Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir önemsiz olay

DEĞİNECEĞİMİZ olayın ilk bakışta hiç de önemli bir tarafı yok. Nitekim bugünkü gazetelerde “Elazığ AKP Milletvekili Fevzi İşbaşaran, partisinden istifa etti” konulu haberin bir veya iki sütunla yayınlanacağını sanıyoruz. Öyle ya, İşbaşaran istifa etti de Meclis’teki kuvvet dengesi mi değişti?

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sandalye sayısı 338’den 337’ye indi. Yani Tayyip Erdoğan’ın, “Aman o arkadaşı geri getirin” demesini gerektirecek bir şey olmadı.

Ama İşbaşaran’ın istifasının bir “zabıta olayı” kısmı bir de “parti içi” boyutu var. Biz onlara değinmek istiyoruz. Çünkü ikisi de kanımızca sadece İşbaşaran’ı değil, bizleri de ilgilendiriyor.

Zabıta olayı basına yansıdı:

İşbaşaran’ın otomobili birkaç akşam önce polisin “uygulama” dediği, arabaları durdurarak yapılan denetime takılmış.

Polis, İşbaşaran’ın arabasını kullanan sürücünün alkollü olup olmadığını öğrenmeye kalkınca tartışma çıkmış. Malum huylar depreşmiş. İşbaşaran, polise “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” türü bir itirazla engel olmaya kalkışmış. Tabii, “milletvekili” olduğunu söylemekle kalmayıp “Müdürünüz gelsin” diye diretmiş. O arada ancak Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e yakışan bir üslupla polise düpedüz küfretmiş.

Olay bundan ibaret değil:

İşbaşaran da “polisin” kimliğini görmek isteyince memur “Ben üniformalıyım. Size kimlik göstermeye mecbur değilim” demiş.

Tam bir Hoppalaaa! denecek durum.

Bu memura “mecbur” olduğunu, eğer kimliğini göstermezse disiplin suçu işlemiş sayılacağını hangi amiri öğretecek?

Hoş... Amirleri öğretsin diyoruz ama, gerçek şu ki polislerin üniformalarındaki yaka (yahut sicil) numarasını görülmez/okunmaz hale getiren de o zamanki Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’dır.

Polisin tanınmasını engellemek ancak, ona suç işletip faili saklamak isteyen faşist bir zihniyetin eseridir. Ama bizim yetkililer bunu görmez. Öte yandan İşbaşaran’ın polise sövmesi elbet yakışıksız bir eylem. Düpedüz ayıp.

Tamam da, haklarında ihaleye hile karıştırmak, evrakta sahtecilik yapmak dahil pek çok ahlakdışı eylem nedeniyle soruşturma açılan AKP milletvekili hakkında parti büyükleri hiçbir işlem yapmazken, İşbaşaran’ın partiden ihraç edilmek istenmesinin bir açıklaması var mı?

Nitekim İşbaşaran bu işleme tepkisini partiden istifa ederek ve “Parti içi demokrasinin işlemediği, benim gibi fikrini ifade eden milletvekillerini şantaj ve tehdit ile susturulmaya çalışıldığı bir partide milletvekili olarak görevimi sürdürmem imkânsız hale gelmiştir. Bu nedenle mensubu bulunduğum Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa ediyorum” diyerek gösterdi.

İyi de... AKP’de “parti içi demokrasinin işlemediğini” Sayın İşbaşaran yeni mi anladı?

Dahası... AKP’de olmayan “parti içi demokrasi” hangi partide var ki?

En önemlisi, “parti içi demokrasi”nin, bizdeki en büyük demokrasi sorunu olduğunu milletvekilleri ne zaman anlayıp da harekete geçecek?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI