"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bir veda gecesi

<B>TÜRK-İslam Eserleri Müzesi </B>Müdürü <B>Nazan Ölçer,</B> 32 yılını verdiği <B>Müze</B>'den yeni emeklilik yasası yüzünden ayrıldı, dün akşam da dostlarına, <B>Müze</B>'nin bahçesinde bir veda partisi verdi.

Elbette müzecilerin, sanat tarihçilerinin çoğu oradaydı.

Siyasetçilerden işadamlarına, yazarlardan gazetecilere, öğretim üyelerine kadar bütün dostları onu emekli yaşamına değil, yeni işine uğurladılar.

Çünkü Nazan Ölçer, artık Sakıp Sabancı Müzesi'nin başında.

Demek ki o mekánda yeni sergiler izleyeceğiz. Türkiye'nin dünya ile ilgili müzecilik bağlarının en güzel örneklerini orada göreceğiz.

Kimdir Nazan Ölçer?

1942'de İstanbul'da doğdu, akademik bir çevre içinde büyüdü, Avusturya Kız Lisesi'ni bitirdi, üniversite ve uzmanlık öğretimini Almanya'nın Münih kentindeki Ludwig Maximilian Üniversitesi'nde yaptı. Sanat tarihi, etnoloji ve tarih okudu. 1972 yılında çalışmaya başladığı Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nin 1978 yılından 2003 yılına kadar müdürlüğünü yaptı. Bu müzeye, ilk kez bir Türk müzesine verilen Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Ödülü'nü kazandırdı.

Fransa Kültür Bakanlığı, Federal Almanya Cumhurbaşkanı, Polonya Cumhurbaşkanı, İtalya Cumhurbaşkanı tarafından çeşitli nişanlarla ödüllendirildi.

Emeklilik yasasının uzaklaştırdığı önemli bir müzecinin kısa biyografisi.

* * *

DOSTLARINI karşıladıktan sonra kürsüye geçti, bizim de anılarımızın tazelenmesini sağlayan hoş bir konuşma yaptı:

‘‘Sevgili dostlar,

32 yıl önce başlayan bir yaşam dilimini bugün burada sizlerle birlikte noktalıyorum...

Bunun 25 yılı yöneticilikle geçmiş bir 32 yıl...

32 yıl önce, o zaman henüz Süleymaniye'nin dar bir sokağında, bir imaretin yetersiz mekánlarına sığınmış bir Müze'nin kapısından ilk kez adımımı attım.

Sobayla ısınan bir büro, buz gibi soğuk ve karanlık, sadece çıplak bir ampulün aydınlattığı salonlar, eserlere ancak zorlukla yer veren depolar ve bazen, tek bir ziyaretçinin bile ayak atmadığı, adeta unutulmuş bir müze...

Henüz çatısı bile kapanmamış olan bir Saray'a, tahta iskelelere tırmanarak girdiğim 1972 yılının o soğuk kışında, onun bugünkü halinin hayalini nasıl kurdumsa, Süleymaniye'deki o eşsiz koleksiyonu da bir gün, öğrenim gördüğüm Batı ülkelerindeki gibi sergilemeye, bu müzeyi önemine yaraşır bir platforma taşımaya ahdettim.’’

* * *

KONUŞMASINDAKİ her şey, kendini bir müzeye adayan birinin hayatından notlardı.

Bir müzenin yapılışını, bugünkü haline gelişini ben de izledim, hemen her aşamasında ziyaretçi olarak bulundum.

Nazan Ölçer, müzeyi topluma açtı, içe ve kısıtlı ziyaretçilere açık anlayışını kırdı.

Orada uluslararası değerde önemli sergiler yaptı. Devletten değil, sanat tutkunlarından aldığı yardımlarla gerçekleştirdi bunları. ‘‘Türk ve İslam Eserleri Müzesi artık kentin kültür yaşamının vazgeçilmez bir parçası!’’

Dostlarına, iş arkadaşlarına, kendisine destek olanlara teşekkür etti ve şöyle dedi:

‘‘Benim koşuma gelince, daha bitmedi. Bundan böyle başka bir kulvarda, başka bir çatı altında devam edecek, çünkü bekleyen onlarca proje 61 yaş sınırı dinlemiyor. Ve her yeni başlangıç, yeni bir hayat demektir.’’

Yeni çalışmalarında başarılar dilerim.
X