Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir ulusun projesiydi

Biz kaytardıkça “ahval ve şerait” onu düşünmeye itiyor.

Bir tarafta Başbakan’ın âlây-ı vâlâ ile açıkladığı “Çılgın Proje”, diğer taraftan doğal kaynaklarımızın gaspına karşı çıkan “Büyük Anadolu Yürüyüşü” olayı...
Akla GAP’ı getirmiyor mu? Hani şu artık telaffuz etmekten kaçınır olduğumuz en büyük ulusal projeyi?
Yalçın Doğan yazdı bile: “GAP gibi koca bir bölgenin hayatını değiştirecek ekonomik, aynı zamanda siyasi bir projenin 30 yılda bitmediğini görünce, Kanal İstanbul’u üfleyerek yemek gerek.”
Yalçın Ağabey’in bıraktığı yerden sürdürürsek, 30 yılda bitmeyen bir şey daha var: Güneydoğu’da akan kan.
Hani şu GAP’ın temeli atılır atılmaz bir “zamanlama harikası” olarak Eruh’ta başlayan ve bitmek bilmeyen kan.
GAP o günden sonra hatırlamaya korktuğumuz, çünkü her hatırladığımızda başımıza iş getiren bir projeye dönüştü ve tamamlanamadı.
Oysa ulus olma yolunda attığımız en büyük adımdı: Batıyla doğunun çıkarını bir daha ayrılmayacak şekilde birleştiriyordu.
Doğunun feodal yapısını kırıp şehirli-zanaatkâr bir kültüre kapı aralıyordu.
Kafayı etnik kimliklere takmak yerine hep beraber işimize bakmamızı sağlayacak bir ulusal vaatti GAP.
Mustafa Kemal devriminin tamamlayıcısıydı.
Ama malum, olmadı bir türlü. Güneydoğu GAP’ın getireceği kalkınma yerine kaçakçılığa teslim edildi.
“Kamyonların” rahatça geçmesi için bölgenin karışık olması gerekiyordu.
Böylece hem feodal yapı korundu hem de abdesti sağlam olmayanlara servet kapıları açıldı.
Güme giden GAP oldu. “Suyun başını tutmamızdan” rahatsız olanlar ne yapıp edip kan soktu aramıza.
“Çılgın Proje”yi alkışlayalım, Anadolu’yu da vermeyelim, amenna. Ama GAP’ı da merak edelim. Nöbetteki Mehmet’e borcumuzdur.

Bir hanedanımız olaydı

Cuma Dersaadet semalarında sessizlik vardı. Bütün kadınlar gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştu.
Meğer hepsi televizyon başında kraliyet düğünü seyredermiş. Bu bana sembolik hanedanların rolünü bir kez daha hatırlattı. Bizim de olaydı bir hanedanımız, Seda Sayan’ın evliliklerini takip etmek zorunda kalmaz, mürüvvet programlarına tamah etmezdik.
Sultanlar, şehzadeler, “damad-ı hazreti şehiryari”ler falan derken bizim de olurdu peri masallarımız.
Ah Ergenekon ah, bak hep senin yüzünden.

İncir  Çekirdeği

Elton John: Hem düğüne hem cenazeye yakışan insan.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI