"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bir olimpiyat ‘klasiği’

OLİMPİYATLARIN spor alanındaki rekorlarını değil de müziklerini, seremonilerde gerçekleştirilen sanatsal gösterilerini merak ederim ben.

Bu yıl yapılacak Londra Olimpiyatları’nda neler çalınacağını, hangi eserlerin icra edileceğini dış haberlerdeki arkadaşımdan öğrendim.
Henüz resmi bir açıklama yokmuş, basına sızan bilgileri değerlendirdik.
Müzikle ilgili dört bölüm var.
Klasikler dışında bulunan ve popüler müzik kategorisi içinde olanları pek tanımam. Bu grupların İngiliz olduğunu söylediler, bilenler.
Ben listeden, beni ilgilendiren iki besteci adını tespit edebildim: Elgar, Handel.
Olimpiyat törenlerinde kullanılan müziklere baktığınızda, oyunlar hangi ülkede gerçekleştiriliyorsa o ülkenin bestecilerinin yapıtlarının seslendirildiğini fark edeceksiniz.
Çalınan bestelerin, icracıların daha sonra CD’leri yapılıyor, hepsinin de kalıcılık kazandığını söyleyemeyiz.
Olimpiyatla müziğin ilişkisi, modern olimpiyatların gerçekleşmesini sağlayan, ‘Modern Olimpiyatların Babası’ olarak anılan Baron Pierre de Coubertin’in müzik sevgisinden doğuyor. Coubertin “Uluslararası Atletizm Kongresi’nde 1894’te düşüncesini açıklıyor, onun ardından da Faure’nin bestesi seslendiriliyor.
Korfulu Spyridon Samaras, bir ‘cantata’ yazıyor, sözler de Yunan şairi Kostis Palamas’a ait. Besteciye 5.000 drahmi ödeniyor.
Baron de Coubertin daha çok koro eserlerinin seslendirilmesini öneriyor, böylece olimpiyatların görkemine daha uygun bir müzik gerçekleşeceğini dile getiriyor. Daha sonra bu fikir üzerinden hareket ediliyor ve Baron’un arzuladığı görkemli gösteri Sir Malcolm Sargent yönetiminde gerçekleşiyor, Handel’in Messiah’ı seslendiriliyor.

MÜZİKTEN söz ederken, olimpiyatları etkiliyen politik olaylardan da söz etmeli.
1948’de Londra’da düzenlenen oyunlara, II. Dünya Savaşı’nın iki mağlup ülkesi, Almanya ve Japonya davet edilmiyor.
Almanya’nın çağırılmamasının ardındaki olaya da değinmeli: Baron’un katıldığı son olimpiyat, 1936’da Berlin’de yapılıyor.
Hitler o zaman şansölye, Richard Strauss kendi bestesini yönetiyor. Sonraki olimpiyatlarda da Strauss’un müziği bir daha çalınmıyor.
Siyaset her zaman olimpiyatları gölgeliyor.
Örneğin bugünkü anlamda büyük gösterilerin tertip edildiği ilk olimpiyat oyunları olan 1980 Moskova Olimpiyatları’nı Amerika boykot ediyor. Sebep; Rusya’nın Afganistan’ı işgali. Boykotların nispeten gölge düyşürdüğü, ancak SOvyet Rusya’nın dünyaya nazire yaparcasına gerçekleştirdiği gösterilerde, Lenin Stadyumu’unda Çaykovski’nin Patetik Senfonisi’nin üçüncü bölümü seslendiriliyor.
Bütün bu özet bilgi, olimpiyatların müzikle ve siyasetle ilgisini gösteriyor.
Ne var ki, bütün ülkeler kendi sanatçılarını, bestecilerini açılışta ve kapanışta onurlandırılıyorlar.
Çeşitli müzik türlerini, görsel görkemi de ihmal etmiyorlar.

SANIRIM bir başka yazıda da şu sorunun yanıtı aramak gerekecek: Bizde olimpiyat yapılırsa hangi müziği kullanacağız?

Yararlandığım kaynak:
Olimpic overtures, BBC Music, August 2012.

X