Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir yılın muhasebesi

Serdar TURGUT

Bir yıl daha geçti.

Dün masamın başında derin düşüncelere daldım.

Neler olmuş neler bu geride bıraktığımız 1997 yılında.

Bu önemli olaylar unutulmamalıydı, bir şekilde kayda geçirilmeliydi.

Muazzam boyutlarda olan görev bilincimle yazıya giriştim ve yılın önemli olaylarının bir dökümünü çıkardım.

İşte 1997'nin önemli olaylar ‘TOP 10’ listesi.

***

1- Nisan ayının 20'sinde saat 18.00 ile 21.00 arasında Rana üç saat boyunca sustu. Dünya tarihinde ilk kez olan bu mucize bir daha tekrarlanır mı bilemiyorum ama üç saat kadarcık olsa bile insanın hiçbir eleştiri almaması gerçekten güzel bir şeymiş, bunu o gün fark ettim.

2- Sevgili Turhan Başartan, birlikte yemek yediğimiz lokantadaki bir beyi eski çevre bakanı zannederek onunla bir süre konuştu. Adam panikledi çünkü o çevre bakanı değil lokantada şarkı söyleyen beydi. Yanıldığını anlayan ancak bunu tabii ki itiraf etmeyen Turhan Bey daha sonra yaptığı yorumda şarkıcı beyi suçladı ve ‘‘Ne yapayım yani o da eski çevre bakanına o kadar benzemeseydi’’ dedi. İşin daha da garibi, çok daha sonra şarkı söyleyen beyin eski çevre bakanının akrabası olduğu ortaya çıktı. Bütün bu olayların ne anlama geldiğini bilmiyorum ama yaşadığımız süreç çok ilginçti, bu da kesin.

3- Babam tam tamına 376 kez böyle giderse işten atılacağımı anlattı. Bu tür konuşmalarının bazı günler iki kez tekrarlanmış olması bana şimdi bunları yazarken bile son derece garip geliyor. Hayır anlamadınız, yani garip gelen nokta şu: Bugüne kadar onu çoktan öldürmüş olmam gerekiyordu ama nedendir bilemiyorum basiretim bağlanmış işte. İnşallah 1998 yılında bu işi halledeceğim.

***

4- Genel yayın yönetmenim bu yıl içinde üst üste, hem de birbirine yakın aralıklarla vermiş olduğu sözü tuttu. Bu da dünya tarihinde ilk kez olan bir mucizedir. Bunun bir daha olmayacağı kesin ama kesin olan başka bir şey daha varsa o da bu olayın genel yayın yönetmeninin artık yaşlanmış olduğunu gösterdiğidir.

5- Sevgili Tanju Öztürk tam tamına 276 kez beni eleştirdi. Aslında şimdi bakıyorum da bu sayının bu kadar az çıkmasına hayret ediyorum. Ben onun tarafından toplam eleştirilme sayısının en azından 500'e ulaştığını düşünmekteydim. Tanju'nun bunun dışında yıl içindeki en önemli başarısı temmuz ayı içinde pişirdiği çiğ börekti. Türkiye'de ve dünyada bunun gibi lezzetli bir şey yoktu yemin ediyorum.

6- Temmuz ayının 17'sinde son derece önemli bir sosyolojik gelişme oldu. O gün sevgili Ali Esat Göksel hayatında ilk kez kolası ve ütüsü mükemmel olmayan bir gömlekle sokağa halkın önüne çıktı. O gün hepimiz Ali Esat'ın önemli bir hastalığı olduğundan filan korktuk ama Allah'tan bir şeyi yokmuş. Kolası az olan gömlek onun cimnastik kıyafetiymiş. Meseleyi bu şekilde açıklığa kavuşturduktan sonra, ancak o zaman rahat bir nefes alabildik. Rahat nefes aldık çünkü hayatın rutininde önemli bir değişiklik çok şükür ki olmamıştı.

***

7- Geçen yıl içinde sevgili Nuri Çolakoğlu gecelik uyku süresini on dakikadan tam tamına 11 dakika 23 saniyeye yükseltti. Bütün dostları onun bu kadar fazla uyumaya başlamasını ‘‘Nuri de yaşlanmaya başladı, tüh tüh’’ şeklinde cümlelerle yorumladılar. Nuri uyuma satini yükseltti ama ne yazık ki uykuya geçme zamanını bir türlü düzene sokamadı. İlla da 23.00'te uyuması ve 23.11.23'te de uyanması gerekiyor. Bulunduğu mekân da onun için önemli değil. Son olarak onu Q-Bar'da gördüm. İçerde o kadar gürültü vardı ki benim tahminime göre bu kadar yüksek ses en son olarak bir de Londra‘nın İkinci Dünya Savaşı sırasında bombalanması sürecinde çıkmıştı. Ama bu kadar gürütültüye rağmen bilin bakalım saat 23.00 olunca ne oldu. Evet evet, doğru tahmin ettiniz.

8- Yeri gelmişken hemen yazayım, geçen yıl benim için iki acı gün vardı. Bunlardan ilki 16 Ocak 1997, diğeri de 20 Ekim 1997’ydi. Bu her iki tarihte de ne yazık ki yine New York'tan Türkiye'ye döndüm. İnşallah bu dönüş acısını bir daha hiç yaşamam.

***

9- Türk demokrasisi açısından da önemli olaylar yaşandı 1997'de. Örneğin Mesut Yılmaz'ın konuşma hızı arttı. Eskiden ‘Sevgili vatandaşlarım, nasılsınız’ cümlesini bile üç dakikada, her bir kelimenin arasında birer dakika düşünerek konuşurdu. Geçen yıl aynen bu cümleyi söyleme hızı 2 dakikaya indi. Uzmanlar bunu Mesut Yılmaz'ın kendisine olan güveninin artmasıyla bağlantılı ortaya çıkan bir psikolojik evrim olduğunu söylüyorlar.

10- Ve son önemli olay. Evdeki kedilerimiz Safinaz ve Silvester'in tuvaletlerini yaptıkları kutu balkondan alındı ve benim çalışma odama konuldu. Ben eminim ki bu da Türk demokrasisinin gelişmesine bir şekilde katkı oluşturdu. Çünkü ben hayatta her şeyin sonuçta birbiriyle anlamlı bir şekilde bağlantılı olduğuna inanan, iflah olmaz bir diyalektik uzmanıyım. Örneğin kedilerin tuvaleti odama konulduktan sonra ben de haddimi bilmeye başladım ve artık siyasi içerikli yorumlar yapmayı bıraktım. Demokrasimize bu da bir katkı yapmadıysa başka ne katkı yapabilir, bunu bana birisi açıklamalı.

X