Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir yaz anısı

Pansiyon-lokantayı bir aile işletiyor. Turizmi hızla öğrendikleri belli. Tıpkı 60'ların Bodrumlular’ı gibi konuşuyorlar. Beldelerinin, köylerinin 'turistik' olmasını istemiyorlar(mış). Galiba 'ağız yapıyorlar', turistik oldukları zaman görürüz.

*

Sabahtan öğleye kadar müzik işkencesi yapmıyorlar. İşkence öğle yemeğinde başlıyor ve güneş batıncaya kadar sürüyor. İşkencelilerden ODTÜ'lü olanı fantirifitton DJ müziği çalıyor; yerel emmi oğlu ise Müslüm Baba ve şürekásının müridlerinden. Başımı kaldırdığım zaman, büfeye ayran ya da kola almaya gelen genç kızları arkadan görüyorum, 'The Stars of the Buenavista'nın müziğine Çiftetelli Turkiko jestleriyle, Silifke'nin Yoğurdu adımlarıyla eşlik ediyorlar. Etsinler bakalım!

*

Bu arada ısmarladığım gazeteler getiriliyor. 'Gazeteler' büyük sorun! 06, 34 ve 35 plakalı pahalı arabaların sahiplerinden korunmaları gerek: 'Bir bakabilir miyiz, bizim Emin ne yazmış acaba?' ya da 'Bizim Fatih de gözünü budaktan...' Gazetelerin paylaşımı konusunda tutucuyum. 'İştirakiyûn yok!'

*

Onu ilk kez ODTÜ'lü yazlık garsonla konuşurken gördüm. Sonra benim masaya yönelip, okumakta olduğum Milliyet gazetesinin spor sayfasına (henüz dıştan içe taşınmamıştı) göz attı. Sonra dip masalardan birine gidip cep telefonunu ve telefon defterini çıkardı. İçeriye seslendi: 'Borsa açılmadan bana bir sade kahve yetiştirin!'

Yarım saat kadar telefonla konuştu.

*

Öğleye doğru tekrar ortaya çıktı. Bu kez dikkatlice baktım. Elli yaşlarında. Ayakta şıpıdık terlik. Kocaman bir güneş gözlüğü var. Mayosu yılın moda ve usulüne uygun. Omuzundaki havlu Pierre Cardin. Denize doğru yürüyor. Bu göstergelere uygun bir kadın arıyor yanında gözlerim: Bikinili değilse bile, sırtı epeyce açık, tek parça mayo giymiş bir kadın. Yüksek topuklu plaj takunyası ile. Ayak tırnakları mora çalan kırmızı ojeli. Hasır çantasında da Ahmet Altan ya da Orhan Pamuk'un son romanı.

Hayal kırıklığına uğruyorum: Erkeğin temsil ettiği 'kod' ya da 'gösterge'ye tekabül etmesi gereken kadın yok yanında. Kadın, erkekten 10-15 yaş genç bir pehlivan. Üzerinde bildik taşra üniforması: Belden lastikli etek, ayak bileklerine kadar. İnce de olsa bir hırka, yünden; başında bir beyaz üzerine çiçekli yağlık. Kocasını yüzmeye götürüyor. Koca yüzüyor. Kocasını kumun üzerinde bir sandalyeye oturarak bekliyor kadın. Kızgın güneşin altında. Dizlerinde erkeğinin Pierre Cardin havlusu. Bari bir gölgelikte otursa...

*

Akşama doğru, galiba yedi dolaylarında, aşağı iniyorum. Lokanta-kahve henüz boş. Bizim adam ve karısından başka. Adam mayo ve atlet değiştirmiş. Kadın aynı üniformada ısrarlı. Masayı donatmışlar. Kabasından bir bakışla gerçek bir akşamcı masası. Küçük bir Tekirdağ rakısı şişesi görüyorum. Gidip eski masama oturuyorum. Arada mesafe de olsa istikamet uygun. Adam dişlerinin arasından süzdürerek rakısını içiyor ve ufka doğru bakıyor. Ufukta birkaç Mavi Yolculuk teknesi. Çıt yok. Denizin fışfışlarından ve adamın çatal bıçak sesinden başka. Kadının sırtı dönük. Önündeki kocaman kefali çatal-bıçak-parmaklarıyla yiyor.

Bakıyorum ve kadınla erkeğin yer ve görüntülerini değiştiriyorum: Kadın 2001 yılında giyilen bikini mayolardan birini giymiş. Sağ elinde rakı bardağı, sol elinde cep telefonu. Ağzındaki sigarayı rakı bardaklı eliyle idare ediyor. Adam sırtı bana dönük oturmuş, sağ ayağı kıçının altında, ağa oturuşuyla. İmgelemim adamın rakı içmesine izin veriyor. Kadın ufuktaki yelkenliye bakarak karşısındaki adamla rakı tokuşturuyor. 'Şerefe darling!'

*

'Köylü kadınlar ne zaman mayo giyecek? Kadınların %90 mayo giymeden Türkiye adam olmaz' demiyorum. Çünkü İtalyan, Fransız, Yunan köylü kadınlarının mayo giyip-giymediklerine dikkat etmedim şimdiye kadar. Ama bizim Milli Görüş kadınları özel plajlarında, sanırım, denize entari ile girmiyorlardır.

Benim sözünü ettiğim: Paylaşılmamış bir ortak yaşam ve onun uyumsuzluğu; bazı erkeklerin zorladığı ve bazı kadınların kabul ettiği bir görüntü kirliliği.

Ve bu görüntü kirliliğinin tek sorumlusu da erkekler. Çünkü özgürleşmiş kadın içinde taşıdığı güzelliği hemen yansıtır!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI