetle,’10 milyon insana aş ve iş sağlayan tekstil sektörünü kaderine terk edemezsiniz’ diyor. Buraya kadar her şey normal.

Elbette bir işçi sendikası olarak DİSK, işçinin hakkını arayacak.

Fakat farklılık DİSK, ilk kez bir ilanda işçi ile beraber işverenin de hakkını arıyor.

Daha doğrusu soğuk savaş döneminden kalma ’işçi (ezilen)-işveren (ezen)’ ayrımını terk ediyor. Yaşanan ekonomik kriz karşısında ’işçi ile işverenin kaderi aynıdır’ diyor.

Bırakın bir tek satırında işverene laf etmeyi,’milyarlarca dolarlık yatırımların hurdaya dönüşmesinden, sanayicinin tefecilerin eline düşmesinden’ şikáyet ediliyor.

Hatta hükümet karşısında çekingen davranan sanayi örgütlerine cesaret bile veriliyor.

Öneriler kısmında sadece işçinin değil ’işverenin üzerindeki enerji ve prim yükleri de kalksın’ deniliyor. Memura, emekliye ikramiye isteniyor.

İç pazarın güçlendirilmesinden, ihracatın desteklenmesinden söz ediliyor.

En önemlisi mektubun sonunda ’bu çağrıyı karşıtlıklar üzerinden değil, milli sanayinin korunması için yapıyoruz’ deniliyor.

* * *

Şimdi gelin sizlerle tam 30 yıl öncesine yani Mayıs 1979’a gidelim.

TÜSİAD dünya ekonomisinde yaşanan darboğaz karşısında yetersiz kalan Ecevit Hükümeti’ne, ’Gerçekçi çıkış yolu/ Ulus bekliyor/ Yokluğu paylaşmak mı? Bolluğu Sağlamak mı/Refahın ve Hürriyetlerin Düşmanı: Enflasyon’ başlıklı dört ilanla bir anlamda ’sivil bir ültimatom’ veriyor.

Ecevit, ilanları ’paralı muhtıra’ olarak niteleyip ateş püskürüyor.

Bunun üzerine DİSK kendi yayın organında ’Büyük sermaye savaş açtı’ başlığıyla,’krizin asıl suçlusu sizsiniz’ minvalli karşıt bir yazı yayınlıyor.

Dahası tıpkı bugünkü gibi DİSK/Tekstil-İş gazetelere bir ilan veriyor.

Kaderin tecellisi her iki ilanı veren kurum da kişiler de aynı.

Süleyman Çelebi ve Rıdvan Budak.

* * *

Tabii çok önemli bir farkla.

Daha ilk satırda,’Toplumun geleceğini belirlemek sermayenin elinde değildir’ deniliyor. TÜSİAD yani işverenler yerden yere vuruluyor.

Buyurun okuyalım: ’Daha fazla kár, daha fazla işsizlik ve sömürü demektir. Bu bunalımın gerçek sorumlusu sanayici, bankacı, ithalatçı, ihracatçı, büyük tüccarların oluşturduğu egemen sınıflardır. Ülkemizin tüm zenginliklerini emperyalistlere peşkeş çekenler sizlersiniz. Toplumumuzun tek üretken gücü emekçilerdir. Tüm değerleri yaratan bizleriz. Siz tarihin akışına toplumun gelişimine karşı duranlarsınızÖ’

Lütfen 30 yıl arayla verilen iki ilanı yan yana koyup bir daha okuyun.

Abartıyor muyum, bu bir zihniyet devrimi değilse ne?
X