« Hürriyet.com.tr
MENÜ

BİR YILBAŞI ÖNERİSİ: 2001'İ PRAG'DA KARŞILAYIN!Bölüm: 2 Prag'da ne(re)lere takılmalı? Prag'ın renkleri... Prag caddelerinde sarışın, uzun mevzun bacaklı,

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
BİR YILBAŞI ÖNERİSİ: 2001'İ PRAG'DA KARŞILAYIN!Bölüm: 2 Prag'da ne(re)lere takılmalı? Prag'ın renkleri... Prag caddelerinde sarışın, uzun mevzun bacaklı, hayat dolu, mini etekli, güleç genç kızlar karşıladı bizi. Tarihlerinin acılı yükü düşünüldüğünde, ne heyecan verici bir tezattı! Nihayet, özgür bir hayata kavuşma coşkusunu paylaşmak geldi içimizden. Kültür hazineleriyle gurur duyuyorlardı. Biz de iftihar ettik. Oysa, kırk yıl önce baskıya direnen Çek halkı, kendi lisanını reddetme noktasına gelip dayanmıştı. Z.Kuneralp'den izleyelim: "Harp ertesi, Prag'da -sebebi meydandadır- Almanya'yı ve Almanlar'ı hatırlatan her şeye kötü nazarla bakılırdı. Herkes Almanca konuşurdu, kimse Almanca konuştuğunu kabul etmek istemezdi. Almanca'ya 'İsviçrece' denirdi, Almanca denilmezdi. Dükkân kapılarında levhalar asılı idi: 'Burada Rusça, İngilizce, Fransızca, İsviçrelice konuşulur. Ben de, dükkânlarda hüsnümuamele görmek için, yine Almanca konuşurdum. Çünkü, dükkâncıların en iyi bildikleri dil idi, ama şivemi bozardım." Her insan, pek çeşitli sebeplerle durmadan kendini aldatır. Fakat, halkların cümbür cemaat bir tuhaf aldatmaya cevaz vermeleri çok ilginç değil mi? Haksız yere çekilen acılara müttefik bir tepki, sessiz ve derinden bir "sivil" protesto!.. Unutmadan… "Şivemi bozardım…" derken, Zeki Kuneralp -her zamanki tevazuu ile- ufak bir gerçeği gizliyor. Kuneralp'in "bozuk şive" dediği, düpedüz, İsviçre'de konuşulan Almanca; ki, Goethe'nin yazıp çizdiği Almanca ile çooook uzaktan akraba olur. Zeki Kuneralp'in ilk öğrendiği lisan, Almanca. Ne var ki, İlkokul çağlarında, validesi İsviçre'de, Bern Sefareti'nde görevli olduğu için, Kuneralp mahalli İsviçre Almancası'nı da ana dili gibi bilirdi. Belli yıldönümlerinde, İsviçre'deki mektep arkadaşları ile yaptığı telefon görüşmelerine şahit olduğumda, küttedek düşüp bayılasım gelirdi. Bildiğimiz Almanca -"lied"ler hariç- bile, bana kimi zaman kaba gelirken, İsviçreli dağlı halkın konuştuğu "şey" tam bir felaketti. Dan dun bir dil!.. Diyeceğim şu ki, Zeki Kuneralp, bu nazik mevzuda Prag'daki dükkân sahiplerinin gönlünü hoş edeyim derken, şivesini bozmak için hiç zorlanmıyor, sadece minik bir frekans değişikliği ile, sular seller gibi bildiği, ikinci Almanca'sını konuşuyordu. Devletler Hukuku doktorasını Bern Üniversitesi'nden almış bir diplomat sıfatıyla, kimseye çaktırmadan oynadığı bu ufak oyunda, kimbilir ne çok eğlenmişti… PRAG şehir turunda görülecek yerler Kısa kısa… LORETAN MEYDANI: 17. Yüzyıl barok tarzda Protestan kilisesi olarak yapılmış, fakat daha sonra Katolik kilisesi olarak değiştirilmiştir. 