Gündem Haberleri

    Bir sanat eseri olmuş

    Hürriyet Haber
    11.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Başbakan, Rahşan Hanım'a yeni evleri hakkındaki ilk yorumunu bu cümleyle yaptı:

    Kraliçe'nin doğum günü dolayısıyla 3 hafta önce İngiliz Büyükelçiliğinin verdiği resepsiyonda karşılaştığımız Rahşan Ecevit, alçak bir ses tonuyla şöyle diyor:

    ‘‘Size bir sürprizim var. Ben sizi arayacağım...’’

    Gazeteciliğin getirdiği merak ile ipucu almamıza izin vermiyor, ‘‘Bekleyin’’ demekle yetiniyor.

    Aradan bir hafta geçiyor. Hiçbir bağlantı olanağı bulunamıyor.

    Bu sırada DSP'den, ‘‘Rahşan Ecevit bir aydır partiye gelmiyor. Hiçbir işle ilgilenmiyor, hükümetten bir rahatsızlığı mı var?’’ soruları yayılıyor.

    Sonunda Rahşan Ecevit'in partideki sekreteri salı günü arayıp Genel Başkan Yardımcısının telefon edeceğini, gazetede olup olmadığımı kontrol için aradığını söylüyor.

    Merakımız daha da artıyor, ancak beklenen telefon bir türlü gelmiyor.

    ‘‘Hikmet Uluğbay'ın intihar girişimi dolayısıyla açıklamasını askıya almış olabilir’’ düşüncesine kapılıyoruz.

    Çarşamba günü Rahşan Ecevit arıyor ve şöyle diyor:

    ‘‘Size sürprizimi yarın yapacağım, saat 18.00'de evde bekliyorum...’’

    Fotomuhabiri arkadaşımız Volkan Yıldırım ile birlikte Or-an Sitesinin yolunu tutuyoruz.

    Ecevitlerin evine doğru giderken, Yıldız Çolpan Sokağın girişindeki Başbakanlık Korumaları dikkatimizi çekiyor.

    Rahşan Ecevit'in bizi beklediğini söylediğimizde 18 nolu binanın önüne getiriyorlar. Dış kapıdaki diafona basıldığında soldaki evin kapısında Rahşan Ecevit görülüyor.

    Merdivenlerden inip dış kapıya kadar gelerek bizi karşılıyor...

    Kapıya geldiğimizde içerden yayılan mis gibi kitap kokusu bizi kendine çekiyor...

    Rahşan Ecevit gülerek şöyle diyor:

    ‘‘İşte sürprizim...’’

    Kapının girişinde, Bayan Ecevit'in tahminine göre en az 100 yaşında olan büyük bir ayna duruyor.

    Başbakan Bülent Ecevit'in büyükdedesi ve büyükannesinden hatıra kalmış.

    Aynanın çatısının ortasındaki gül işlemeli motiflerinin arasında yer alan ‘‘F-A’’ ise Ecevit'in büyükannesi ve büyükbabasının isimlerinin başharfleriymiş.

    Rahşan Ecevit, diğer evin deposunda tahtakurularının istilasına uğrayan aynayı kurtarmış. Vernikletip, bazı küçük kırıklarını tamir ettirmiş.

    Antreden bir merdiven ile inilen salonun ilk girişinde muhteşem ağaç oymadan kendimizi koparamıyoruz.

    KİTAPLAR KİTAPLAR

    Altında Endonezya eski Başbakan Yardımcısı Adam Malik'in imzası var.

    Rahşan Ecevit, üç boyutlu ağaç oymayı Adam Malik'in Başbakan Bülent Ecevit'e hediye ettiğini söylüyor.

    Yanında ise Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden aldıklarım iki tablo.

    Salonun tüm duvarları kitaplıkla kaplanmış. Rafları tıklım tıklım dolduran yüzlerce kitap...

    Birçoğu antika niteliğinde.

    Hepsi konularına ve yazarlarına göre tasnif edilmiş. Rafların altlarına yapışkan sarı kağıtların üzerine her bir bölümün adı yazılmış.

    Rahşan Ecevit, bu bantların daha sonra metal plakalar ile değiştirileceğini söylüyor.

    Rafların bazıları büyük yapılmış, içlerine vazolar, yapma bebekler ve minyatürler yerleştirilmiş.

    Yerde birbirine uyumlu üç kilim. Rahşan Hanım, kilimlerin yıllarca dolap üzerlerinde katlı kaldığını, ilk kez ortaya çıktığını söylüyor. Hatta espri de yapıyor:

    ‘‘Diğer evde bu kadar çok şeyin olduğuna biz de inanamadık...’’

    Salonun tam ortasında bir sehpa ve ahşap 4 saldalye.

    Bayan Ecevit, sehpayı hazır aldığını, sandalyeleri ise kendi dizayn edip yaptırdığını söylüyor.

    Salonun bahçeye açılan kapısının üzerindeki kitaplık bölümü kasetler, CD'ler ve bazı belgesel dökümanlarla doldurulmuş. Onlar da kendi içinde tasnif edilmiş, sırtları bantlanmış.

    Hemen yanında ise bir televizyon. Onun da yanında içi çiçekle dolu asırlık bir mangal.

    Rahşan hanım, bakırını parlattırdığı asırlık mangalın annesinden kaldığını açıklıyor.

    Tam karşıda ise bir merdivenle çıkılan yemek odası. Odanın üç duvarı da kitaplık. Köşede bir masa ve üzerinde bir telefon. Tam karşısında ise bir Hint köşesi.

    Burayı Başbakan Bülent Ecevit'in çalışma mekanı olarak düzenlemiş.

    HİNT KÖŞESİ

    Hint Köşesine çevrilmiş duvarın yarısı da kitaplık yapılmış. Üzerinde ahşaptan oyulmuş bir Hint fili. Duvarda ise bir Hint kızını tasvir eden tablo ve yanında mükemmel renklerle bezenmiş vitray. Küçük kitaplıkta ise Hint yazarların eserleri...

    Yemek odasına açılan küçük odanın duvarları da kitaplarla kaplı. Rafları henüz boş. Bayan Ecevit, bazı dosyaların burada arşivleneceğini söylüyor.

    Hemen yanındaki oda da aynı durumda. Karşısındaki büyük banyonun bütün malzemesi sokülmüş. Hemen yanındaki küçük banyo ise yenilenmiş ve aynen korunmuş.

    Hemen karşısında ise kitabın bulunmadığı tek oda yer alıyor.

    İçinde iki kişilik bir yatak ve bir elbise dolabı.

    Bu koridor bizi tekrar antreye ulaştırıyor. Sağ taraftaki mutfak da tamamen yenilenmiş.

    Mutfağın balkonu PVC ile kapatılmış, içine ahşap dolapla kaplanmış kombi cihazı ve şaraplık konulmuş.

    Mutfağın duvarında ise Hollandalı bir kızın mutfaktaki çalışmasını anlatan tablo. Eşi ile en çok bu tabloyu sevdiklerini söylüyor.

    Salona açılan ve tek merdiven ile inilen oda içimizi ısıtıyor.

    Rahşan Ecevit en çok bu odayı sevdiğini söylüyor. Saatlerce kapanıp kitap okuduğunu belirtiyor, ‘‘Kendimi alamıyorum’’ diyor.

    İçindeki kitapların bazıları tarihi eser niteliğinde. Hepsinin ciltleri sapasağlam.

    Salondaki sandalyelere oturuyoruz. Sehpanın üzerindeki sedef kakma bir kutunun içi tesbihlerle dolu.

    Rahşan Ecevit evin hikayesini anlatmaya başlıyor:

    ‘‘Eski eve sığamaz olduk. Kitaplar karton kutuların içinde üst üste bir haldeydi. Aradığımızı bulamıyorduk. Geçen yıl bu evi bulduk. Biraz pazarlıkla satın aldık. Bir yıla yakın süredir boş duruyordu. Seçim sonrası karar verdim ve kolları sıvayıp işe koyuldum...’’

    Evin tabanındaki halıdan, rafların kahverengi tonuna, sandalyelerin dizaynından, masa tercihine, karoları, aydınlatma sistemine kadar hepsi elinden çıkmış.

    Sonra kitapların tasnifine sıra gelmiş. ‘‘Yüzlerce kitabı tek tek ayırmak kolay iş değildi’’ diye söze başlıyor ve devam ediyor:

    ‘‘Bilkent Üniversitesinden, tanıdık beş genç yardımcı oldu. Hepsini birlikte tasnif ettik. Diğer evde ne var ne yok hepsini indirdik. Kilimler vazolar tek tek elden geçti. 1,5 ay sadece burayla ilgilendim. Partiye bile gitmedim. İşte bu hale geldi...’’

    Dikkatimizi Bülent Ecevit'in hiçbir kitabının raflarda bulunmamış olması çekiyor.

    Rahşan hanım ‘‘Bülent'in kitaplarını diğer evde tutacağız, buraya getirmedik’’ açıklamasında bulunuyor.

    Pasta ve çay ikramından sonra bizi bahçeye davet ediyor. Küçük bir balkon haline getirdiği bahçe çıkışına hasır cam bütünleşmesinin en iyi örneğinin verildiği masa sandalye takımı konmuş.

    Şimdi sıranın bahçeyi dizayn etmeye geldiğini belirterek sözlerini sürdürüyor:

    ‘‘Diğer eve doğalgaz ve kombi sistemi yaptırıyoruz. Binada bir tek biz kaldık. Bir süre inşaat olacağı için bu evde yaşayacağız. Daha sonra diğer evde oturmaya devam edeceğiz, burayı da kitaplık olarak kullanacağız...’’

    Rahşan hanıma, ‘‘Evi dizayn ederken Başbakan'ın bir katkısı oldu mu?’’ diye soruyoruz. Şu ilginç yanıtı veriyor:

    ‘‘Böyle bir iş yaptığımı biliyordu. Ama kendisine iş biticeye kadar burayı göstermedim. Bittiğinde getirip gösterdim. Bana, 'bir sanat eseri olmuş' dedi.’’

    Kütüphane haline getirdikleri eve bir isim verip vermedikleri sorusuna ise şöyle karşılık veriyor:

    ‘‘Bülent bey buraya 'arşiv' diyor...’’

    Ardından devam ediyor:

    ‘‘Burası sadece bizim kullandığımız bir yer olmayacak. Araştırma yapmak isteyen gençlere, bilim adamlarına, gazetecilere burayı açacağız. İstedikleri an gelip burada kitap okuyup çalışma yapabilecekler...’’

    İki saate yakın süre kaldığımız evden, eşine ender rastlanan kitaplara dokunup, kapaklarını açıp okumanın yarattığı haz ve onların ciğerlerimizi dolduran mis gibi kokusuyla ayrılıyoruz...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı