"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Bir sokaktan başlar her şey...

22 Ağustos Çarşamba, saat 20.30 suları... Evin içinde, kapı ve pencereler sıkı sıkıya kapalı durumda; bu yazıyı yazarken, ayağı alçılı yatan, bir metre ilerideki eşimin sesini duyamıyorum. Tarif edilir gibi bir gürültü değil... Kimbilir kaç desibel? Çünkü, Bornova Evka-3 eski pazaryerine yakın basketbol sahasında bir sokak düğünü var yine... (Gidip baktım, bu sefer asker uğurlamasıymış).
Biraz önce Bornova Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nü aradım, açan olmadı; sonra da santral numarasını... Otomatik telefon kaydı, “gece görevlisine aktaralım” dedi, güvenlikten Ümit Bey’e bağladılar. “Ben cep koduyla zabıtaya ulaşmaya çalışayım” diye cevap verdi. Arkasından Bornova Polis Merkezi’ni aradım... Adresi sordular, verdim. “Tamam ekiplere bildirelim” dediler, kapattım.
Saat, 22.04... Üzerinden 1 saatten fazla zaman geçti... Bornova Belediyesi’ni tekrar aradım. Yine Ümit Bey’e bağlandık. “Ben Zabıta Komiserine ilettim” dedi... Biraz daha bekledim... Gelen giden yok! Bornova Polis Merkezi’ni aradım tekrar; “1 tane arabam 2 tane memurum var, nereye yetişeyim?” dedi telefona çıkan dertli polis memuru. “Devletimiz fazlasını vermiyor, ne yapalım? Biz de biliyoruz bu düğünler kanunsuz ama ben 2 kişiyle o kadar kalabalığı nasıl dağıtırım?” diye dert yandı. “Desenize gelmeyeceksiniz, yani işimiz Allaha kaldı?” dedim, “Aynen öyle” dedi. Acıyla tebessüm ettik telefonda karşılıklı... “İyi nöbetler o zaman” deyip kapattım.
Cep telefonumda kayıtlı numaralar arasında, Basın Danışmanı Mustafa Bey’in de, Sevgili Başkan Sındır’ın da numarası var. Saate baktım, utandım aramaya. “Bu saatte rahatsız etmek yakışmaz” dedim. Biraz daha bekledim, saat 23.00’e ulaştı... Hâlâ gelen giden yok!


Sonra dedim ki, “hiç heyecanlanma kendi kendine. Sinirlenme, içlenme... Bir tek senin üstüne mi vazife? Sesin geldiği yere bakan yüzlerce kapı-pencere, onlarca balkon var. Bak (atıp tutmaya gelince mangalda kül bırakmayan, böyle gecelerde sana mahallenin delisi muamelesi yapıp, -kulaklarınızı çınlattık- diyen) komşuların bile, kapılarını kapatıp saklandılar yine içeriye. Rahatsız olmuyorlar mı? Elbette oluyorlar. Ama tepki veren yok! O zaman bunlar müstehak bu kuralsızlığa, ilkelliğe, yabaniliğe; hattâ daha fazlasına...”
Oysa, bir sokaktan başlar herşey... Sonra mahalle elden çıkar. Derken şehriniz, bölgeniz, ülkeniz... Siz de saf saf, gazetelerdeki şehit haberlerine gözyaşı dökersiniz. Oysa hepsinin kök sebebi, “zamanında müdahale edilmeyen kuralsız bir sokak eğlencesi”dir. Devletine canını, malını, huzurunu ve daha neyi varsa emanet etmiş vatandaşın, bitmeyen çilesi, anlayamadığı (?!) dramı ve kısırdöngü halindeki çaresizliği, bahtsızlığı buradadır.
Yazının sonuna geldik... Vakit neredeyse geceyarısı... Ne gelen var, ne giden... Hafiften, havaya ateş etmeler de başladı. İzmir’in orta yerinde, diz boyu kepazelik. Evka-3 gaflet uykusunda olsa da uyku haram, huzur hak getire... Hastası, bebeği, yaşlısı, vardiyalı çalışanı, sokak ve ses terörüne teslim. “Vatandaşının hukukunu, vatandaşına karşı koruyamayanlar”, düşün yakamızdan artık! Her neredeyseniz ve hangi büyüklükte bir sandalye veya koltukta oturuyorsanız artık! Sana gelince sevgili Mehmetçik, hayırlı tezkereler; selâmetle git gel...

X