"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Bir otel kuşunun günlüğünden

Otelleri sevmeyeniniz var mı? Ya da otelde kalmaktan zerre hoşlanmayan? Hani mümkün olsa evde değil, otelde kalmayı yeğlerim (bir ömür boyu).

Niyesi belli: Yatak toplamak yok, yemek bulaşık derdi yok. Faturaların tarihi geçince "Eyvahlar olsun" diye hayıflanmak yok. Yok da yok yani. Varolanlar ise belli: Rahatsınız otelde ve hep konforlu (Gerçi bir süre sonra o da sıkabilir, orası ayrı).

Nereden icap etti bu otel mevzusu? Yılbaşı gecesi ve sonrası Bodrum’da yeni açılan Kempinski Oteli’ndeydim, o bakımdan. Yalıçiftlik koylarından birine konuşlanmış olan otel, aslında henüz tam açılmış değil.

Esas açılışı nisan sonu yapmayı planlıyorlar. Ama dediler ki, "soft opening (yani yumuşak, yavaş yavaş, taksit taksit açılış) yapıyoruz, gelin".

Önce İstanbul’u yılbaşında bırakıp gitmek manasız geldi. Ama son dakikada okeylendi Kempinski...

CİNAYET ROMANI HAVASI

Hava kapalı, zaman zaman yağmurluydu Bodrum’da. Hani otelin deniz gören balkonuna otur, cinayet romanı filan yaz, o derece müsaitti ambiyans. Bir de zaten otelde az kişi vardı, bomboş koridorlar, ıssız yüzme havuzu filan...

Yaz tatili vıcıklığından eser olmayınca ortalıkta buralar başka türlü oluyormuş meğer, onu çaktı (romancı) gönül.

Peki insan roman yazmazsa ne yapar koskoca otelde?

Neyse ki spa denen bir şey var. Böyle çeşit çeşit masajlarla bedeni hallaç pamuğu gibi attıkları, egzotik atmosferli tütsülü yerler.

Kempinski meğer bu konuda kendini ve yurt topraklarını aşmış, Avrupa’nın ikinci büyük spa’larından biriymiş buradaki. Git git bitmiyor. Mesela çiftler için bir spa odası var. Giriyorsunuz sevgilinizle, göz göze masaj yaptırıyorsunuz (mıç mıç sevgililer için).

Tek bir masaj denedim burada. Bıkmıştım hep o yağlı masaj seanslarından. Neyse ki bu seferki masaj "kuru"ydu. Tesadüfen geleneksel Thai masajını seçmişim.

Bu masajda da yağ kullanılmıyormuş. Üstelik eşofman giyilerek yapılıyormuş. Vücudum sündü sündü duruldu. Pişmaniye gibi oldum nitekim, ama pişman değilim.

Adnan Polat nasıl eğlendi?

Kempinski’de yılbaşı gecesi Petek Dinçöz’ler, Gülben Ergen’ler değil, İstanbul Gelişim Orkestrası vardı. Hem kaliteli hem de eğlenceliydi orkestra, her zamanki gibi.

Sonrasında Şamdan DJ’leriyle coşuldu. İşadamı Adnan Polat sabahın geç saatlerine kadar DJ’in müzikleriyle eğlendi. Spor giyimiyle Polat, diğer partileyen işadamlarından farklıydı. Gözlerden kaçmadı.

Leyla Umar’la sohbet ettik bir ara. Kitabı İngilizce’ye çevriliyormuş, ABD’de yayınlanacakmış. Bolca medya dedikodusu yapıldı tabii.

Yeni yılın ilk brunch’ında yine İstanbul Gelişim sahnedeydi. Masalardan birinde çocuklarıyla haşır neşir Pınar Eliçe ve kocası vardı.

Bir tek yemeklerini sevemedim Kempinski’nin.

Böyleydi yani bir otel kuşunun macerası. Ilıman Bodrum kışına karşı hem partilendi hem sakinleşildi. Durum böyleyken böyleydi.

Hülya’yı kim yeniledi

Gala dergisinde pazar günü yazdım ama daha detaylı bilgiler geldi elime.

Yaz ortasını anımsayın, Hülya Avşar’ın o şahane bikinili fotoğraflarını. Teknenin üzerinde önce gazetecileri görmemiş gibi yapıp sonra da "E, hadi çekin" diye bir sağa bir sola dönerek verdiği pozları...

İşte o pozlardan hemen önce Almanya’daymış Hülya Avşar. Çok özel bir klinikte tepeden tırnağa yenilemiş kendisini. Ve tüm bu yenilik ve estetik müdahale tam 70 bin dolara malolmuş.
X