1626-1631 arası İtalyan mimarlarca Azize Mary'nin İtalya'daki evi kopya edilmek suretiyle yapılan Loretan 18. Yüzyıl'da Alman mimarlarca tamamlanmıştır. İçeride Katolik papazların törenlerde taşıdıkları büyük haç benzeri 'Monstrenz' altında yapılmış ve üzerinde 6200 değerli taş ile süslenmiştir. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI (ÇERNENSKİ PALACE): 1948'de komünizmin gelişinden sonra komünist partiye üye olmayan tek diplomat; aynı zamanda Çekoslovakya'nın kurucusu Tomaş Mazaryk'in, Jan Mazaryk'in pencereden atlaması (1950'lerde) ile ünlüdür. Jan Mazaryk acaba atıldı mı sorusunun cevabı hâlâ bilinmiyor. 1.AVLUYA DOĞRU İLERLERKEN ÇEVRE BİNALAR: Eski hükümet binalarıdır. Solda, kale girişinde, nöbet tutan askerlerin kaldıkları merkez binası bulunur. İlerledikçe, solda köşede Dışişleri Bakanlığı'nın ek binası bulunur, biraz ileride sağ tarafta görülen binada ise, şimdi askeri müze bulunuyor ki bu binanın dış cephesinde tipik Rönesans çalışması olan üçgen siyahlıklar görülebilir. Bu siyahlıklar taşın kazınması sonucu renk değiştirmesi ile sağlanmıştır. BAŞPİSKOPOSLUK SARAYI: 973'de kurulan ilk Prag piskoposluğu, 1344'de başpiskoposluk haline getirildi. Kalenin ana girişine gelindiğinde, solda kalan bu bina erken Rönesans döneminde yapılmış. Fakat daha sonra, barok ve rococo tarzda ilavelerle bugüne getirilmiştir. Mozart'ın hayatı konulu film kısmen bu binada çekilmiştir. 1.AVLU: Günde 24 saat askerlerin nöbet tuttuğu ve sadece önemli günlerde kullanılan kalenin ana giriş kapısıdır. Habsburg-Macar Monarşisi döneminde Kraliçe Maria Teresa tarafından 18. Yüzyıl'da da yenilenmiştir. (17. Yüzyıl yapımı kemerli Mathias Kapısı hariç). 2.AVLU: 14. Yüzyıl barok tarzdaki sarayın yeni bölümü içinde kalır. Burası da Maria Teresa tarafından yenilenmiştir. 1. Avluyu arkanıza aldığınızda, ortada barok çeşme bulunur. Solda İspanyol salonu, sağa bakıldığında sol kol Rudolf Galerisi, sağ kol Habsburgların özel çapelidir. 3.AVLU ve ST.VİTUS KATEDRALİ: Avluda kraliyet ailesinden gelmemesine rağmen, Bila Hora Savaşı'ndaki gayretleri nedeniyle halkça kahraman ilan edilip kral olan St. George'un heykeli bulunur. Avlu içerisinde bulunan St. Vitus Katedrali'ne adanmıştır. Katedral 920'de Wencesles tarafından yaptırılan basilikanın üzerine inşa edilmiştir. 1344-1929 yılları arasında tamamlanmıştır. IV. Karl tarafından Petr Parler'e yaptırılmış. Katedralin ana girişi olan ve 1367'de tamamlanan güney bronz kapısını karşınıza aldığınızda, kapının üzerinde İsa'nın 'Last Judgement' (Son Karar) mozaiği bulunur. 75 mt'lik gotik çan kulesi tepesine oturtulmuş barok kubbe ile tamamlanmıştır. Arkanızda kalan balkon, Çek krallarının yaptıkları konuşmalar ile ünlüdür. Sağ tarafta ise, kralın saraydan katedrale direk geçişini sağlayan üst koridor bağlantısı bulunur. Bu üst koridorun altından geçtiğinizde, solda katedralin en eski bölümü görülür ki, birbirine benzemeksizin yaratık kafaları şeklinde yapılmış olan 300 yağmur oluğu dikkat çeker. ESKİ SARAY BİNASI ve VALADISLAV SALONU: 3. avludan çıkınca, sağda kalan Eski Saray binası, Vladislav salonu ile ünlüdür ve 1493'de yapılmıştır. Kral'a haber getiren atlı habercilerin atları ile salona girerek haberi Kral'a vakit kaybetmeden iletebilmeleri için salon büyük yapılmıştır. Salonun alt katında ise ahır bulunur. WENCESLES (VACLAV) ŞAPELİ: 3.avluda çıkınca karşınıza gelen ve bir Petr Parler yapımı olan bu şapel barok ön cephe ve romanesk kuleleri ile dikkat çeker. Wenceslas, 939'da kardeşi Bohuslav tarafından öldürülmüştür. Vaclav meydanında, Ulusal Müze önünde heykeli bulunur. GOLDEN LANE: Hayatını astrologların tavsiyeleri ile yönlendiren III. Rudolf'un emri üzerine, her yolu deneyerek altın elde etmeye çalışan simyacıların tümünün buraya getirilmesi ile ün yapmıştır. Ayrıca, Nobel ödüllü Çek şair Jaroslav Seifert ve Franz Kafka çoğu eserlerini ilham aldıkları Golden Lane'de yaratmışlardır (mavi renkteki bina (no:22) Kafka'nın kız kardeşinin evi). MALA STRANA: Kalenin merdivenlerinden indikten sonra, kalenin eteklerine kurulu olan Mala Strana. Mala Strana Kulesi yanından geçip Karlovy (IV.Karl) Köprüsü'ne gelindiğinde, Mala Strana merkezinde St.Nicolas Kilisesi dikkat çeker. 15.yy yapımı bu kilisede akşamları 19.00-20.00 arası konserler düzenlenmektedir. CHARLES KÖPRÜSÜ: 1170'de Vitava nehri üzerine yapılan ilk taş köprü olan Judith Köprüsü'nün, 1342'de nehrin taşması ile hasar görmesi üzerine, Judith Köprüsü üzerine 1342'de IV. Karl tarafından yaptırılmıştır. Toplam altı kemerden oluşur. Üzeri aziz heykelleri ile süslenmiştir (en eski heykel 1657 İsa'nın çarmıha gerilişi, ayrıca Osmanlı'yı köle tüccarı gibi gösteren figür ise, Viyana kapılarına dayanan Osmanlı'dan ne kadar korkulduğunun göstergesi). Köprünün her iki yanındaki kütükler, kemerli ayakların korunması için yerleştirilmiştir. Vitava üzerindeki setler ise, zaan zaman 2mt'ye yükselebilen nehri ıslah etmek amacıyla tasarlanmış. ESKİ ŞEHİR MEYDANI (STAROMESTSKE NAMESTI): Kanlı olaylara sahne olmuş tarihi bir meydandır. Jan Hus (meydandaki heykel) ve müritleri Hussitler katledilmiş. 2.Prag Savunması'na sahne olmuş, şehre giren Nazilerle kanlı çarpışmalar yapılmış, komünist sisteme karşı çıkanlar burada cezalandırılmıştır. SAAT KULESİ: (Her nedense, bazı seyahat acentelerinin tanıtım bültenlerinde "Orloj Saati" deniyor. Oysa, bu iki kelime de -zaten- "saat" demek.) "Dünyanın 8. Harikası2 dense yeridir. Büyük küçük herkesin nutkunun tutulmasına sebep olan, nadide bir sanat eseri. Hem de çok eğlenceli. 1410 yılına ait bu yapı, ileride ustasının aynı mükemmellikte başka bir eser yapmasına meydan vermemek için kör edilmesine sebep olacak kadar güzel bir eserdir. Mekanizması sadece bir kez olarak 1550'de ayarlandı. Her saat başı çanı çaldığında açılan pencerelerden görünen ve iyilik, kötülük, ölüm, yaşam gibi kavramları temsil eden azizlerin seremonisi, ayrıca zaman ile birlikte ayın hareketlerini gösteren ve burçlarla ilgili unsurlarla donatılan yapıt üzerinde yer alan seyir terasından eşsiz bir manzara noktası sağlar. Orloj Saati'nin arkasında kalan Jewish Quarter (Yahudi Mahallesi ve de mezarlık) da gezilmesi gereken yerler arasındadır. (Ancak, iki noktayı hatırlatalım. Bir, tüm kalabalık yerlerde olduğu gibi, yankesicilere dikkat! Zira, saat başlarında kuklaları seyrederken insan kendini unutuyor. İki, Eski Şehir Meydanı'nın yanındaki lokantaların yemekleri asla lezzetli değil. Aynı para daha lezzetli yemekler yiyeceklerin tadına bakabilirsiniz. Derhal, rehberinize müracaat ediniz.) TYNE SARAYI: Saat Kulesi karşınızda iken sağda kalan yapı 14. Yüzyıl ortasında yaptırılmış. Kısmen, şehre gelen yabancı tüccarların bağışları ile. Daha sonra, Jan Hus'un talebeleri olan Hussitler'in dini merkezi, kilise haline getirilmiştir. Franz Kafka'nın çocukluğu kısmen burada geçmiştir. VACLAVSKE NAMESTI: Orloj Saati'ni tam arkanıza aldığınızda, karşınızdaki dar sokak, sizi doğruca Milli Müze'nin bulunduğu 500 mt'lik Vaclav Meydanı'na götürür. Komünizmin gidişi Başkan Havel ve eski Başkan Dubçek tarafından kararlaştırılıp burada halka duyurulmuştur. Halka sesleniş, meydanın ortasındaki Krone mağazasının tam karşısındaki, Melantrich binasının balkonundan yapılmıştır. PRAG'a nasıl gideceksiniz?.. Kendi özel otomobilinizle gidecekseniz, benzin parasını, Orta Avrupa'yı boydan boya kat edeceğiniz için en az üç dört ülkeden vize almanız gerekeceğini, sağı solu iyice görmek isterseniz, yol üstündeki masraflarınızın biraz artabileceğini hesaba katmanız gerekiyor. Uçakla gitmek isterseniz, Çekoslovak Havayolları CSA emrinize amade. CSA'da Airbas A310-300, Boeing 737-400, Boeing 737-500, ATR 72-202 ve ATR 42-400 tipi uçaklar hizmet veriyor. Dünyanın dört bir yanına uçuyorlar. Ancak, haftanın belli günlerinde, öğleden sonra 14.30'da kalkıp, dönüşte de 10.00'da havalanıyorlar. Dolayısıyla, gün kaybı söz konusu. Bu nedenle, BanDo Tour gibi turizm acenteleri, "charter" seferi düzenliyor. Kiralanan uçaklar, Prag'a gidişte sabah 07.00'de kalkıyor; İstanbul'a dönüşte de akşamüstü 18.00'de havalanıyor. Neredeyse 24 saat kazandıran bu tarife çok avantajlı, ancak tur yolcusu iseniz… Prag'a turla gitmek istiyorsanız, bu alanda söz sahibi dört önemli seyahat acentasından biriyle temas kurmanız gerekiyor. BanDo Tour her salı, 4 gece / 3 gecelik turlak düzenliyor. Gidiş ve dönüş Çek Hava Yolları ile. Toplam 329 dolar ücret, uçak bileti, transferler, yarım gün (dört saatlik) şehir turu, Türkçe rehberlik hizmetlerini içeriyor. Otelin 3 ya da 4 yıldızlı oluşuna gire, fiyat farkedebilir. Şehir turu dışında özel müze ziyaretleri, öğle ve akşam yemekleri metro ya da otobüs biletleri, vb. tur ücreti dışında. BanDo Tour'un Koordinatörü Oktay Gülen'in verdiği bilgiye göre, Prag'da istediğiniz gibi dolaşıp öğle ve akşam yemeklerini de kaliteli lokantalarda yerseniz, günde 10 ya da 20 US Doları gözden çıkarmanız gerekiyor. Alışverişin sınırı, pek tabii ki, müşterinin kesesine bağlı. ENTAŞ Turizm'in bayram ve yılbaşı turları arasında, THY ile tek başına Prag; Lauda Air ile de Prag (3 gün) ve İyana (4 gün) birleşik turu var.Tur Kosmos'un Prag turu 4 gece 5 günlük. Yeşil Elma, üç ayrı fiyatla Prag'a tur düzenliyor. Ayrıca, Viyana-Budapeşte-Prag turu da var. Travel Club'ın bayram turları arasında, Orta Avrupa'da sadece Prag (4 gece - 5 gün) yer alıyor. Bien Tours'un Prag turu da (5 gece - 6 gün) iki ayrı otel alternatifli. Prag-Viyana turu ise, 7 gece-8 günlük. Duru Turizm, yılbaşında 4 gece-5 günlük bir Prag gezisi düzenliyor. Jolly International Tours ile Peninsula Tours'un yılbaşı turu da 5 gece - 6 günlük. DETUR'un yılbaşındaki Prag turları, İstanbul ve Ankara'dan düzenleniyor. Ankara çıkışlı Prag turu 3 gece - 4 günlük. İstanbul çıkışlı Prag turu ise, 4 gece 5 günlük. Anı Tour'un özel havayolları ile gerçekleştirdiği Prag-Viyana-Budapeşte turu 26 Aralık-2 Ocak tarihleri arasında ve 7 gece- 8 günlük. Firmaların ayrıntılı ilanları ve telefon numaraları, gazetelerin ilan sayfalarında mevcut. RESTORAN ve CAFÉ'ler... Çek'lerin en ünlü yemeği "Svickova." Biftekten yapılıyor. Kendi evinizde de kolaylıkla yapabileceğiniz lezzetli, besleyici bir yemek. Bifteği önce az suda -lezzeti suya geçip azalmasın diye- haşlıyorlar. Sonra çok incecik kıyılıyor. Ayrıca hazırlanan soğan, sarımsak ve baharat karışımı bir sosla sunuluyor. Türklerin damak zevkine çok yakın bir yemek. Bir başka ünlü yemekleri ise, "Dumpling." Özel bir tarifi olan hamur işi. Yine kendisine has bir sosu var. Sosuna banıp ekmek niyetine de yenebiliyor. Ve tabii, dehşet iştah açıyor. Gündüz şehri turlarken, bir mola vermek istediğinizde, dünyanın her yerinde bulabileceğiniz McDonalds hamburgerleri, Kentucky Fried Chicken, King Burger ve benzerleri hizmetinizde. Hem hesaplı, bir öğün 5 $, hem de yiyecek konusunda bildik fast-food tadından uzaklaşmak istemeyenler için ideal. Restoranlarda 3-5 kap yemek 10-15 $ (kişi başına) tutuyor. Gece ise, programlı, içkili yemeklerde ise fiyat -kişi başına- 10 ila 15 $'ı buluyor. Prag'ın belki öbür Avrupa başkentlerinde kolay kolay bulamayacağınız bir özelliği var. Çok sayıda restoranda av eti, özellikle de geyik etinden hazırlanmış yemekler bulabilirsiniz. Ancak, rehberinize danışmanız gerek. Çünkü, av eti sunan lokantalar, turistik değil, geleneksel Çek yemekleri yapan yerler. Geyik etinin kaynağı av değil, yetiştirme çiftlikleri. Usulü ile pişirildiğinde, beyaz, kuzu eti gibi yumuşacık bir yemek sunuluyor. Prag'ın merkezinde, genellikle Çekler'in gittiği, küçük, klasik çek restoranı Monika tavsiye edilir. BanDo Tour'un tavsiye ettiği café ve restoranlar ise şöyle: CASABLANCA Fas yemeklerini tatmak için mutlaka Kuzey Afrika'nın Atlantik kıyısına gitmek şart değil. Casablanca'da Fas mutfağının nadide örnekleri mevcut. 24 21 05 19 Na Prikope 10, Praha 1 RESTAURANT LAMBEE Seçkin bir et lokantası, Eski Şehir'de. 24 24 85 12 Betlem Palais, Husova 5, Praha 1 Stare Mesto RYBI TRH RESTAURANT Balık lokantası, Eski Şehir'de. 24 89 54 47 Tyn 5, Tynsky Dvur Praha 1, Stare Mesto PİZZA COLOSEUM Pizza tutkunlarının cenneti. 242 14 914 Vodickova 32 Praha 1 FROMIN-RESTAURANT CAFÉ CLUB TERRACE Birkaç katlı bir tesis. En üst katında, camekânlı çok hoş bir mekânda, Prag'ın panoramik manzarasının keyfine varabilirsiniz. Restoran, café ve disco bir arada. 242 32 319 Vaclavske Nam. 21 Praha 1 JAPANESE RESTAURANT Burada Uzakdoğu ve Japon mutfağının leziz örnekleri sunuluyor. 54 23 49-9 Stefanikova 7, Praha 5 Smichov RESTAURANT U MODRE RUZE "Sarnıç" benzeri ilginç bir lokanta. 26 10 81 Rytirska 16, Praha 1 OBECNI DUM "İlle de Fransız mutfağı isterim" diyenlerin ilk başvuracağı adres. 22 00 27 80 Namesti Republiky 5, Praha 1 U PASTRKY Canlı müzik eşliğinde Çingene restoranı. BanDo Tour 35 $ ücretle, keyifli bir gece geçirmek isteyen müşterilerine özel lokanta turu düzenliyor. (Ücrete, limitli içki ve transferler dahil.) Ek bilgi: Prag'daki son gecenizi unutulmayacak bir anı ile süslemek isterseniz, Vltava Nehri'ni kat edecek bir tenezzüh gemisinde tekne turuna çıkabilirsiniz. Müzik eşliğinde, size sunulan menüyü değerlendirirken, kendinizi, Ulusal Tiyatro, Karlovy Köprüsü, Prag Kalesi gibi muhteşem eserlerin büyüsüne kaptırabilirsiniz. PRATİK BİLGİLER: Vize almak için: ÇEK CUMHURİYETİ BÜYÜKELÇİLİĞİKöroğlu Caddesi, No.100, Gaziosmanpaşa, ANKARA Tel: (0.312) 446 12 44 ÇEK CUMHURİYETİ BAŞKONSOLOSLUĞUMaçka Oteli yanı (otele 50 m. mesafede) / Maçka - İSTANBUL Her sabah 09.00-11.00 saatleri arasında, Murat Bey'e başvurulabilir. Tel: (0.212) 232 90 46 Seyahat sırasında pasaport ve vize kâğıdını devamlı olarak yanınızda -yani valizde değil, el çantanızda- bulundurmanız gerekiyor. Kaybetme ihtimaline karşı, özellikle pasaportunuzun bir fotokopisini -tercihan, noter tasdikli olarak- çıkartmanız çok yararlı olabilir. Prag'ın tramvay ve otobüs ağı hayli yaygın ve etkin. Buna ek olarak, üç metro hattı var. Turların çalıştığı tüm oteller metro ağına çok yakın olduğundan, şehir merkezine inmek son derece kolay. Her üç ulaşım aracı için 8 ya da 12 Kron'luk biletler de geçerlidir. Ancak, 12 Kron'luk biletler daha avantajlı, çünkü gece geç saatlere kadar geçerli. 8 Kron'luk biletler sadece dört istasyon için geçerli, süresi 15 dakika ve hat değiştirme imkânı da yok. Biletler, gazete bayilerinden, döviz bürolarından, otel resepsiyonlarından ya da metro girişlerindeki otomatlardan temin edilebilir. Bu biletlerin, metro istasyonlarının girişlerinde ya da otobüs ve tramvayların sarı numeratörlerinde damgalatılması gerekiyor. Biletsiz ya da damgasız yakalanırsanız, 1.000 Kron ceza ödersiniz. Metro gece yarısına kadar çalışıyor. Tramvay ve otobüsler, seferleri seyrekleştirilse de, 24 saat hizmet veriyor. Taksi ücretleri pahalı değil; ancak, taksimetrenin açık olmasına dikkat edin. Gideceğiniz yeri söyledikten sonra pazarlık da edebilirsiniz. Cep telefonu kullanmak mümkün. Türkiye'yi aramak için 00.90+Alan kodu+telefon numarası çevrilecek. Ankesörlü telefonlar için, telefon kartlarınızı gazete bayilerinden ya da döviz bürolarından alabilirsiniz. Döviz bozdurmak için, asla şehirdeki karaborsacılara yanaşmayınız. Otel resepsiyonları ve bazı döviz büroları döviz bozuyor, ancak komisyon alıyorlar. "Komisyon alınmaz" levhası bulunan büroları tercih ediniz. Prag, genellikle, güvenli bir şehir. Yine de, otel odanızda para ve öbür değerli eşyanızı bırakmamanızda yarar var. Prag, gün 24 saat yaşayan bir kenttir. Her şey var! Canınızne çekiyorsa her türlü paket programlar ya da çevre gezileri için hemen otel resepsiyonuna ya da rehberinize başvurabilirsiniz. Çek Cumhuriyeti, Türkiye'den bir saat geridir. Saatlerinizi ayarlamayı unutmayın. Prag'da çok sayıda markalı mağaza var. En ünlüleri, BATA: (Vaclavske Namesti - Metro hattı, A hattı - Mustek). Özellikle, kendisine evladiyelik bir ayakkabı koleksiyonu düzmek isteyen beyler için, bulunmaz bir fırsat. Tam 7 katlı mağazada ne ararsanız var! Bohemya kristal ve porselenlerini, tahta oyuncak ve her türlü çeşitli hediyelik eşyayı, ünlü Plsen biralarını, Çeklerin yerel içkisi BECHEROFKA'yı, camdan işlenmiş çeşitli ürünleri, şarapları bulabilirsiniz. "Tax Free" denilen vergi iadesi uygulaması başladığı için, 1.000 KC harcama yaptığınızda, formunuzu dükkândan isteyin; havalimanında bu iadeyi alabilirsiniz. Mecbur kalmadıkça kredi kartı kullanmayın; bankalar arası kurlarda dolar üzerinden TL'ye çevirim yapılınca, pahalıya patlıyor. BATA dışındaki önemli dükkânların adresleri şöyle: KOTVA - Namesti Republiky (Metro B Hattı - Nam. Republiky) TESKO - Narodni (Metro B Hattı - Narodni Trida) KRONE - Vaclavske Namesti (Metro A Hattı - Mustek) Şehir dışına turlar: KARLSTIN: IV. Karel tarafından, 1348-1357 yılları arasında inşa ettirilmiş bu şato, Gotik tarzda. Yüksek ve ormanlık bir yerde oluşu, yalnızca iç donanımının ihtişamı ile değil, çevresindeki güzelliklerle de, sizi büyüleyebilir. Prag'dan 30-40 dakikalık bir yolculuktan sonra, sizi bir de 10 dakikalık yürüyüş bekliyor. Ama, tarih ve tabiatı bir arada solumayı sevenler için ideal. Kaldı ki, yürüyüş esnasında, çevredeki dükkânlardan porselen ve kristal hediyelik eşya satın alabilirsiniz. Fiyatlar, Prag şehir merkezine kıyasla daha ehven. Yolculuk, yaklaşık dört saat sürüyor. KARLOVY VARY: Prag'dan yaklaşık iki saat mesafede olan bu dünyaca ünlü kaplıca, 1358'de, yine IV. Karel tarafından yaptırılmış. Termale varınca, öğle yemeği molası veriliyor. Sonra, bir çevre turu, yürüyüş imkânı var. Mayonuzu almayı unutmayın, termal açık havuzuna girebilirsiniz. KANOPİSTE: Gotik tarzda inşa edilmiş olmakla birlikte, muhteşem bir doğa manzarasının ortasında yükselen bu 16. Yüzyıl şatosuna ulaşmak için, 50 dakikalık bir yolculuk yetiyor. Şatonun, ayrıca bir göleti ve gül bahçesi de var. Tüm romantiklere duyurulur. Av hayvanlarından oluşturulmuş bir safari bölümü de var. Tur süresi, 4.5 saat. TERZİN: Çek Cumhuriyeti'ndeki en büyük Nazi kampı olan Terezin, Prag'dan 50 dakika mesafede. Burada 1.000 Yahudi öldürülmüş. Nazi subayların inşa ettirdiği kampta, gaz ve duş odalarını ve öbür ilginç kısımları görebilirsiniz. (Önemli not: Normal olarak, Prag dışına turlarda, tura gidiş ücreti müşteriye ait.) Prag bahsini kapatmadan -aslında, bu bahsi kapatmak öyle pek kolay değil malzeme gani, yaz yaz bitmez- değinmek istediğim, ama biraz tereddüt ettiğim bir konu var. Umarım, yanlış anlaşılmaz. Efendim, Prag'ı Türk erkekleri için fazlasıyla cazip kılan bir "renklilik" de, güzel kızlar. Barok mimari, müzeler ya da müzik konserleri ile değil de, boylu poslu, alımlı Çek kızları ile ilgili beylerimiz, Prag turlarının baş müşterileri. İnanın, turizm acentelerinin yalancısıyım. Yalnız, hemen "Nataşa psikozu"na girmek gerekmiyor. Zira, Çekler daha 20'sine varmadan, çocuklarını özgür bırakıyorlar. Çeşitli badireler atlatmış, henüz yoksulluk kısır döngüsünü kıramamış ülkede iş imkânları az. Olan işlerin de ücretleri düşük. Dolayısıyla, iş bulan çalışıyor, kurallara sıkı sıkıya bağlı, disiplinli, çalışkan bir halk. Ceplerinde üç kuruş da olsa, temiz pak, özenli giyinen, medeni insanlar. Ekmek parasını kazanan genç kız ya da delikanlı, ya da bir arkadaşı ile bir daireyi ortaklaşa -tek başına bu yükün altından kalkmak pek mümkün değil- bir daire tutuyor. Veyahutta, ana-babası ile oturmaya devam ediyor, ama bu sefer ailesine kira ödüyor. Çekler açısından, son derece normal bir durum bu. Düşününce, bana da hiç mantıksız gelmedi. Hani vardır ya, çocuk kira ödeyecek, bari yabancıya gitmesin hesabı. Kıt kanaat geçinirken, fazladan bir masraf kapısı açıldığında, ülkenin dört bir yanından gelen kızlar, Prag'ı -çoğu kez, kısa süreli- ziyaret ediyorlar. Kimi, belli otellerin lobilerinde müşteri bekliyor ya da ikametleri uzun sürecekse, ruhsatlı açılmış kulüplerde iş buluyorlar. Son derece temiz, ilgili, güleryüzlü, hoş sohbet hanımlar. Bizdeki gibi, kadın sermaye kullanan malum iyerlerinin "mezalim-eziyet" manzaralarından eser yok. İstediği kadar parayı denkleştiren hanım kızlarımız, günü geldiğinde, "Haydi, bana eyvallah…" deyip evine dönüyor ve eski hayatına avdet ediyor. Sözün özü, demokrasi içinde çare tükenmiyor!? Hanımların servisi harika da, Çekler'in genel olarak servis sektörü biraz ağır. Uzun süren Komünist rejim, tüm altyapı meselelerini halletmiş. Sağlık bedava ve tamamen devletin üzerinde, hastane kapılarında sürünmek, hatta son nefesini vermek falan yok. Ancak, görev tanımları kesin çizgilerle belirlenmiş bu halk, vazifesi ne ise onu harfiyen yerine getiriyor; ama, bizim alıştığımız "kıyak" müessesesinden eser yok. Kapitalist ülkelerdeki gibi, ekstra bir şey yapayım da müşterinin gözüne gireyim telaşı görülmüyor. Franz Kafka'nın evini anlatamadım, içimde kaldı, bambaşka bir dünya… Aslında, bir başka, bağımsız bir yazıya bırakmak daha iyi. Ama, Prag'a giderseniz, ne yapıp edin, kendinize bir müzik ziyafeti ikram edin. 2001'e Prag'da girerseniz, bu yılbaşını bir rüya gibi hatırlayacaksınız. Şimdiden, iyi seneler... Jülide ERGÜDER - 22 Aralık 2000, Cuma
Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler