Bir şairin hüzünlü mektupları

Metin Altıok’un kızına mektupları kitap oldu ve Tuncay Özkan’ın kızı Nazlıcan Özkan’a ithaf edildi. Kitap, aynı dertten mustarip olmayanların bile yüreğini sızlatacak

Haberin Devamı

Sivas’ta yakılan iyi şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı’ya yazdığı mektuplar yayımlandı.
Metin Altıok hem iyi bir şair, ressam ve hem de felsefe öğretmeniydi.
Mektuplar, kızını izleyen ama uzaklarda olduğu için göremeyen bir babanın dindiremediği özlemi yansıtıyor.
Bazı mektuplar bir çocuğa seslenen yalınlıkta ve duyarlılıkta, bazıları da yaşından büyük bir çocukla dertleşme. Öyle ki artık bir çocukla değil, eski bir dostuyla dertleşir gibi konuşuyor Altıok.
Bu mektuplar hiç kuşkusuz bir çocuğu yaşından önce olgunlaştıracak nitelikte.
Kitap, Tuncay Özkan’ın kızı Nazlıcan Özkan’a ithaf edilmiş.
Zeynep Altıok Akatlı’nın Mektuplar yazısı, babasının ardından duyduğu acıları yazıya getiriyor.
“Önce [kitabın] başına ben de babama bir mektup yazmayı istedim. Defalarca başladım. Yazamadım. 19 yıl oldu sonunda ayrılığımız. Her yıl aramızdaki özlem uçurumu açıldı. Hatırladıklarım sararmaya başladı. Anekdotlar, sözler, anılar taze kalsın aklımda diye sımsıkı sarıldım. Bizden kalan ve tazeliğini yitirmesin diye unutmamak için dönüp dönüp baktığım mektuplar hiç eskimedi. Hiç azalmayan ve bulanıklaşmayan ise sevgi, özlem ve acı oldu. Şimdi yazsam ne yazacağım mektubuma? 19 yıllık özlemimi mi, 19 yıldır insanlığın başına gelen felaketlerden mi haber vereceğim? Babamın sevgiyle bağlı olduğu ülkesinde olanı biteni anlatmaya yüzüm olabilecek mi? İnsana ve insanlığa gönülden bağlı ve bu kadar inanmış babamdan bugünün egemenleri tarafından yerleştirilmek istenen kin kültürünü nasıl saklayacağım? Yok yazamıyorum yazmayı istediğim mektubu.”
Aynı dertten mustarip olanların birbirlerini anladıkları bilinen bir şeydir.
Zeynep’in Tuncay Özkan’a yazdığı mektup hepimizin yüreğine dolacak bir feryattır.
“Babam ben 10 yaşındayken öğretmen olarak Bingöl’e tayin edildi. Baba kız hasretini iyi bilirim. Mektuplarla görüştük uzun yıllar. Sizin gibi. O da bana Bingöl dağlarından topladığı çiçekleri kurutur sigara kâğıtlarına sarar yollardı. Yaşım biraz ilerlediğinde tanıştım Antonio Gramsci’nin hapishaneden çocuklarına yazdığı mektuplarla. Biraz kendi hasretime benzettiğimden biraz da uzaktan uzaktan evladının yanında olan birçok babadan daha güzel bir baba olduğunu keşfettiğimden hayatımı derinden etkileyen bir kitap oldu. Geçen hafta küçük Vecide’ye armağan ettim kitabı. Ona da direnme gücü verir belki diye umarak.
(...) Nazlıcan, baktım tam babasının kızı. Evet acılar ayrılıklar şekillendirir insanı ama yoldan da çıkarır, kaybolmak daha kolaydır. Onu yetiştiren sizsiniz. O sizin kızınız ve gördüm ki bizim kazancımız. O bu ülkenin aydınlık geleceğinin müjdecisi.”

KIZINA ÖZLEM

Haberin Devamı

Kitaptaki mektuplar 1979-1986 tarihleri arasını kapsıyor. Mektupların el yazısı halinin aynısının basımıyla matbu hale aktarılmışı karşılıklı sayfalarda hazırlanmış. Altıok kimi mektuplara desenler çizip, farklı ilaveler yapıyor yer yer. Bir öğretmenin taşradaki yaşamı, yalnızlığı ve bütün korkunçluğuyla bu mektuplarda dile geliyor.
Anadolu’daki birçok öğretmenin bugünkü yaşam koşulları, bugünün okurunu bile isyan ettirecek kötülüktedir. Bunların bir de 30 sene evvel yazıldığını düşünmenizi istiyorum...
O yılların siyasal atmosferini bilenler ya da onu okuyup da öğrenenler, bir öğretmenin Bingöl’deki çığlığını bu mektuplarda okuyacaksınız.
Zeynep bu mektupları yayımlayıp yayımlamamakta tereddüt geçirmiş ama sonra yayımlamaya karar vermiş. Ne de güzel etmiş...
Bu mektuplarda, baba ve öğretmen Metin Altıok’u tanıyacaksınız...

Haberin Devamı

Metin Altıok’tan Zeynep’e Mektuplar
Metin Altıok, Zeynep Altıok Akatlı
Kırmızı Kedi Yayınları

Doğan Hızlan’ın seçtikleri

Sam Kean
Kayıp Kaşık
Kolektif

Fredric Jameson
Kapital’i Sahnelemek
Sel

Murat Gülsoy
Nisyan
Can

Osman İkiz
Rüzgârların Yolunda
YKY

Yazarın Tüm Yazıları