Ege Haberleri

EGE

    Bir rehberin anıları: Bir çelişki yumağı

    Hürriyet Haber
    18.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 18.05.2000 - 00:01

    Turist Rehberleri Odası, 507 Sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu'na dayanarak kurulmuş. Oysa rehberler esnaf değil. Sicile kayıt olamadıkları için odaya da üye olamıyorlar.

    BİLİYOR musunuz? Turist rehberlerliğinin yasası yok, rehberlerin sağlıklı bir mesleki örgütü de yok. Turgut Tür, İzmir Tercüman Rehberler Derneği'nin bir süre sonra, İzmir Turist Rehberleri Esnafı Derneği adını aldığını hatırlatıp, başlıyor anlatmaya:

    ‘‘TURİST rehberleri esnaf olamaz. Bu yasal açıdan mümkün değil. Profesyonel turist rehberi belgesi taşıyan, üniversitelerimizde görevli doçentler, profesörler, araştırma görevlileri, yabancı diller okutmanları, doktorlar, subay ve astsubaylar, baroya kayıtlı avukatlar, diş hekimleri, ziraat mühendisleri var. 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanuna dayanarak İzmir Turist Rehberleri Odası kuruldu. Fakat odaya üye olabiliyor ancak oy kullanamıyor. Sözün kısası odaya kayıtlı, aidat ödeyen ancak oy hakkı olmayan, bir anlamda naylon üye oluyorsunuz. Peki, beni yöneteni seçemeyeceksem, icraatlarının hesabını soramayacaksam niçin o odaya üye olayım ve aidat ödeyeyim?’’

    MESLEĞİN yasal tarifi yok, odaya kayıt zorunluluğu da yok ama profesyonel rehberin her yıl yaptırması gerekli vize için odanın, ‘‘Aidat borcu ve disiplin suçu yoktur’’ gibi bir yazısı vermesi gerekiyor. Vize dönemlerinde rehberler büyük sıkıntılar yaşıyor.

    İŞİN ilginç yanı, turizm her hükümetin çok önem verdiğini söylediği, trilyonluk yatırımlar yapılan ve umut bağlanan bir sektör. Ama turistle yüz yüze kalan, bir anlamda Türkiye'nin imajını çizen kişilerin, rehberlerin niteliği bile belirlenmemiş. Kimler rehber olabilir, ne şartlarla bu işi yapabilir? Kesin çizgileri yok. Tümünü bir çatı altında toplayan sağlıklı bir örgütleri olmadığı için de, turizmin ağır işçileri sayılması gereken rehberler acentelerin insafına kalmış.

    SÖZÜ yine Tür'e bırakalım.

    ‘‘21 Mayıs... Turu bitirip büroya döndüm. Yüz felci bütün belirtileriyle hükmünü icra ediyor. Tur sırasında misafirleri tedirgin etmemek için ‘Derdimi ummana döküp, asumana inledim’. Turla ilgili evrakı görevliye verir vermez minibüse atladım Fethiye Devlet Hastanesi'ne gittim. Acil serviste nöbetçi nörolog gerekeni yaptı. Reçetemi emekli sağlık karnemle yeptırdım. Allahtan emekliyim, reçete bedelini acente ödeseydi sorun çıkarırdı. Kasap et, koyun can derdinde. Halin nicedir, turu sürdebilir misin? diyen yok. Başa gelen çekilir diyerek hiç sızlanmadan görevimi yapıyorum. Üç gün sonra tekrar gidip tahlilerimi yaptırmam gerek. Fakat ne mümkün. ‘Hafta içi izin veremeyiz, hafta sonu git’ diyorlar. Kavga dövüş hastaneye gidip tetkiklerimi yaptırdım, yeni reçetemi aldım. Daha iyiyim. Acentenin her dediğine ‘‘eyvallah’’ derseniz mesele yok. Azıcık diklendiniz mi vay başınıza geleceklere.’’

    TURGUT Tür, tecrübeli bir rehber. Çalışmaya başlamadan önce acentesiyle şartlarını konuşup, yazılı anlaşma yapıyor. Yapıyor ama, işte bir örnek:

    ‘‘İKİ acente bir otobüsü ancak doldurabildi. On gün sürecek Karadeniz turundayız. Tura başlarken kabul edilen tek kişilik oda şartım gerçekleşmedi. Çok horlayan oda arkadaşıma katlanmam mümkün değil. Horultucu oda arkadaşım Karadeniz'i bilmiyor. İlk kez geliyor. Amacı yanımda çırak çıkmak. İki acentenin müşterek turu olduğu için zaman zaman patronlar birbirleriyle anlaşamıyor. Horozu çok olan köyde, sabah erken olur derler ya. Buna bir de benim acemi fakat kendini usta sanan çırağı eklerseniz cümbüşün boyutlarını tahmin edebilirsiniz.’’

    Yarın: Turisti memnun etmek

    Karısına da öğretmiş

    KENDİLERİNİ rehber sanan kişiler iyilik yerine kötülük yapıyor. Kötü imajı silmek çok güç, hatta mümkün değil bazı zaman. Böyle durumlarla sık karşılaşıyoruz. Yıllarca bir baltaya sap olamamış adamın biri bir bakırcının yanına girmiş. Bir gün işe gelmiş, ertesi gün yok. İki gün daha gelmeyince usta merak etmiş, evine gitmiş. Kapıyı karısı açmış, ‘‘Usta kocam bundan sonra gelmeyecek. Bakırın kenarını büküp tepsi, ortasını çukurlaştırıp bir de boru takıp ibrik yapıyormuşsunuz’’ demiş. Usta gülerek, ‘‘Vay canına, kendisi öğrenmiş, o yetmezmiş gibi bir de karısına öğretmiş’’ demiş.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı