"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bir pazartesi yalnızlığı

Doğan HIZLAN

Gazetedeki sakin odamda yarını düşünüyorum. Füme camdan içeri girmeye teşebbüs eden güneşe, müzik eşlik ediyor. Ne çalmalıyım? Karar veremiyorum. Attilâ İlhan'ın dediği gibi sadece ve sadece Sessiz Pazartesi'yi düşünüyorum.

O da yorulmuştur, okula koşan çocuklardan, işe yetişen insanlardan, ekmeğini çıkarmak için çırpınanlardan. Pazartesi de yorgunluk atacak, dinlenecek, kalbinin atışı yavaşlayacak.

Ben hayal ediyorum... Telâşsız insanların yavaş yavaş yürüyüşlerini, ellerindeki torbada taze ekmeği, simitleri, aldıkları gazetenin her satırını akşama bırakmadan okuyuşlarını...

Kapıdan çıkarken günaydın diyeceğim birine rastlayamama korkusunu taşıyorum. Terkedilmiş bir savaş sonrası şehrinin sağ kalmaktan utanan bir ezikliğini. Yok yok, sevinmeliyim. Bu pazartesi masalarda yarım bırakılmış çay fincanları olmayacak, yanağa kondurulmuş alelusul öpücüklerin hakkı verilecek.

Belki de hafta başında hatırlanacak tek söz şu olabilir:

Çalışmak, deliliğe giden yolun başlangıcıdır. Çiçek çocuklarının, hayatın hiçliğini özetleyen, avareliğe değil ama yaşam üzerine düşünmeye çağıran sözleri.

Balkondan baktığımda, elinde bond çantası, arabasının kapısını açan komşuları göremeyeceğim, sırtında okul çantasıyla annelerin uğurladığı çocukları da.

Pazartesi işe gelenlerin yüzündeki ifadesizliği bugün bulamayacaksınız. Birikmiş işlerin karaltısı üzerlerine çökmeyecek.

***

YORGUN pazartesilere çok mu yüklendim? Onun tatili uzatmaya hakkı yok. Devlet kapısında bekleyenler, şifa uman hastalar, hepsinin kaderi pazartesiye bağlı. O, bana kalırsa dinlenirken gene de işini ihmal ettiği kompleksine kapılabilir.

Günlerin kaderi üzerine düşünülmeli. Nedense her pazartesi tatil yorgunluğu çekilir, cuma da tatile çıkmanın heyecanı.

Salı, çarşamba, perşembe... Ben perşembeyi çok severim, ortada, her şeye açık bir gün.

Belki de John Steinbeck gibi ben de Tatlı Perşembe diyebilirim.

Pazartesi ben ne yapacağım? Her gün yaptığımı. Çünkü pazartesiyi yalnız bırakmak istemiyorum. Dengesini kaybedebilir, çalışanların hepsi kaybolunca bünyesinde rahatsızlıklar duyabilir.

Otomobillerin kilometre göstergelerinden bile bir tatil pazartesisi olduğunu anlayabilirsiniz. Otobüste oturanların yüzündeki umursamaz ifadeden de.

Sessiz pazartesiyi özleyenler... Yorgunlar, ekmek parası uğruna sevmediği işi yapmak zorunda kalanlar.

Unutmayın, sessiz pazartesilerde de Orhan Veli'nin Dalgacı Mahmut'u gene gökyüzünü boyayacak, renklendirecek ama fırçasını sallarken şarkı da söyleyecek, acele etmeyecek.

***

PAZARTESİ gününe yılda bir kere de olsa farklı başlamak. Bu da hayatın bir zevkidir.

Bayramlar; okuyabilmek, sevebilmek için bir fırsattır. Mutluluk konusunda fırsatçı olun.

Güzel, sağlıklı, mutlu bayramlar diliyorum.













X