Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bir şişe Cháteau Margaux 8.5 milyar

    Tuğrul ŞAVKAY
    10 Kasım 2001 - 02:24Son Güncelleme : 10 Kasım 2001 - 02:24

    Şarap gibi hassas bir konuda 'dünyanın en iyisi' gibi yakıştırmalar biraz hamhalat kaçan tanımlamalardan sayılır. Feministleri kızdırmak pahasına bir söz söyleyeyim: Şarap ile kadın arasında sık benzetmeler yapılır. 'Dünyanın en iyisi', 'Dünyanın en güzeli' meselesi de biraz böyle. Çünkü böyle kaba sözler karşısında, gerçeğe yaklaşmaya başlamış bir şarap meraklısı da, 'peki size göre dünyanın en güzel kadını kim?' diye sorabilir.

    Hiçbir erkek, annesi veya karısı dışında birisini bu konuma aday bile gösteremez. Öyleyse bu edebiyatı peşinen bir kenara bırakalım.

    Ancak paranın allahı yok. 'Dünyanın en pahalı şarabı hangisi?' sorusunun doğru cevabı olarak önümüze çoğu kez çıkan bir marka var. Cháteau Margaux. (Yazıda sık geçeceği için okunuşunu da söyleyeyim: Şato Margo.) Ben, annemi ve eşimi kızdırmak pahasına dünyanın en güzel kadınını seçmek iddiasını öne sürecek cesareti bir an kendimde bulsam, dünyanın en güzel şarabının da Cháteau Margaux olduğunu söylemekten herhalde kaçınmazdım. Hiç şüpheniz olmasın ki, her on yılın en az sekiz, dokuzunda da haklı çıkardım.

    Geçtiğimiz günler içinde Şarap Dostları Grubu'nda son on bir çalışma yılının en heyecanlı tadımlarından biri yapıldı. Divan Oteli'nde gerçekleşen tadımda Cháteau Margaux'nun 1996-1976 yılları arasındaki sekiz şarabı tadıldı. UBS Private Banking'in sponsorluğunda yapılan bu muhteşem tadımın onur konuğu ve tadım yöneticisi ise Cháteau Margaux'nun genel müdürü Paul Pontallier idi.Tadımdan sonra Bay Pontallier, şato ile ilgili daha ayrıntılı açıklamalar yaptı, sorulara cevap verdi.


    TUĞRUL ŞAVKAY EFSANE ŞARABIN YÖNETİCİSİ PAUL PONTALLİER'YE SORDU


    Sadece bir şişe Cháteau Margaux alacak olsanız hangi yılın şarabını tercih edersiniz?

    -Böyle bir tercih zor ama herhalde 1900 yılının Cháteau Margaux'sunu seçerdim. Çok kez tattım, her defasında aşık oldum. Ancak hemen söyleyeyim ki elimizde ancak 7-8 şişe kaldı.

    Peki bu şarabın fiyatı nedir?

    - Böyle bir şaraba fiyat biçmek çok zor. Bir kere pazarlanamayacak kadar az. Ama bu şarabımı satmak durumunda kalsaydım herhalde 40,000 frank (8.5 milyar Türk lirası) isterdim. Böyle bir şarap için bu fiyat çok sayılmaz.


    Cháteau Margaux efsanesini neye bağlıyorsunuz?

    -Biz gücümüzü önce tarihten ve gelenekten alıyoruz. Tarih ve gelenek, aynı zamanda bilgi ve tecrübe anlamına da geliyor. Unutmayın ki, Cháteau Margaux'nun kayıtları 1750 yılına kadar geri gider. Yaklaşık 300 yıldır üretimle ilgili hemen her şeyi biliyoruz. Bu müthiş bir birikim. Bir de coğrafi olarak mükemmel bir yerde bulunmaktayız. Bordeaux'nun Margaux altbölgesi dünyanın en iyi ve en zarif şaraplarını yapabilmek için belki de en uygun yer. Ayrıca şunu söyleyeyim: Bir efsane için önce kalite gerekir. Ama bu yetmez. Şarabın içilmesini temin için şaraptan bahsetmek, bunun sadece bir içecek değil bir yaşama sanatının parçası olduğunu iyi anlamak ve anlatmak gerekir. Sonuçta bu bir kültür işidir.

    İyi bir şaraptan anladığınız nedir?

    -Öncelikle şunu söyleyeyim. Biz içilecek şaraplar yapmaktayız. İncelmiş bir şarap zevki sahibi olan insanların sofralarında keyifle içebilecekleri şaraplar yapmaktan başka bir kaygımız yok. Teknik bir kusursuzluğu, gelişmiş bir ağız tadı ile birleştiriyoruz. Böylesi bir çalışma elbette büyük ustalık gerektiriyor ki, o da bizde zaten mevcut. Bir de biz bölgemizi, bağlarımızı, üzüm çeşitlerimizin özelliklerini ve bunlardan yapılabilecek şaraplar konusundaki deneyimimizi de işin içine katmaktayız.

    Mükemmel bir şarap yapımı için bunlar yeterli mi?

    -Gerekli, ama yeterli değil. Üzümler ne kadar iyi olursa olsun, yani bağcılık konusunda ne kadar başarılı olursanız olun, bunun mutlaka çağdaş teknolojiyle de desteklenmesi lazım. Ayrıca çalışanların morali de bu konuda önemli bir rol oynar. Biz işimizi, özellikle şato el değiştirdikten sonra, daha büyük bir şevkle yürütmekteyiz. Nitekim bunun ilk sonuçlarını çok kısa bir süre içinde 1982'de aldık.

    Yukarıdaki sözlerinizde bazı taşlar gizli gibi...

    -Son yıllarda Avustralya, Yeni Zelanda, Şili, Kaliforniya gibi Yeni Dünya şaraplarında bir atılım olduğu şüphesiz. Ama unutmayın ki onlar gazeteciler için tadılacak şaraplar yapıyorlar. Başarlı bulunmak için çarpıcı işler yapıyorlar. Ama o şaraplar sofralardan çok, tadım masalarında boy göstermekte. İçilecek yüksek kaliteli şaraplar yapabilmeleri için bağlarını, üzümlerini daha iyi tanımak zorundalar ve bunun için daha çok zamana ihtiyaçları var. Ancak giderek taşların yerine oturmakta olduğuna dair işaretleri de görmezden gelemem. Mesela geçenlerde Amerika'da Robert Mondavi ile görüştüm. O da artık daha yuvarlak, sivrilikleri olmayan, daha dengeli şaraplar yapmak yolunda önemli adımlar attığını söyledi.

    Cháteau Margaux Yeni Dünya'daki çarpıcı şaraplar yapma eğiliminden etkilenmedi mi?

    -Hayır. Biz yüzyıllardır ne yaptığımızı iyi biliyoruz. Cháteau Margaux gibi bir şarapta devrim olmaz.

    Yani şarap dünyasında bir değişim yok mu?

    -Bir yanlış anlamayı düzelteyim: Şarap dünyasında ciddi bir değişim var ve bu inkar edilemez. Teknikler ve tatlar değişiyor. Her ikisi de birbirini etkiliyor ve birbirinden etkileniyor. Şimdi daha yoğun, daha yuvarlak, daha kolay içimli şaraplar tercih ediliyor. Yeni stili destekleyen gelişme ise teknik açıdan üzümlerin daha geç hasat edilebilir olması. Son 15 yıldır bağbozumu daha geç yapılabilmekte. Dolayısıyla üzümler daha olgun hasat ediliyor. Bu da yukarıda sözünü ettiğim karakterde şarapların yapımına izin veriyor.

    Geç hasat mutlaka daha iyi şarap anlamına mı gelmekte?

    - Hayır. Esas olan bir optimum denge noktasını tutturabilmekte. Bizim yaptığımız da bu. Yoksa tek başına randımanı azaltarak daha iyi üzüm ve dolayısıyla daha iyi şarap elde etmek diye basite indirgenebilecek bir formül mevcut değil. Ancak bütün bunlar bir deneyim meselesi. Deneyim için de zamana gerek var.

    O zaman tekrar iyi şarap konusuna dönersek...

    -Cháteau Margaux için esas olan nokta ürettiğimiz şarabın mutlaka mükemmel bir denge ve armoni içinde olması. Büyülü sözcükler bu ikisi: Denge ve uyum. Esas olan şarabın içilmesinden alınan keyiftir. Denge ve uyum bunu sağladığı için önemli.

    Peki, Yeni Dünya şarapçılarının neredeyse saldırgan olarak nitelenebilecek pazarlama yöntemleri konusunda ne söyleyeceksiniz?

    -Son sözü en önce söyleyeyim: İyi olan kazansın! Bunu söyledikten hemen sonra da ekleyeyim: Yeni Dünya'da şarap üreticileri büyük ölçekte bağcılık ve şarapçılık yapmakta. Bu da onlara müthiş bir ekonomik güç kazandırıyor. Bu güç de pazarlamada büyük bütçeleri harekete geçiriyor. Fransa'da ise durum farklı. Bizde toprak iyice bölünmüş. Bağlar küçük. Şarap yapımı da genellikle küçük ölçekte yapılmakta. Çoğu aile işletmesi olan bu kuruluşların Amerika veya Avustralya'daki gibi reklam veya tanıtım bütçeleri olamaz. Cháteau Margaux tanıtım veya reklam için hiç harcama yapmaz. Bizim şarabımız yıllardır şarap tacirleri tarafından peşinen satın alınır. Bir de bizdeki kontrol sistemleri çok karmaşık ve işi yokuşa sürer şartlar içeriyor. Bu elbette kalitenin garantisi, ama öte yandan masrafları da çok arttırıyor. Yeni Dünya'da bu tür kısıtlamalar çok az.

    Bütün bunlardan Yeni Dünya şaraplarının daha avantajlı olduğunu mu anlamalıyız?

    - Asla. Onların belli avantajları olduğunu kabul ediyorum. Ama Fransa'nın ayaklarını çok sağlam bastığı bir zemin var. Gelenek ve bilgi birikimi. O da uluslararası pazarda ciddi bir rekabet gücü yaratıyor.

    Cháteau Margaux'nun ikinci şarabını yapmak dışında başka ülkelerde bağlar almak ve şaraplar yapmak gibi son yıllarda çok moda olan bir eğilim sizin için geçerli mi?

    - Asla! Biz Cháteau Margaux dışında bir iş yapmayız. Bunu hayal bile etmeyiz.

    Sizce Cháteau Margaux için son elli yılın en iyi şarapları hangi yıllara ait?

    -Geçmişten günümüze sayayım: 1945, 1953, 1959, 1961, 1982, 1983, 1986, 1989, 1990, 1995, 1996 ve 2000.


    AİLEDEN ŞARAPÇI


    Cháteau Margaux'nun genel müdürü olan Paul Pontallier 45 yaşında bir ziraat mühendisi. Bağcı ve şarapçı bir aileden geliyor. Öğreniminde de şarapçılık üzerine uzmanlaşmış. Kırmızı şarap yapımında barik (fıçı) etkisi üzerine de doktorası var. Ailesine rağmen niçin kendi işletmelerini tercih etmediğini sorduğumda, 'bizimki büyük miktarda ama kaliteli olmayan şarap üretimiydi. Bu da beni ilgilendirmedi' diyor. Babası ısrarcı olmayınca, o da geleceğini aile işletmesi dışında aramış. Askerliğini bir barış gönüllüsü olarak Şili'de Santiago Üniversitesi'nde şarapçılık dersleri vererek yapmış. 1983 yılında Fransa'ya döndüğünde Cháteau Margaux'da çalışmaya başlamış. Geçen yıllar içerisinde yükselerek Cháteau Margaux'nun en üst düzey profesyoneli olmuş.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı