Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir öğretmen hayat değiştiriyor

UZAK, çok uzak köylerden birinde bir okul. Okulu, hayatını eğitime adamış kendi halinde bir iş adamı yaptırıyor. Okula aklı başında, ne yaptığını bilen bir öğretmen atanıyor, müdür olarak.

O çok uzak köyün müdüründen
okulu yaptıran iş adamına iki gün önce
bir mektup geliyor. Özel bölümleri hariç, şöyle bir mektup:
“Okulumuzdan iki kızı, Güzel Sanatlar Lisesi müzik bölümüne gönderiyorum. Bugün liseli kızlarla sohbet ettik, bizim okuldan mezun olanlar bayağı farklı, geniş düşünen, kendilerine güveni olan kızlar. Bizim köyde kızların kollarında, omuzlarında gitar var artık. Velilerle sık sık görüşüyoruz. Sosyal etkinliklerin okullara katkısını yaşayarak gördük.
Erkeklerin bile saz çalmaktan kaçındığı bir yerde, kızların
kollarında gitarlar var ise, bunun en büyük mimarı sizsiniz. Siz olmasaydınız, idareci olmaktan çoktan çekilmiş olurdum.
Bugün köyden birileri ile görüştüm, gitar kursu, Arapça kursu, saz kursu, bayanlara yönelik bilgisayar kursu açacağımızı söyledim. Ağabey, amacım bütün çocukların, gençlerin bu ülkeye yararlı ve geniş düşünebilen insanlar haline gelmeleridir.
İki gündür müfettişler burada, okulda gördükleri imkanlar bu yıl onları bile değiştirdi, bu desteği sunan kişiye selam ve saygılarını iletmemi söylediler, ben de size iletiyorum. Bu yıl geçen yılın aksine çok beğendiler, çok memnun oldular.”
VATAN VE FEDAKARLIK
Mektubun son iki satırı bir öğretmenin yaşadıklarından çıkardığı acı dersi vurguluyor:
“Vatanı ve milleti sevmek zahmetlidir, fedakarlık ister, siz imkanlarımızı yarattınız. Geldiğimiz noktayı ve dünü hatırladıkça, inanın ağladığım da oldu”.
Köyde bilgisayar kursu, gitar kursu, kızların kollarında gitarlar, hayal gibi. Diğer yönü, müdürün yaşadığı deneyler, buna rağmen sarsılmaz inancı. Sıradan ve çok sık duyduğumuz, “vatanı milleti sevmek zahmetlidir, fedakarlık ister” sözünü okuyunca, yine de duruyorum.
Tek bir insanın bile hayatını değiştirmenin hazzı hiç bir şeyle ölçülmüyor. Ve kim bilir nelere mal oluyor.
Bir öğretmen kaç hayat değiştiriyor?

Trafik polisinden özel servis

DÜN sabah Etiler. Normal trafik düzeninde bazı arabalar bir sokağa girecek. Trafik polisi itiraz ediyor, yok olmaz, o sokağa giriş şimdilik yasak, sen geri geri git, sen kenara çekil, sen şurada bekle. Kimse giremiyor o sokağa.
Ne oluyoruz, demeye kalmadan, özel bir araba çıkıyor o sokaktan. Trafik polisi trafiği durduruyor, arabanın geçişi için yolu boşaltıyor. Kim bu arabadaki? Başbakan mı, bakan mı, vali mi, bir büyüğümüz mü?
Hayır, bir pastanenin sahibi. Helal olsun, at binenin, kılıç kuşananın. Onu anlıyorum da, trafik polisinin bu özel servisindeki nedeni anlamakta zorlanıyorum. Onca vatandaşı rahatsız etmesini, yolu kapatmasını anlamakta yine zorlanıyorum.

Demek ki mail’den kolay bir şey yok

BAŞBAKAN Erdoğan ÖSYM’ye Devlet Bakanı Hayati Yazıcı adına gönderilen mail ile ilgili Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyor:
“Mail göndermek nedir? Senin adına bir çete mensubu da, çıkar mail gönderir. Mail atmak problem değil. Altına Kemal Kılıçdaroğlu adını yazar, farklı bir yerden bu maili gönderir. Bunlar zor değil.”
 Erdoğan haklı, bunlar zor değil. Aynen dediği gibi, kim olduğu belli olmayan birileri, başkaları hakkında ileri geri bir şeyler yazabilir, suçlamada bulunabilir, bunlar daha sonra ihbar kabul edilip, kendisine mail gönderilen kişilerin başına dert açabilir. Hatta, kimin tarafından gönderildiği belli olmayan, o maili alan insanlar aylar ve aylar boyu hapis yatabilir. Erdoğan çok haklı.

İlk ellide sanayiden üç firma

LİSTEYE bakıyorum, pek çok banka ve elektrik dağıtım şirketi görüyorum. Türkiye’de kurumlar vergisi rekortmenleri bankalar ve dağıtım şirketleri.
Türkiye’de en çok kurumlar vergisi ödeyen firmalar dün açıklanıyor. Kurumlar vergisi rekortmenleri. O listenin ilk elli sırasında sadece üç sanayi firması var. Biri Tüpraş yani rafineri, o da sonuçta ham petrolü işliyor. İkincisi bir sigara şirketi, on dokuzuncu sırada. Yirminci sırada, nihayet doğrudan bir sanayi üreticisi, bir otomobil firması.
Listede ikinci elli firmaya baktığımda, yine bol bol hizmet sektörünü görüyorum. Bir inşaat şirketi otuz altıncı sırada, bakır işletmeleri kırk ikinci sırada, traktör firması kırk dördüncü sırada.
Listeye bakınca, bir kaç soru geliyor akla?
1- Nerede bu ülkede sanayi kuruluşları? Yoksa, sanayide vaziyet vahim mi?
2- Sanayi kuruluşları pek kâr etmiyor mu, sanayide ciddi sorunlar mı var?
3- Bu ülkede dolar milyarderleri var. Onların sadece bankaları mı var, hiç sanayi kaynaklı milyarder yok mu?
Kurumlar vergisi rekortmenleri ülkedeki sanayinin aynası gibi.

X