Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir tuttuğum bir tuttuğumu tutmuyor

Bir tuttuğum bir tuttuğumu tutmuyor<br><br><B>‘‘Hangi takımı tutuyorsun?’’<br><br></B>İşte benim için en zor soru. Cevabını bilmiyorum zira.

Her zaman bir takımım olmasını istedim ama olmadı bir türlü. Aslında oldu da... Bir tuttuğum bir tuttuğumu tutmadı.

Ama ‘‘En uzun hangi takımı tuttun?’’ diye sorarsanız cevabım Fenerbahçe olur.

Çocukluğumda babam Fenerbahçeli olduğu için ben de Fenerbahçeli’ydim. Sonra Fenerbahçeli bir sevgilim oldu. Taraftar anlamında değil, basbayağı futbolcuydu. Ondan ayrılınca Fenerbahçe'den de ayrıldım. O gün bugündür takım takım geziyorum. Ay, burası bir tuhaf oldu, yanlış anlaşılacak. Vallahi düşündüğünüz gibi değil. Diyeceğim, bu takım tutma işinde sebatsızım. Onun için biri ‘‘Hangi takımı tutuyorsun?’’ dediğinde apışıp kalıyorum. Ama neticede bir takım ismi veriyorum tabii. Duruma göre artık, o sabah hangi takım gözüme hoş göründüyse...

Allah'tan kimsenin aklında kaldığı yok. Fanatik takılmadığımdan... ‘‘Ayol sen Fenerli değil miydin?’’ demiyor kimse.

* * *

Peki neden sebat edemiyorum?

Çünkü, renk aşkı yok bende. Oluşmadı bir türlü. Kendime yeni takım seçerken değişik kriterlerim var.

Bir ara Galatasaraylı’ydım mesela. Burada kriter Fatih Terim'in karizmasıydı. O gitti, ben de döndüm.

Hadi İstanbul takımları arasında gidip gelmemin su götürür bir yanı olabilir, gerçi bir fanatiğe sorarsanız olmaz ya, hadi olur diyelim. Ama Trabzon'la ne işim olabilir?

Bir ara onu da tuttum.

Sebebi o zamanlar üç büyüklerin saltanatına son vermiş olmasıydı. Beni neden rahatsız ettiyse üç büyüklerin saltanatı... Bilmiyorum.

* * *

Geçen gün Fenerbahçe-Beşiktaş maçını seyrediyorum.

Fenerbahçe gol attı. Sevindim tabii. Mustafa Denizli'yi seviyorum çünkü. Hem İzmirli hem babama benziyor. Üstelik en uzun süreli takımım Fener.

A, Beşiktaş atınca da seviniyorum. Deli miyim neyim? Artık dakikalarla ifade edilir hale geldi dönekliğim. Mazeret bulmaya çalışıyorum. Bizim semt Beşiktaş Belediyesi'ne bağlı ya... Çöpümüzü falan onlar topluyor. Ne alakası varsa.

* * *

Peki, teknik direktörlerle futbolcular takım tutuyorlar mıdır acaba?

Mesela Mustafa Denizli.

Ya fanatik Galatasaraylı’ysa? Çok abuk bir durum olur. Demek ki yürekten bağlanmıyorlar. Aslında teknik direktörlük bana çok uygunmuş.

* * *

Ben de isterdim tek takımlı biri olmayı.

Sırf bu yüzden maça gidemiyorum. Hangi tribünde oturacağım?

‘‘Artık 90 dakika tut bir takımı be kadın!’’ diyeceksiniz.

Tutamam. Sıkılıyorum.

Ama 45 dakika olabilir. Onlar kale değiştirince ben de tribün değiştiririm.

* * *

Şarkılar, marşlar da çok etkili oluyor sebatsızlığımda. Bakıyorum ötekiler daha oynak bir şarkı yaptırmışlar... Gidiyorum.

Son zamanlarda ‘‘12 Dev Adam’’ı çok beğeniyorum. İnsan duyunca yerinde duramıyor. Sahi hangi takımındı o? Futbol 11 kişiyle oynanmıyor muydu? Yedeklerden birini de katmışlar demek ki.

Ne?

Basket mi?

Sazanlar!


Kıbrıs'ta yeni bir sayfa açılmış.Ben en çok yeni sayfada M.Ali'nin durumu ne olacak onu merak ediyorum.

Britanyalı uzmanlar erkekte stresin daha anne karnındayken başladığını iddia etmişler.Dünyaya gelmelerine bir kadının aracılık edecek olmasına gıcık oluyorlardır.

Yeni Medeni Kanun kadını tatmin etmemiş.Kadın kısmını tatmin etmek için tek maddelik bir kanun gerekiyor: ‘‘Erkek nesli kurutulacaktır. Bugünden, son erkek kuruyuncaya kadar geçen süre içerisinde, erkek kadının kulu kölesi olacaktır.’’

İştahın geni bulunmuş. Biz onu çoktan bulduk, yedirip duruyoruz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI