Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

BİR VEFA HİKAYESİ

Küme düşen Ankaragücü’nün Teknik Direktörü Hakan Kutlu, istifa eden Başkan İlyas Ertan Sümer ile kulübün ekonomik durumunu göz önüne alarak anlaştı ve alacağı 700 bin liranın 600 binini sildi.

Görev yaptığı 7 ay karşılığında 100 bin lira almak için anlaşan Kutlu, bu konuda Başkan Vekili Mehmet Ural ile de el sıkıştı ama iş, icraata dönüşünce noterde büyük sürpriz yaşadı.

Kimilerine göre bir ‘Fesih Savaşı’ olarak değerlendirilebilir ama benim için bu, bir “Vefa Hikayesi” idi. Yıllarını bir kuruma veren, karşılığını alan ancak son sezonu itibarıyla takımı küme düşmüş olsa da saygıyı hakeden bir insanın trajik öyküsüydü. Daha anlaşılır söylemiyle, Hakan Kutlu’nun yaklaşık 30 yılını verdiği, Ankaragücü’nden fiili kopuşunun hikayesiydi. “Çıkar ilişkilerinin” her zaman ön planda tutulduğu futbol dünyasında duygusal jestlere yer olmadığını gösteren, gerçek bir olaydı.
İşte kendi iradesi dışında küme düşürülen Ankaragücü’nün Teknik Direktörü, bir başka bakış açısıyla Tandoğan Evladı Hakan Kutlu’nun son üç günde yaşadıklarının özeti.
En iyisi okuyun ve siz karar verin, olayın Fesih Savaşı mı yoksa Vefa Hikakayesi mi olduğuna...

MORALİ BOZUK, CANI SIKKIN VE DE ÖFKELİ

“İyi niyetle notere gidiyorsun ama birileri alelacele seni yıllarını verdiğin Ankaragücü’nden bir fesihname ile kovma telaşına giriyor. Üstelik bu kişilerin ne zaman, ne için Ankaragüçlü oldukları bile muamma. Ben buna isyan ediyorum. 30 yıllık kulübümde son yılı yokluk içinde geçen bir süreçte, 600 bin liralık alacağımı sileceğim ibraname için noterde imzayı atmak üzereyken, vazgeçtim ve herşeyi bırakıp çıktım. Avukatımın yanına gittim. Artık benimle değil onunla görüşecekler. Bunu, kendileri istedi.”
Hakan Kutlu idi bu cümlelerin sahibi. Geçtiğimiz yıl üstünde yıkıcı fırtınalar kopan, büyük sıkıntılar yaşayan ve trajik biçimde küme düşen Ankaragücü’nün Teknik Direktörü ve de eski kaptanı Hakan Kutlu.
Morali bozuk, canı sıkkın daha da ötesinde öfkeliydi Ulubatlı Hakan...

700 BİN LİRANIN 600’ÜNÜ SİLMİŞTİ

İstifasından bir süre önce “Aylık 100 bin TL’den 7 ayın toplam alacağı olan 700 bin TL’nin 600 binini silip, sadece 100 bin lirasını almak” için anlaşmıştı son Başkan İlyas Ertan Sümer ile... Zaten bu süreçte genç oyuncularına verdiği harçlık, yaptığı maddi destek, 30-40 bin lirayı bulmuştu. Sümer, istifasını verip gittikten sonra gelen Mehmet Ural’la da uzlaştı Hakan Kutlu. Alacaklarından feragat ettiğine ilişkin ibranameyi alıp notere giderken, eline bir evrak daha tutuşdurdular. Baktı ki, işi iyi bilen bir hukukçunun kaleminden çıkmış bir fesihname... Kanına dokundu, bunun adı resmen kovulmaktı.
Üzüldü, darlandı, sıkıldı...
Buna rağmen “Madem beni istemiyorlar, ben de giderim” deyip noterin yolunu tuttu.

İMZAYI AT YOKSA PARAN YATMAYACAK

İbranameye ilişkin belgeyi hazırlattı, fesihnameyi de verip, “Buna da bir noter onayı gerekliymiş” dedi. İbranameye imza atmak üzereyken telefonu çaldı, kulüp görevlisi “Hocam ibraname ile fesihnameyi hallettikten sonra hemen kulübe gelip, imza atman lazım” diye yöneticilerden aldığı masajı verdi Kutlu’ya. Ve kapatırken, “Yoksa paran yatmazmış...” diye ekledi.
Kan, beynine çıktı; tansiyonu tavan yaptı. Ve işte film burada koptu.
Öncelikle notere “Durdurun işlemi. İbraname de yok fesihname de...” dedi.
Ardından hemen aradı görevliyi ve dedi ki:
“Söyle o yöneticilerine, ne sözleşmeyi feshediyorum ne de ibranameyi imzalıyorum. Buradan çıkıp, avukatım Kemal Kapulluoğlu’nun yanına gidiyorum. Bundan sonra benimle değil, avukatımla görüşürler. Hepsine benden çok selam söyle...”

FELSEFE DURMAK YOK SAVAŞA DEVAM

Ne hikmetse, yatması mümkün olmayan 100 bin TL birkaç saat sonra hesabına geçiyordu.
“Ben bu parayı almayacağım. Verin hesap numarasını, geri göndereceğim” diye itiraz etti Kutlu.
Almayacaktı bu parayı, inadı inattı.
Üç gün boyunca eskisi yenisi “Fesih et...” diye bastırdı, “Nuh dedi peygamber” demedi.
Vazgeçmeyecek, biri biten, iki yılı süren 3 yıllık sözleşmesini feshetmeyecekti.
Savaşma duygusu, 2011-2012 yokluk sezonunda yeterince gelişmişti.
Ulubatlı Hakan, “Durmak yok, savaşa devam” diyordu.
Kişileri daha iyi tanımıştı yaşadıklarıyla.
Hayatı öğrenmeye devam ediyordu...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI