Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir sen, bir ben, bir de Mehmet

...

KÜÇÜK numaralar, olmayanı olmuş gibi gösterenler, ikiyüzlüler, yalancılar, taşı altın yaptığını öne süren simyacılar, kafalarında dolaşan 99 tilkinin kuyruğu birbirine değmeyenler, vicdansızlar, hırsızlar, yattıkları yerden beş lobutu birden havaya atıp, düşmeden atıp tutanlarla birlikte yaşarken bu dünyada mesut bahtiyar(!), Özgecan’ın babasının hayat komşum olduğunu bilmek çok iyi geldi.

En başından beni vakur duruşundan, bilgece sözlerinden etkilendim. Mesela şu sözlerinden: “Kelebeğin kanat çırpışının on binlerce kilometre ötede bir kasırga oluşturması gibi Özgecan olayı da bu ülkede bir sürü şeyi değiştirebilir. Benim kalbime ateş düştü, ben yandım. Evet ilahi adalet tecelli edecek, buna da inanıyorum. Ama çözüm idam değil. İdam caydırıcı olabilir belki ama benim kızım üzerinden tartışılması da beni rahatsız ediyor."

Bir yandan asıp keselim çığlıkları, bir yandan ‘Ateşin düştüğü’ yürekten dile gelen ‘akil insan’ın bu sözleri. Saklamam, epeydir insanlıktan umudumu kesmiştim, ‘Hayır, olmayacak’ diyordum. ‘İçimde bir çiçek’ falan açmadı belki ama, bir çakmak taşından çıkan kıvılcımın aydınlığını görür gibi oldum Mehmet Aslan’ın sözlerinde.

Evet umutlanır gibi oldum. Mehmet Aslan’ın, bazı insanların, belki de acılarını hafifletmek için bulabildikleri tek yol olarak gördükleri maddi yardım tekliflerini ‘kızının acısını parayla değiştirmek’ duygusunun ‘bayağılığı’ yüzünden kabul etmediğini düşünen benim gibi başka insanlar da varsa aramızda eğer, demek ki yalnız değilim diyeceğim.

X