Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir musibetten iyilik çıkarmak

MECBUREN Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in verdiği bilgiye güveneceğiz. Tutuklama kararlarına üst sınır getiren yasa maddelerinin yürürlüğe girmesiyle ilk planda etkilenecek dava sayısı 953 imiş.

Cezaevlerinde 60 bine yakın tutuklu yargılanan sanığın, dolayısıyla en azından bu kapsamda onbinlerce açık davanın bulunduğu ülkemizde, 953 dava etrafında bunca gürültü kopuyorsa buna sevinmeliyiz.

Sırf önde gelen Hizbullah sanıklarının veya bazı bilinen suç örgütü liderlerinin veya bazı cinayet sanıklarının salıverilmesi adalet duygumuzu ve adalete olan inancımızı bu denli etkiliyorsa, gerisini düşünün. Unutmayın arkada salıverilmeyi bekleyen 60 bine yakın insan var!

Ancak bana göre, toplumun suçunu kesinleşmiş gibi gördüğü insanların serbest kalması bir sonuç.

Bir musibetten iyilik çıkarmak

Esas neden adaletin gecikmesi.

Alın Hrant Dink cinayeti davasını. Elde sanıklar var. Onlar suçlarını inkar etmiyor. Savcı kendince delillerini toplamış, soruşturmayı fazla da derinleştirmemiş ama sanıklar açısından durum sağlam.

Ve bu dava, cinayetin üstünden dört yıl geçtiği halde hala ilk derece mahkemesinde sonuçlanmamış.

Seneye beş yıl olacak, sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere salıverilecekler. Haydi bir tartışma daha...

Oysa daha geride Yargıtay aşaması var, esas uzun süren. Yani, bu hızla gidilirse Dink cinayetinde sanıkların cezasının kesinleşmesine en azından üç yıl daha var.
Sorun tam burada yatıyor: Neden görece karmaşık da olmayan bu dava ‘makul süre’de sonuçlanmıyor?

* * *

İşte, bizdeki uzun tutuklama süreleri, adalet sistemimizde aksayan şeyleri halının altına süpürmemize, kolayca görmezden gelmemize yol açıyordu aslında.
Ben kendimi bildim bileli her adli yıl açılışında Yargıtay Başkanları yargının iş yükünden söz ederler, bitmeyen davaları anlatırlar ve çözüm isterler. Ama bu konuya fazla eğilmezdik geçmişte.

Şimdi tutuklama süresine sınır getirilmesiyle takke düştü, kel göründü. Belki bu musibetten bir iyilik çıkarırız, toplum vicdanını sakinleştirmek için yargılamanın hızlanması için çalışmaya başlarız.

Bu konuda görev sadece siyasilere düşmüyor. Bence yargı camiamız da tartışmaya katılmalı, bu konuda veri ve görüş üretmeli. Ve görüş üretirken hiçbir konuyu da tabu olarak görmemeliyiz; her şeyi tartışmalıyız.

Sedat Ergin’e katkı niyetine

GEÇEN gün Sedat Ergin, şimdi tartışılan tutukluluk süreleriyle ilgili yasanın çıkışı sırasında, yani 2004’te, medyanın görevini yeterince iyi yapmadığını, tartışmaları iyi yansıtmadığını yazdı. Hatta daha ileri gidip o dönem Ankara’da görev yapan bir gazeteci olarak kendisini de bu eksikten ötürü sorumlu gördüğünü söyledi.
300’e yakın maddesi olan, sistemimize çok sayıda yenilik ve iyileştirme getiren bir yasanın (CMK) içindeki iki maddeyi o sırada en önemli maddeler olarak görmemek bence gayet doğaldı, Sedat kendisine haksızlık ediyor.

Ama bir de şu konu var, orada ben dahil hepimiz, son on yılda gazete-TV yönetmiş olan herkes feci derecede kusurlu: Hizbullah davası.

Hizbullah’ın mezar evleri ortaya çıktığında, o evlerden Hizbullah arşivine ulaşıldığında, Hizbullah’ın işkenceli sorgu ve cinayetlerinin videoları bulunduğunda çok yazdık çizdik ama sonra dava açılınca Türk basını konuya ilgisini kaybetti.

Ben mesela bu davanın hâlâ sonuçlanmamış olduğunu son tahliyeler vesilesiyle öğrendim.

Oysa bu davayı yakından izlememiz, hiç değilse Ergenekon’a gösterilen gazeteci özeninin yüzde birini bu işe vermemiz gerekirdi.

Verseydik, kamuoyu bu konuda duyarlı kalmaya devam ederdi, belki bu duyarlık da davanın bir an önce bitmesi için bir etki yapardı.

Ve şimdi şikayet etmiyor olurduk.

Zamanında adalet için bazı sorular

MEŞHUR söz, ‘Geciken adalet adalet değildir’ der. Peki ama bizde adalet neden hep gecikiyor? Neden Yargıtay her yıl eline gelen 1.6 milyon dosyadan sadece 800 binini sonuçlandırabiliyor?

Bazı sorular soralım, belki onlara cevap bulursak yargıyı hızlandırmanın yollarını da bulmuş oluruz, kim bilir?

- Savcılarımızın açtığı ve tutuklamaya yol açan kaç soruşturma davaya dönüşüyor, açılan davaların ne kadarı mahkumiyetle sonuçlanıyor?

- Toplam tutukluluk süresi dava sonunda giydiği hüküm miktarını aşan kaç kişi oldu bugüne kadar?

- Tutuklu kaldıktan sonra kaç kişinin davası beraatle sonuçlandı?

- Yargıtaya intikal etmeden kesinleşen kaç ceza davası oluyor?

- Usulden bozma Yargıtay ceza dairelerinin dava bozma gerekçeleri arasında kaçıncı sırada geliyor?

- Usulden bozmaların sayısını azaltmak için usul hukukunda yeni düzenlemelere gitmek gerekir mi?

- Acaba Adli Tıp Kurumu gerekli bir kurum mudur? Tarafsız bir kurum mudur?

- İstinaf mahkemeleri yargıyı hızlandıracak mıdır, aksine yavaşlatacak mıdır?

X