"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bir öğle yemeğinden izlenimler

İÇİŞLERİ Bakanı Beşir Atalay’ın gazetecilerle yaptığı “çalıştay”a ben de davetliydim.<br><br>Mazeretim olduğu için katılamadım.

Niye katılmadım?

Önce işin şakasından başlayayım.

Bu “çalıştay” kelimesini hiç sevmiyorum.

Bana 1970’li yılların o bitip tükenmeyen dil kavgalarını hatırlatıyor.

Neyse, bu işin şakası.

Hafta sonu başka bir randevum olduğu için katılamadım.

Ancak o gün yazdığım yazıda belirttiğim bir şeyi bir kere daha tekrarlayayım.

Kürt sorununu çözecek her türlü iyi niyetli adımı desteklemeye hazırım.

NEDEN POLİS AKADEMİSİ’Nİ SEÇTİM

Dün, Ankara Temsilcimiz Enis Berberoğlu ile birlikte, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’la öğle yemeği yedik.

Yemek için yeni açılan Riksos Oteli’nin en üst katındaki geniş dairede buluştuk.

Bu binaya, son olarak Ankara Oteli olarak bilindiği günlerde girmiştim.

Erol Simavi bana, kendisinin danışmanı olmam teklifini bu otelin alt katındaki barda yapmıştı.

Otelin girişi ve üst katındaki dairesi çok güzel olmuş.

Yemekle ilgili izlenimimi hemen anlatayım.

Atalay’ı yaptığı işe çok inanmış gördüm.

Şu aşamada işin içeriğinden önce “ortamın psikolojisi” üzerinde duruyor.

Konuştuğu gazetecilerin “belli görüşü temsil eden kişiler” olarak değerlendirilmesine üzülmüş.

“Listeyi ben hazırlamadım. Çok daha geniş bir listeydi ama, bir bölümü tatildeydi katılamadı. Öyle özel bir liste yapmadık” diyor.

Bu tartışmayı başlatmak için Polis Akademisi’nin seçilmesine gelince...

“Orası eğitim veren bir kurum. Başına getirdiğimiz kişi, bir manada oranın rektörü. Üniversite kökenli bir arkadaşımız” diyor.

YAŞAR KEMAL’İ, TÜSİAD’I VE TOBB’U DİNLEYECEĞİM

Atalay üstlendiği işi mümkün olan en geniş temele yaymaya çalışıyor.

Mesela önümüzdeki günlerde TÜSİAD ve TOBB’la görüşmeyi planlıyor.

Yaşar Kemal’in Radikal’de yazdıklarını dikkatle okumuş.

“Onunla bir araya gelip dinlemek istiyorum” diyor.

Bu arada Milli Güvenlik Kurulu üyesi bakanlara bir yemek verip gelişmeleri anlatmış.

Buradan anladığım, hazırlanan açılım planı MGK’ya da sunulacak.

Zaten bakan, bu açılımın bir “devlet politikası” olması konusunda çok kararlı görünüyor.

Bu arada ilginç bir bilgi veriyor.

Kurulacak Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin eski binasına taşıyormuş.

Böylece bu kurumu, katı bir resmiyetten kurtarıp, biraz “think tank” havasına sormak istiyor.

GÜNEYDOĞU İÇİN BAKAN MEHDİ EKER LİSTE HAZIRLAYACAK

Açılımın bir ayağını da Güneydoğu’da konuşulacak kişilerin belirlenmesi oluşturacak.

Bu konuda Mehdi Eker’den gelecek listeyi bekliyor.

Peki “Şu güne kadar somutlaşmış bir plan var mı?”

Planın ayrıntıları üzerinde bir şey söylemiyor.

Enis Berberoğlu, bütün gazetecilik maharetini kullanıp, çapraz sorularla bakanı sorguluyor.

Ancak çok ketum.

Şu aşamada işin psikolojik zemininin hazırlanması ile ilgili.

İLK ADIM MAHMUR’DAN EVE DÖNÜŞ OLACAK

Ancak aldığım hava şu.

İlk adım 1993 yılından itibaren 11 bin Kürt vatandaşımızın yaşadığı Mahmur kampının kapatılıp, oradaki vatandaşların Türkiye’ye getirilmesi olacak.

Bu arada yemeğe oturmadan önce


Başbakanlık’tan bir telefon eliyor.

O telefondan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bugün için DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’e randevu verdiğini öğreniyor.

Dikkat ediyorum, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ilgili çok dikkatli bir üslup kullanıyor.

Bu açılımın yapılacağı süreç içinde kimseyi karşısına almamaya dikkat ediyor.

Yemekten sonra izlenimlerim şöyle.

Türkiye, bu tarihi sorununu çözmek için elverişli bir zemini yakalamış gibi görünüyor.

Bence, herkesin bu gelişmeye katkıda bulunması hepimizin yararına olacak.

İçişleri Bakanı’nı bu konuda çok yapıcı ve uyumlu bir havada gördüm.

ŞİMDİ SIRA 12 KÜRT HAİN BULMAYA GELDİ

BU sürece katkıda bulunan gazeteci arkadaşlarımıza yapılan eleştirileri de doğru bulmuyorum.

Bu görüşmeden sonra ben de “13’üncü hain” damgasını yer miyim bilmiyorum.

Ama bu öyle bir süreç ki, bazı insanların “hain” olarak damgalanma riskini almaları gerekecek.

Tabii bu işin bir de simetrisi var.

Türkiye’de “hain” olarak damgalanmayı göze alarak fikrini söyleyebilen aydınlar, gazeteciler var.

Bu işin simetrik yürüyebilmesi için “caş” (Kürtçe hain) olarak damgalanmayı göze alacak Kürt aydınlara ihtiyaç var.

Bugünler bu cesareti gösterebilecek “12 caş” çıkarsa, emin olun yarınlar için daha umutlu olabiliriz.

X