Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir ülkede sapla saman birbirine karışırsa...

GÜNAYDIN Gazetesi’nin sahibi Haldun Simavi, bir patron gibi yönetmezdi gazetesini.

Fiilen genel yayın müdürlüğü yapardı.

Haber toplantılarına girer, izlenmesi gereken konuları belirler, gazetenin hangi sayfasında nasıl değerlendirileceğini söyler ve gazeteyi sürekli denetlerdi.

Haldun Bey’in çok katı kuralları vardı. Bunlara uymayan gazetecileri gazetesinde çalıştırmazdı.

Günaydın, onun yönetiminde kısa zamanda Türkiye’nin en büyük tirajlı gazetesi olmuştu.

Sonra Haldun Bey, Babıáli’den çekilme kararı aldı ve gazetesini, matbaasını Kıbrıslı işadamı Asil Nadir’e satarak meslekle tüm ilişkisini kesti.

Akgün Tekin’in kitabındaki bir bölüm çok ilgimi çekti. Hatta beni biraz da şaşırttı.

Halk tipi haberlere daima ağırlık verilmesini isteyen Haldun Simavi, birçok gazeteci tarafından "Asparagas" (Palavra) haberciliğin de kurucusu olarak kabul edilir.

Ancak gazeteciliği bırakan Haldun Bey kitapta, bugün yapılan habercilikten çok şikáyetçi olduğunu söylüyor.

"Ben sadece TRT 2’nin haberlerini dinliyorum. Öteki haberler sinirlerimi bozuyor" diyor.

* * *

Düşündüm... Bugünkü Haldun Simavi haksız mı?

Rahatlıkla söyleyebilirim ki değil.

Televizyon haberleri benim de sinirimi bozuyor.

Bunca yıldır haberlerle boğuşan bir gazeteci olarak ülkede neler olup bittiğini anlamakta zorluk çekiyorum.

Çünkü televizyonlar habercilik yapmaktan giderek uzaklaşıyor. Hepsinin derdi yüksek izlenme oranını yakalamak.

O nedenle hiçbiri habercilik kurallarına uymuyor.

Olayları abartıyor, bıktırıncaya kadar uzatıyor, kamuoyunu yanıltıyor, haber değeri olmayan pespayelikleri haber olarak veriyor.

En saçma olanı da spiker diye haber okuyanların bilgisizce, yalan yanlış yorumlar yapmaları.

Bu abuk sabukluk gazeteleri de olumsuz etkiliyor.

Bu etkilenme giderek de artıyor. Bugün gazetelerde en çok okunan sütunlar, magazin haberleriyle dolu olanlar.

Üstelik kaliteli magazin haberleri de değil, ikinci, üçüncü sınıf olanlar.

* * *

İşin ne kadar yozlaşmaya başladığının bir göstergesi de şu:

Köşe yazarları TV şovcusu veya dizi yıldızı oluyor, şovcular ile dizi yıldızları da köşe yazarı.

Baksanıza futbol yorumcusu Erman Toroğlu işi gücü bırakıyor, nasıl bir Genelkurmay Başkanı istediğini açıklıyor spor programında.

"Demokrat memokrat olmayan, gerektiğinde yumruğunu masaya vuran, kodumu oturtan asker gibi asker Genelkurmay Başkanı" istiyor.

Eeee, bir ülkede sapla saman birbirine girdi mi işler işte böyle zıvanadan çıkar.

Spor yorumcuları siyaset, siyasetçiler spor yorumu yapar.

Artistler, şovmenler köşe yazarı; köşe yazarları artist, şovmen olur.

Bunlar daha iyi günlerimiz.

Hiç kuşkunuz olmasın, sapla saman giderek daha da birbirine girecek.
X