« Hürriyet.com.tr

BİR YILBAŞI ÖNERİSİ: 2001'İ PRAG'DA KARŞILAYIN! Bölüm: 1 Folklorumuzda çok bilinen bir deyiş vardır: Varlıklı bir aile düğün dernek kurduğunda, ardından

Hürriyet Haber
X
BİR YILBAŞI ÖNERİSİ: 2001'İ PRAG'DA KARŞILAYIN! Bölüm: 1 Folklorumuzda çok bilinen bir deyiş vardır: Varlıklı bir aile düğün dernek kurduğunda, ardından "Kırk gün kırk gece düğün yapıldı…" denir. Menkıbelerin süslü cümlesidir. Masallarda, padişahın ya da ağanın beyin güzel kızının "mutlu sonu" yaşadığı, "Onlar ermiş muradına…" müjdesinin habercisidir. "Kırk gün kırk gece düğün", günümüzde, sadece sevda işlerine münhasır değil. Berlin Duvarı yıkıldığında da, tüm Avrupa'da günler ve haftalar boyu çılgınlar gibi şenlik yapılmıştı. Müzik, dans, patlatılan şampanyalar… Daha aklınıza ne gelirse… Sanırsınız ki, cihan harbi sona ermiş… Aylarca dünyanın dört bir yanında, duvardan sökülmüş ufak ufak parçaların hatıra eşya niyetine satıldığını bugün gibi hatırlıyorum. Öyle ki, gün geldi, herkes "bir duvar parçası" sahibi olmuştu. "Bir dikili ağaç sahibi" olurcasına, ahali neredeyse, "Benim de duvarım var!" fan-club'I kuracaktı. Allah'tan, kısa sürede, her türlü romantizmi paraya tahvil etme ustası bazı uyanıklar sayesinde, "Yahu, o taş parçalarının Berlin Duvarı ile alakası yok. Hepsi uyduruk!" söylentileri ortalığı sardı da, durduk yerde keleğe gelmekten kurtulduk; böylece, duvar sahibi de olamadık. Benim açımdan, Berlin Duvarı'nın en güzel armağanı, Prag'ı görme şansına kavuşmamdı. Malum, Berlin Duvarı'nın yıkılması, tıpkı Büyük Fransız İhtilali'nin başında Bastille Hapishanesi'nin zaptedilmesi gibi sembolik değerinin ötesinde milyonlar için yepyeni ufukların açılması demekti. Bu açılış, Batı Almanya'ya entegre olmaya çabalayan Doğu Almanlar açısından, hayli acılı bir süreç anlamına gelse de… Batı'nın uluslararası dev firmaları içinse, Sovyet pençesinden kurtulan tüm Doğu "sabık" Avrupa ülkeleri, "iş hacmi"ni genişletme imkânı demekti. Mesela, IBM için… Dinazor misali fazla büyüyen IBM, parçalanmanın eşiğinden, "kendi arzusuyla bölünerek" dönmüş, 1990'ların ilk yarısında, Doğu Arupa ülkelerinde yeni ufuklar arayışına girmişti. Yıkılan duvarın -bir zamanlar- doğusunda kalan halklar, artık, bilgisayar çağı ile tanışacaklardı. IBM'in Türkiye temsilciliği bir Türk gazeteci grubunu Prag'da düzenlenen uluslararası bir seminere götürmek isteyince, pek tabii, Hürriyet'ten de görevli arkadaş istenmiş. Amma velâkin, ekonomi servisindeki arkadaşların o günlerde işleri başlarından aştığından, uygun bir aday aranıyor. Bir gün, ikitelli'deki "gecekondu" günlerimizde, o futbol sahası büyüklüğündeki salona girmiş, azman U şeklindeki yazıişleri masasına doğru ilerliyordum. Ertuğrul Özkök ile Nejat Seçen ayakta, aday arama halinde olmalılar ki, yoldan geçen bendeniz oltaya yakalandım! (Böyle yakalanmaya can kurban…) Ertuğrul Özkök, "Jülide, senin pasaportun var mıydı?" diye sormaz mı? (Pasaportsuz gazeteci mi olurmuş?) İki ay asker gibi sürücü kursuna ve direksiyon derslerine gidip "Mümkünü yok, beceremem…" dediğim ehliyetimi almış, bence, emsalsiz başarıma henüz inanamamış haldeyim. Pat diye, "Aman Ertuğrul, değil pasaport, benim ehliyetim bile var!.." demiştim. Ahalinin kısa pantolonlu iken elde ettiği bir şeyi, büyük başarı diye davul zurnayla ilan edişim üzerine tüm yazıişlerinin yerlere yıkıldığını söylememe gerek var mı? Derhal muhasebeye yollandım, acele tarafından valiz toparlama ve Ayşe Karasu'nun "Ahhh, ah, yüreğini Prag'da bırakacaksın…" özlem nidaları arasında, o rüya şehre uçtum. Üç ay fasılasız adım adım gezsem, gene de doyamayacağımı bile bile de döndüm. İşte, tam da bu yüzden, bir nebze de olsa, Prag'ı size tanıtmaya azimliyim. Barok mimarinin en nadide örnekleri ile bezeli bu açık-müze şehir, ağaç zenginliği nedeniyle, ilkbahar ve güz günlerinde en güzel. Nefes kesen bir renk cümbüşünde kaybolmak istemiyorsanız, yılbaşında kendinize Prag'ı ikram edin. Alışveriş çılgınlığına kapılmazsanız, adam başı 2.000 $'a unutulmaz bir tatil yaşayabilirsiniz. Şimdi, gelelim güzeller güzele şehrimize… PRAG...-Yüreğinizi kaptıracağınız şehir - Ya da, Çek dilindeki ismiyle "Praha"… Kimileri için kendi halinde bir Orta Avrupa başkenti olan Prag'ı, çoğunluk Berlin Duvarı'nın yıkılışından sonra tanıdı. Sadece tanımakla kalmadı; bir hazine keşfetti. Ünlü besteci Sultana'nın "Moldova" adlı ölümsüz senfonik şiirinde müziğe döktüğü Vltava nehrinin kıyısında kurulu bir masal şehri. İnsanı romantizmin zirvelerine taşıyan bir şiir. Tıpkı, Belçika'daki Bruges kasabası gibi, bir açık müze, bir tarihi tablolar geçidi. Tarihi mimari düşkünlerinin nefeslerini kesen, eşsiz bir belde. Bohemya kristalleri ile rakipsiz Pilsen (Plsen) biralarının beşiği. Saat kulesi, hayranlarının gözdesi. Av eti sevenler için tatlı sürprizlerle dolu; dünyanın belli başlı mutfaklarının leziz örneklerinin sunulduğu lokantalar da cabası. Şato ve şarabın sihirli havasını solumak isteyenler için tatlı kaçamaklar. Klasik müzikseverler için gerçek bir cennet. Muhteşem konserlerin birbirini izlediği konser salonlarının yanı sıra, konservatuvar öğrencilerinin her köşe başında verdiği minik resitallerin doyumsuz güzellikler kattığı bir sanat atmosferi. Mütevazi ama tertemiz giyimli, kültürlü, medeni insanların ülkesi. Çapkın erkeklerin gözlerini bayram ettirecek, sarışın, mavi gözlü, sütun bacaklı güleç genç kızların sokaklarını doldurduğu neşeli bir şehir. Avrupa Birliği Kültür Bakanları Konseyi'nin 2000 yılı için tescil ettiği dünyanın sayılı kültür ve sanat başkentlerinden biri. Fransız Kafka'nın karamsar dünyasının izlerini arayanların kenti. Çünkü, Prag, Kafka'nın şehri. Deniz yerine, nehir kıyılarının gizemlerini özleyenler için melankolik geziler fırsatı. Alışveriş tutkunlarına en ucuz imkânlar: CD, kitap, kozmetik, özellikle de antika, cam ve kristal eşya ve bit pazarı sevenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir merkez. İlkbahar ve güz günlerinde, uzun yürüyüşler için ideal. Bata kunduralarının yuvası. "Arslan Asker Şıvayk"ı yaratan ünlü yazar Jaroslav Haşek'in yurdu. Halk arabası "Skoda"nın anavatanı. Turizm acenteleri Prag'a "Altın Şehir" diyorlar. Sonbaharda, akşamüstü güneşinin şavkı, büyük katedrallerin kubbelerine vurduğunda altın sarısına döndürdüğü için. Çekler ise, gözbebeklerini "Avrupa'nın kalbi" kabul ediyorlar. Haksız da sayılmazlar… Çekoslovakya'yı kuran Tomaş Mazaryk, dünyaca ünlü bir felsefe adamıydı. Beneş, Husak, Dubçek gibi liderler, Smetana ve Dvorak gibi büyüleyici kompozitörler yetiştirdiler. Şu andaki devlet başkanları, yine dünyaca ünlü tiyatro yazarı, Vaslav Havel. Asırlarca Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun hegemonyası altında yaşadıkları halde, milliyetçilik heyecanını daima canlı tuttular, Çek edebiyatını yeşerttiler, lisanlarını zenginleştirdiler. Çoğu zaman barıştan yana çıkan bir halk sıfatıyla pek cengâver sayılmasalar da, işgale uğradıkları dönemlerde bile, askeri kudretleri ile değil, kültürleri ile ayakta kaldılar. Fonda Alman kültürünün silinmez izleri her an hissedilirken, Prag'da tüm bu güzellikleri uyum içinde bir arada bulacaksınız. Ve, dönerken yüreğinizi orada bırakacaksınız. Prag'ı gören herkes, henüz görmeyenlere böyle der çünkü. 1981'den 1949'a bakış… Baskı kalktıktan sonraki Prag'ın, bugün yaşadığı nimetleri iyice kavrayabilmek için, savaştan çıktığı yıllardaki Prag'ı bilmek gerek. 1949'da Prag'a tayin olan Büyükelçi Zeki Kuneralp, kendisi gibi, hariciyemizin en gözde diplomatlarından olan küçük oğlunun doğduğu şehri, bakın nasıl anlatıyor: Zeki Kuneralp'in hatıratının "İkinci Dış Hizmet-Prag" (1949-1952) başlıklı bölümünden hep birlikte izleyelim. "1949 Kasım'ında Prag'a geldik. Harp biteli dörtbuçuk sene geçmişti. Prag'da harbin izleri fiilen silinmişti. Zaten, şehir fazla tahribat görmemişti. İsabet, çünkü Prag nefis bir şehirdir. Ona, 'Küçük Viyana' da denir. Ve belki, büyük Viyana'dan daha şirin, daha topludur. Barok stilin payitahtı sayılır. Birçok binaları bu stildedir. Bunları kırk kubbe süsler, onun için Prag'a 'Kırk kubbeli şehir' de denir. Çekoslovakya, tabiatça, İsviçre'yi andırır. Lisanca, aslen de ırkça, Çekler Slav'dırlar. Fakat, tarih boyunca, Cermen etkisi altında yaşamışlardır. Cermen okyanusu içinde bir Slav adası idiler. Nasıl ki, Rumenler bu sefer Slav okyanusu içinde bir Latin adası idiler. Ortaçağlar'da, Bohemya -ki, şimdiki Çekoslovakya'nın nüvesidir- Alman İmparatorluğu'na tabi bir memleket idi. Sonra, Avusturya İmparatorluğu'na geçti. Ancak Birinci Dünya Harbi sonunda müstakil oldu. Batılı müttefiklere dayandı, bilhassa Fransa'ya. Çekler fütühat ile nam yapmadılar. Büyük harpler de kazanmadılar, imparatorluk da kurmadılar. Ama, kültür alanında büyük eserler yarattılar. Müzikte, edebiyatta, mimaride dünya medeniyetine önemli katkıda bulundular." Zeki Kuneralp, Çekler'in -ve de, Prag'ın "mâkus talihi"ni genel hatlarıyla özetledikten, 1949 sonundaki siyasi manzarayı da, yine her zamanki az ve öz tarzıyla aktarıyor: "Geldiğimizde, Prag'da olan olmuştu, memleket Batı'dan koparılıp Sovyet Blok'una bağlanmıştı. Çekler'in fikrini kimse sormamıştı. Harp galipleri anlaşmışlardı. Çekoslovakya, Sovyet nüfuz bölgesine dahil olacaktı ve bu da oldu. Amerikan ordusu hudutta bekledi. Bu arada, Prag'da Almanlar'la Çekler boğuştular, sonra Sovyetler şehre girdiler ve böylece Prag, Sovyet ordusu tarafından kurtarılmış sayıldı. Çekler, daha bir müddet ümitlerini kesmediler, Batı'ya bağlanmak istediler. Marshall Planı sistemine girmeye çalıştılar. Bunun için "şehit" bile verdiler: Hariciye Nâzırları Ian Mazaryk esrarengiz şekilde intihar etti veya ettirildi. Fakat, engeller fazla idi. Çekler bunları aşamadılar, kaderlerine teslim oldular. Zaten, başka ne yapabilirlerdi? Anlaşılan, Çek milletinin kısmeti bu imiş, büyük komşularından ya birine, ya öbürüne ram olmak.Gerçek istiklalleri topu topuna 20 sene sürmüştür: 1918'den 1938'e kadar. 1945'de tekrar bağımsızlığa kavuşmamışlardır, sadece efendi değiştirmişlerdir, Alman'ın yerini Rus almıştır." Zeki Kuneralp'in, hükümet terkibini anlattığı izleyen satırlar, koalisyon vitrini gerisinde, Ruslar'ın gittikçe artan baskısını açıkça gözler önüne seriyor: "... hükümet, zâhiren, bütün partileri kapsayan bir koalisyon hükümeti idi. Gerçek, başka idi. Sovyet Blok'u girdabına düşen diğer memleketlerde olan, burada da olmuştu. Zevahiri kurtarmak, her şeyin anlaşma yoluyla yapıldığı zehabını yaratmak için, Komünistler ile diğer partilerden katılmaya razı olan temsilcilerden mürekkep bir hükümet kurulmuştu. Ama, hükümet eden, Komünistler idi, diğerleri sadece kukla idi, nihai karar mercii de Moskova idi. Duruma itiraz eden, Komünist olsa dahi, münasip şekilde yola getirilirdi veya yok edilirdi. Memleketin sosyal yapısı da tedricen değişmekte idi. Siyasi hürriyetler peyderpey kalkıyor, hür teşebbüsün faaliyet sahası da gitgide daralıyordu. Her alanda komünist devleti varlığını ispat ediyordu. Romanya'da gördüklerimi burada tekrar görüyordum." Kuneralp'in savaş sona erer ermez büyük bir netlikle saptadığı bu süreç, gerçekten tüm Doğu Avrupa ülkelerinde yaşandı. Ne yazık ki, gerçek solcular, olan biteni, Josef Stalin'in ölümüne kadar fark edemeyeceklerdi. Ufak ufak lüzumlu bilgiler... Çek Cumhuriyeti, Orta Avrupa'da tarihi Bohemya ve Moravya bölgelerini içeren bir ülke. Komşuları, kuzeyde Polonya, güneyde Avusturya, doğuda 1993 yılbaşında ayrıldığı eski federal ortağı Slovak Cumhuriyeti, güneybatı ve kuzeybatıda ise Almanya. Yüzölçümü 78.864 km2, nüfusu 11.7 milyon, km2'ye 148 kişi düşüyor. Slav kökenli Çekçe resmi dil. Resmi dini yok! Etnik dağılımı: % 40 Roman Katolik, % 4 Protestan, % 0.3 Hıristiyanlar, % 0.2 Ortodoks, % 0.1 Yunan Katolik, % 40 dinsiz. Nüfusun beşte biri 15 yaş altı, altıda biri ise 60 yaş üzeri. I. Dünya Savaşı'nın erkek nüfusunda yol açtığı kayıplar nedeniyle, kadın nüfus daha fazla: Toplam nüfusun % 56'sı. Ayrıca, Çek Cumhuriyeti dünyada çalışan kadın sayısının toplam kadın nüfusu içindeki oranın en yüksek olduğu ülke. Kadın nüfusun çoğu doğurganlık yaşını aştığı için, nüfus artışı düşük. Eğitim kurumları devletin elinde ve ücretsiz. 6-16 yaş arası eğitim zorunlu. İlkokuldan sonra, ortaokul ya da meslek okulu seçenekleri mevcut. En eski ve en ünlü üniversite, 1348'de kurulan Prag Karlow Üniversitesi. Devletin sağladığı öbür sosyal haklar arasında, ücretsiz sağlık hizmetleri, iş kazaları, annelik ve aile yardımı, yaşlılık, sakatlık ve emeklilik maaşları önde gelir. Bebek ölümleri çok düşük. Bulaşıcı hastalıklardan ölüm yok gibi. Erkekler ortalama 70, kadınlar ise 77 yıl yaşıyor. Çekoslovakya'nın komünist rejimle yönetildiği 1948-1989 yılları arasında, özel teşebbüs ancak küçük el sanatları alanında söz konusuydu. Üretim ve büyüme hedeflerini 5 yıllık planlar belirliyordu. 1989'a kadar milli gelirin oluşturulduğu en önemli alanlar, madencilik, imalathaneler, ticaret ve inşaat sektörü idi. Doğu Avrupa'da komünizm çökünce, özelleştirme çalışmaları başlatıldı. Enerji kaynakları zengin değil: Sanayide başlıca kömür kullanılıyor. Doğalgaz ve petrol sınırlı, bu yüzden de Rusya'ya bağımlı. Prag, Bohemya'nın tarihi, Çek Cumhuriyeti'nin de şimdiki başşehri. Nüfusu, 2.4 milyon. Yani, İstanbul'un çeyrekte biri. Bohemya'nın merkezinde, Vltava (ya da, Moldova) kıyısında, ırmağın Elbe (ya da, Labe) Nehri'ne kavuştuğu yerin biraz yukarısında kurulmuştur Prag. Tüm medeniyet merkezlerinin su kenarında yeşermesinin eski örneklerinden biri. Küçük bir çanakta, Vltava'nın Labe'ye ulaşmadan önce, boğazlara girmeden az evvel menderesler çizerek akışının ağırlaştığı noktada yer alıyor. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip bir kraliyet şehri. Konumu itibariyle Avrupa'nın kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan ticaretin geçiş yolu üzerinde. Çek tarihinin kilometre taşları… Bölgeye ilk yerleşenler Boii'ler. Kelt'ler İ.Ö. 500-200 yılları arasındaki dönemde şimdiki Bohemya'ya gelmişler. "Boii" ismini biraz değiştirerek "Bohemya"ya dönüştürenler de Kelt'ler. Avrupa Hıristiyanlığın yayıldığı çağda, bölgede Cermen'ler egemen. Slav'lar 4'üncü Yüzyıl'da geliyor. Ne var ki, Alman etkisi, taa Cermen istilasından başlayarak, Südet Almanları, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun hegemonyası, iki büyük savaş arasındaki istikrarsız dönemlerde, Hitler Almanyası'nın baskısında, her zaman kendini hissettiriyor. Çekler bir Slav ırkı. Morava Nehri boyuna yerleşen Slav'lara, Moravyalı'lar denmiş. Bugünkü Slovakça, "Batı Slav" dil grubunda yer alıyor. 9'uncu Yüzyıl'da Çekler'in Bohemya'ya hâkim olması ile Prag da kuruluyor. Ünlü besteci Smetana'nın "Libuşe" operasında müzik dünyasına hediye ettiği ilginç bir de efsanesi var. Çek tarihinin ilk büyük hanedanının kurucusu Prenses Libuşe, "Yıldızlara doğru yükselen bir şehir istiyorum" demiş. Libuşe ile kocası Oroj, böylece, Prag'ı yaratmışlar. İlk Bohemya Krallığı da (895-1306) Prag'da Premysl hanedanı tarafından kurulmuş. Premysl hanedanı devrinde, özellikle Yahudi tacirlerin etkisiyle, Prag işlek bir ticaret merkezi oldu. Ünlü seyyah İbrahim İbni Yakub'un yazdıkları şehrin canlılığını yansıtıyor. Ekonomik gelişme siyasi nüfuzu da beraberinde getirdi. Önce, Prag Piskoposluğu 973'te kuruldu. 1085'te ise, Premysl hanedanı Kutsal Roma-Cermen İmparatoru tarafından resmen tanındı. Dahası, 1114'te Bohemya Kralı, seçici prenslerin belirlediği Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu adaylık listesine dahil edildi. Prag şehri, Vltava'nın iki kıyısında, iki odak noktasından gelişmeye başladı. İlk yapılaşma, 9'uncu Yüzyıl'ın ikinci yarısından kalma Vyşehrad. Sonra, karşı yakada, ikinci yönetim merkezi Hradçany (kale) kuruldu. Ticari büyüme ve canlanma, Orta Çağ'da şehrin topoğrafyasına da yansıdı. 1170'de ilk taş köprü -Judith Köprüsü- inşa edildi. Vltava'nın iki yakasını birbirine kavuşturan köprüler, Prag'ın güzelliklerine binbir güzellik katar. Pazar merkezi nehrin karşı yakasına, Eski Şehir Meydanı'na taşındı. 1230'da Eski Şehir (Stare Mesto) savunma nedeniyle tahkim edildi; 1257'de de kalenin (Hradçany) eteklerine Mala Strana (Saraylar semti) inşa edildi. Premysl hanedanı 1306'da çöktü. Daha doğrusu, el değiştirdi. Bohemya Kralı II. Otokar'ın oğlu olmamış, kızı ise Lüksemburg hanedanı prensi John (Jan) ile evlenmişti. Böylece, Lüksemburglu John ("Kör Jan" diye de anılır) Bohemya tahtına oturdu. 1346'da tahta, Kör Jan'ın oğlu Karl IV von Luxemburg geçti. Yerel ismiyle, "Karel" ya da "Karlovy". 1355'de Kutsal Roma-Cermen İmparatoru seçilen Karel, Prag'ı çok sevdi. 1348'de Avrupa'nın ilk üniversitesini kurdu. Ayrıca, dünyaca ünlü Karlsbad (larlsbad" veya "Karlovy Vary") kaplıcalarını yaptırttı. Karel'in imparatorluk merkezini Prag'a taşıması ile Bohemya'nın altın çağı da başladı. Eski Şehir'e (Stare Mesto) komşu "Yeni Şehir"in (Nove Mesto) planlanması da yine Karel döneminde gerçekleştiriliyor. 1342'de nehrin taşması ile zarar gören Judith Köprüsü üzerine Eski Şehir ve Mala Strana'yı birleştiren Karlovy köprüsünü yaptırdı (1357). 1344'de ünlü St.Vitus Katedrali'ni başlattı (1929'da tamamlandı), Belediye binası yine Karel döneminde yapıldı. Yeni şehirde kilise ve manastırlar yapılarak geliştirildi, fakir Yahudiler zenginleşti, 1344'de piskoposluk başpiskoposluğa yükseltildi. 14'üncü Yüzyıl'da Prag, Orta Avrupa'nın sayılı merkezleri arasına girdi, Kutna Hora'da Çek parası basıldı, yabancı tüccarlar; özellikle Alman ve İtalyan; ekonomik ve politik bakımdan güçlendi. 15'inci Yüzyıl'da tüm Bohemya'ya hâkim olan Re dini reform hareketleri ve onu izleyen Otuz Yıl Savaşları, ülke tarihinin oldukça çalkantılı dönemidir. Reform taleplerinin lideri, bir din âlimi olan rakip Jan Hus idi. Jan Hus, reformist dini hareketlerin Martin Luther'den evvelki gerçek öncüsü olarak bilinir. Jan Hus'un Çekçe konuşan kitleye, Almanya konuşan Roman Katoliklere olan yakarışları onu dini ve politik reformların öncüsü yapmıştır. Jan Hus yakarışlarını sıkça tekrarladığı Eski Şehir meydanındaki heykeli bulunur; reformist hareketlerinden dolayı yakılarak cezalandırılmıştır (1414). 16. yy başındaki 1.Prag Savunması'nın ardından, 1526'da Roman Katolik olan Avusturyalı Habsburg hanedanı bohemya tacını ve yönetimi ele geçirdi. 1618'de kötü yönetim ve dinsel nedenlerle ayaklanan halkın 2. Prag Savunması Eski Şehir meydanında meydana geldi. Bohemya Valisi'nin Konsey Odası penceresinden atılmasından sonra Habsburg'lar 1620'de Bohemyalı protestanları Otuz Yıl Savaşı'nda ezdiler ve Çek protestanizmini neredeyse bitirdiler. Savaşı kaybeden protestanların ileri gelenleri 1621'de Eski Şehir meydanında katledildiler. Jan Hus'un ölümünden bir sonraki yüzyılda da imparatorlukla dini, politik reformlar için mücadele eden müritleri Hussitler, yine bu meydanda direnişlerinin cezasını kafaları kesilerek ödemişlerdir. Tüm bu reformist hareketler süresince tacirler, biraz daha zenginleşti, şehrin yapıları süslemeli gotik mimari tarzı ile zenginleştirildi. 1627'de Kutsal Roman İmparatoru II. Ferdinand'ın emriyle Avusturyalı Habsburg egemenliğindeki Bohemya'nın statüsü azaltıldı. 1867'den sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde önem kazandırılmaya çalışıldıysa bile Bohemya'da Çek Milliyetçiliği güçlenmeye devam etti. I.Dünya Savaşı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküşü, dolayısıyla Habsburg hanedanı hegemonyasının sonu demekti. 1918'de Bohemya, Moravya ve Slovakya birleşiminden Çekoslovakya doğdu. Bohemya ve Moravya ülkenin batısının 3/5'ini, nüfusun 2/3'ünü oluşturuyordu. Bu tarihten itibaren 70 yıllık dönem Çekoslovakya Tarihi olarak bilinir. 1938'de İngiliz, Fransız, İtalyan ve Almanlar arasında imzalanan Münih Anlaşması ile ülkenin büyük bir bölümünün Almanlar'a geçmesi kararlaştırıldı. 1938'de Prag hariç, 1939'da Prag dahil, Alman iktidarı başladı. Bu dönemde 1939-1945 arası Çek ve Slovaklar ayrıldılar. 1945'de Amerikalı ve Rusların yardımı ile Almanlardan kurtuldular. Kurtulmalarında Ruslar'ın daha etkili olduğu düşüncesinin yaygınlaşması sonucu olarak 1948'de II.Dünya Savaşı'ndan sonra Rusların yönetimine girdiler. Oysa, bu gerçek değildi. Normandiya çıkartmasının ertesinde, Müttefikler Müttefik Kuvvetleri Avrupa'nın dört bir yanından Nazi Almanyası'na hücuma geçtiklerinde, Amerikalı efsane komutan, General Patton Sicilya'dan başlayıp şimşek gibi ilerlemişti. Yıldırım gibi tüm engelleri yıkan General Patton, Çekoslovak sınırında, Beyaz Saray'dan gelen bir emirle, tam da bira cenneti Plsen'de durduruldu. Zira, ABD Başkanı Harry Truman ile Stalin arasında, Avrupa'nın paylaşımını öngören pazarlıkta, Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyetler'e bırakılmasını kararlaştırılmıştı. General Patton, hırsından tırnaklarını yedi ve kısa bir süre sonra şaibeli bir trafik kazasında hayata veda etti. Ve böylece, Çekoslovakya komünist rejim altına girdi. Bu komünist dönemde, Nazilerin bile yakıp yıkmadığı eski dini yapıların Surpmo denilen bir proje ile restorasyonu sağlanmıştır, 1951-57 döneminde sisteme karşı olan başlar komünist yönetimce yok edildi. 1968 ilkbaharında, başkan Dubçek kararıyla o güne kadar evraksal işlemlerle zorlaştırılan bazı olaylara kolaylıklar getirildi. Bu, halkın daha rahat yurt dışına çıkışını ve demokratik fikirlere sahip olmalarını çabuklaştırdı. Bunu farkeden Ruslar, tanklarla geri gelip Dubçek'I görevden aldılar. 1977'de sisteme karşı olan yazar, aktör ve sanatçılarca Carte 77 imzalandı. 17 Kasım 1989'da Dubçek ve Havel Vaclav meydanındaki Melantrich balkonundan (Krone mağazasının tam karşısı) halka komünizmin gitmesi çağrısında bulundular. 1989-1990 döneminde Komünizm'in çökmesiyle Slovak'larda farklı düşünce ve anlayışlar başladı. 1992'de Çekler ve Slovaklar ayrılmaya karar verdiler. 01 Ocak 1993'deki kadife devrim ile Çekoslovakya, Çek ve Slovak Cumhuriyetleri olarak ikiye ayrıldı. Bohemya ve Moravya bugün Çek Cumhuriyeti'nin önemli iki bölgesidir ve yüzyıllarca beraber yönetildikleri için kültürel ve politik bağları birbirine çok yakındır. Her ne kadar Slovakya ile birleşik idilerse de, Macar sınırındaki Slovakya, 1918'deki birleşme öncesinde bin yıl kadar Macarlar tarafından yönetilmiş olduğundan, önemli tarih farklılıklarına sahiptir. Çok kısa olsa da, tüm bi tarih bilgisi, kimilerine, gereksiz görülebilir. Ancak, baştan aşağı tarih yüklü Prag'da, şehir turunda, her biri bir başka büyüleyici binaların önemini ve güzelliğini anlayabilmek için şart. Üretime bakarsak… Başlıca tarım ürünleri, şeker kamışı, buğday, arpa, patates, mısır ile çeşitli meyve ve sebzeler. Önemli mineralleri, demir, bakır, manganez, kurşun, çinko, uranyum, çeşitli killer ve yapı taşları. Tren yapıyorlar; üstelik hayli gelişkin bir demiryolu ağına sahipler. Turizm açısından önemli ürünleri ise cam, porselen, dantel, kristal, ağaç oymacılığı gibi geleneksel elişleri. Turizm açısından, ülke çapındaki sayısız kaplıcalar dünya çapında şöhrete sahip. Osmanlı tarihinde de önemli bir yere sahip Karlofça Antlaşması'nın imzalandığı Karlovy Vary (Karlsbad) kaplıcası en ünlüleri. O kadar ki, Atatürk'ün, Karlsbad'ı görüşünden yıllar sonra Yalova kaplıcalarının kurulmasını istediğini biliniyor. Ekonomiyi ayakta tutan, 1989'dan sonra oluşturulan Avrupalı ortaklıkların kolaylaştırdığı dış ticaret geliri. Çek Cumhuriyeti, ülke dışına, endüstri makineleri, otomobil ve parçaları, demir, çelik, madeni yağlar, iplik, kumaş ve giyecek satıyor. Ülke dışından ise, ham ve rafine petrol, endüstri makineleri, tarım ürünleri, inşaat makineleri, kimyevi maddeler ve yiyecek alıyor. Sonraki Bölüm: PRAG'da nerelere takılmalı?.. Not. Rakamlar ve istatistik bilgileri ile arası hoş olmayanlar bu bölümü atlayabilirler. Jülide ERGÜDER - 20 Aralık 2000, Çarşamba

Kaynak:

Mehmet Yaşin ve Teoman Hünal San Sebastian’ı anlattı
Gastronomika'da Neler Yaşandı?
San Sebastian’da Nerede Ne Yenir?
San Sebastian'da Ne Yapılır?
San Sebastian: Yeme-İçme Cenneti
Seyahat Listenizin İlk Sırasına Alın