« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bir mucizeyi yakaladık

11-12 oyuncusunu kaybetmiş bir ekibin, daha sezon başında bu kadar başarılı olacağını beklemiyordum. Futbol oynamadım. Ama kırk yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum ki sonuç mucize. AJAX'ı ele alalım. Yedi oyuncu sattılar. Takımı gençleştirdiler. Beş yıldır ortada yoklar.

Özdemir İnce
SON GÜNCELLEME
Galatasaray Kulübü Başkanı Mehmet Cansun'la Florya Metin Oktay tesislerinde buluşuyoruz. İlkin şu ünlü ‘borçlar’ meselesini konuşalım. Mehmet Cansun yanıtlıyor:

‘‘Galatasaray'ın, son on yıl içinde bunca başarıyı yakalayabilmek için yapmış olduğu çok ciddi bir sporcu yatırımı var. Türkiye profesyonel futbol tarihini incelerseniz dünya çapında 4-5 futbolcunun aynı anda bir takımda oynadığı dönem hiç olmadı. Feldkamp zamanında, en pahalı futbolcularımız Falco Götz, Reinhard Stumpf, Gutschow... biz bu futbolculara senede 100 bin dolar, 150 bin dolar para veriyorduk, yani birine 200 bin mark, birine 300 bin mark, 150 bin mark...’’

Şimdi futbolcu aylığı neredeyse...

CANSUN:
Haklısınız. İki maçlık para. Ancak Türkiye son bir sene içinde öylesine değişim geçirdi ki adapte olmak için uğraşıyoruz. Bana göre Galasataray'ın bence en büyük eksik kaldığı nokta uluslararası başarılarını paraya çeviremedi. Niçin çeviremedi? Çünkü halka açılımını yapamadı. Niçin yapamadı? Bir şirket kurup, şirketin hisselerini nasıl satacağına ancak 15 ayda karar verebildi. Günümüzün hızla değişen dünyasında, bir kararı -yanlış da olsa doğru da olsa- 15 ayda alıyorsanız sonucu hayırlı olmuyor.

LİG ŞAMPİYONLUĞU ÖNEMLİ

‘‘Galatasaray'ın başarılarının öteki kulüpler üzerinde nasıl bir etkisi var. Örnek alma, kıskançlık, engelleme, hayranlık...’’

CANSUN:
Bunların hepsi var... Bir kavanozun içine hepsinden 150 gram koyun.

‘‘Peki bu tepkisel duygulara karşı kendinizi yalnız hissediyor musunuz?’’

CANSUN:
Hem de nasıl... Ancak kimseyi suçlamıyorum. Biz bir kısır döngü içendeyiz burada. Ben birkaç kere söyledim Türkiye şampiyonluğunun ne kadar önemli olduğunu. Herkes bana kızdı. ‘‘Son on senede 7 kez, dördünü üst üste şampiyon olduk’’ diye düşünürken şımardık. Gerçekleri unuttuk sanki her sene şampiyon olacağız. İki takım şampiyon olmuyor, tek takım şampiyon. Baktık ki şampiyon olmamışız. Yandaşımız olan yazarlardan bile teşekkür görmedik. Kardeşim siz futbol tarihinin görmediği bir takım kurdunuz, bu uğurda borca harca girdiniz, gittiniz Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez çeyrek final oynadınız, Real Madrid gibi bir devi dört defa yendiniz bir sene içinde. UEFA Kupası'nı aldıktan sonra, Süper Kupa'yı da aldınız. Herkes ne dedi, ‘‘Üç puan farkla şampiyon olamadınız, ikinci oldunuz, yuh size...’’ ‘‘Benim için Türkiye şampiyonluğu önemli’’ diyorsam kimsenin beni eleştirmeye hakkı yok. Önce şampiyonluk, sonra ötekiler...

İŞİN KOLAYINA KAÇIYORUZ

Şampiyon olamazsan, bütün başarılar, bütün masraflar Galatasaray'ın kesesinden şampiyon olan takımın hesabına, gel keyfim gel. Avrupa'da Avrupa'yla yarışmaya giriştiğiniz zaman bütün ölçülerin değiştiğini görürsünüz. Biz Türk insanı işin kolayına kaçarız, hemen efsane falan denir. Katiyyen Fenerbahçe'yi kastetmiyorum. Ufak bir başarı karşısında, ‘‘Yahu bu adam dünyanın en iyisi, bu kulüp dünyanın en büyüğü. Dünyadaki en büyük taraftar bizde, dünyadaki en büyük bilmemne bizde!...’’

Hakikaten orada mücadele çok zor. Dolayısıyla Galatasaraylı futbolcuları o büyük kulüplerin futbolcularıyla maç yaparken seyredin, olağanüstü, insanüstü bir mücadele veriyorlar. Bunun için öteki kulüplerin saygı duyması lazım. Bırakın Galatasaray'ı, taraftarını, sadece bu çocuklara o maçlarda saygı duymak lazım. Mustafa Denizli'nin bir beyanatı var, Denizli doğru söylüyor. ‘‘Galatasaray Avrupa'da yorulacak, yıpranacak’’ diyor, ‘‘Biz asıl Beşiktaş'a bakalım’’ diyor. Ben kendisine katılıyorum. Bu yüzden geçmiş yıllarda Galatasaray bu yarışa katılabilmek için çok geniş kadro kurdu ve borç altına girdi.

TEŞEKKÜRÜ ÇOK GÖRÜYORLAR

Galatasaray'ın içinde bulunduğu borç çıkmazının nedeni bir kez daha açıklanmış oluyor: En iyi futbolcuları transfer edip geniş bir kadro kurmak. Mehmet Cansun'a göre: Galatasaray borç altında inlerken, öteki takımlar onun bu borç sayesinde kurduğu takımın kazandığı uluslararası puanlarla Avrupa'da sefa sürüyorlar. Bir ‘Teşekkür’ü bile çok görüyorlar. Hiç olmazsa, ‘‘Galatasaray yıpranacak, biz de onu o zaman yeneceğiz ve şampiyon olacağız’’ demeseler.

Herkesin merak ettiği soruyu sormak gerek: ‘‘Fatih Terim'in yönettiği takımdan tam 11 futbolcu türlü nedenlerle ayrıldı. Yeni bir takım kuruldu. Bu takım şu anda Türkiye'de lider ve Avrupa'da ikinci eleme turuna kaldı. Böyle bir başarı bekliyor muydunuz?’’

CANSUN:
‘‘Ben beklemiyordum. Futbol oynamadım. Ama kırk yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum ki sonuç mucize. AJAX'ı ele alalım. Son derece güçlü ve zengin bir kulüp. Bir nedenden dolayı karar verip 7 oyuncularını sattılar. Takımı gençleştirdiler. Beş yıldır görüyorsunuz: Ne kendi liglerinde ne de Avrupa'da önemli bir başarıları var. Yoklar. Onun için, 11-12 oyuncusunu kaybetmiş bir ekibin, daha sezon başında bunca başarılı olacağını beklemiyordum. Galatasaray'ın başarılı olacağına inanıyordum, ama daha geç, bu günlerde. Yabancıları monte ediyorsunuz. Sergen bile hazırlık kamplarında yoktu.’’

‘‘Hakan, Emre, Okan, Fatih'in İtalya ve İspanya'da başarılı olduklarını söylemek mümkün değil. Buna karşın Tugay ve Alpay İngiltere'de başarılı oldular. İtalya ve İspanya futbolcular için yanlış seçim mi?’’

CANSUN:
Hayır değil. Özellikle de İtalya. Ben Inter kulübünün özellikle Emre ve Okan'ı transfer ederken çok arzulu olduğu inancında değilim. Daha değişik, politik nedenlerle, Emre ile Okan, Galatasaray bir yandan mali güçlükler, bir yandan Avrupa, bir yandan lig maçları, bunlarla boğuşurken, Galatasaray'ın zaafiyetinden yararlanılarak Galatasaray'dan kopartıldı. Bence Emre ile Okan'ın gidişleri Galatasaray'i kadro zaafiyetine uğratmak için teşvik edildi. Eğer bunlar olmasaydı, para falan, İnter bunları almazdı.

EMRE VE OKAN KIŞKIRTILDI

‘‘Yani, diyorsunuz ki, Türkiye'den bir kışkırtma olmasaydı, İnter bu iki futbolcuyu almazdı. Basına bu gerçekler yansımadı.’’

CANSUN:
Almazdı. Ben Emre ile Okan'ın çok iyi, çok yetenekli oyuncular olduklarına inanıyorum. Altı ay önce kafalarına girildi. Ben gidişlerini saygı ile karşılıyorum. Niçin karşılıyorum? Bugünkü Türkiye koşullarında Emre ile Okan'ın İtalya'da aldıkları parayı kendilerine veremeyiz. Bunu açık yüreklilikle söylemek gerek. Emre 21 yaşında. 21 yaşında bir çocuk, daha imza atar atmaz 1 milyon 350 bin dolar para alıyor. Bonservis bedeli ödenmediği için bedava. Sadece kendisi para alıyor. 1 milyon 350 bin dolar peşin, ayda da 210 bin dolar maaş. Çocuğun eline 3,5-4 milyon dolar veriyorsunuz. Benim adım da Emre olsa ben de giderim. İki kere iki dört.

‘‘Siz geçici bir dönem için yönetime geldiniz. Mart 2002'de tekrar aday olacak mısınız?’’

CANSUN:
Adaylığımı bir dönem daha koymak istiyorum. Sorunları tamamen çözünceye kadar. Samiyetle söylemek gerekirse ben taraftar tabiatlı bir insanım. Ben şeref tribününde oturan, rahat eden insan değilim. Bu arada Galatasaray'ın da Türkiye'nin de ekonomisi düzelecektir.


BİR CİMBOM ÖYKÜSÜ


Sellami kim, biz

Hagi’yi tanırız

Aralarında Hürriyet'ten Ufuk Sandık'ın da bulunduğu bir grup gazeteci, bir otomobil firmasının düzenlediği test sürüşü için Fas'ın Agadir kentindeydi. Oteldeki yemek sırasında Faslı garsonlarla gazeteciler arasında futbol sohbeti başladı. Sonrasını Ufuk Sandık anlatıyor: ‘‘Garsonlara, Türkiye Futbol Ligi'nde Beşiktaş'ta top koşturan vatandaşları Sellami'yi sorduk. Aynen şu yanıtı aldık: O kim, biz Hagi'yi tanıyoruz.’’


GALATASARAYLI FUTBOLCU MÜCADELEYİ SEVER


Galatasaray'ın yöneticileri kendine özgü, seyirci de öyle... Peki Galatasaray'ın tercih ettiği bir futbolcu tipi var mı?

CANSUN:
Bizim camiamız, taraftarımız savaşan, mücadele eden futbolcuyu sever. Savaşan oyuncu, yumuşak oynayan oyuncuya hep tercih edilmiştir.

‘‘Galatasaray sanki bir onarım istasyonu gibi. Emre, Ayhan, Sergen... Moral olarak, fizik olarak tükenme noktalarına gelmiş futbolcuları alıp, yüceltiyorsunuz.. Bunu nasıl başarıyorsunuz?’’

CANSUN:
Kendi niteliklerinin altında, kendi değerlerinin altında bulunan diyelim. Biz burada gerçek bir aileyiz. Futbolcular Türkiye'de, hatta dünyada bulamayacakları ruhsal ve zihinsel rahatlığı bizde bulurlar. Rahat ederler. Böyle bir ortam var. Burada bizim iyi ilişkilerimizi bozacak tek bir unsur var. O da para. Para istenmese de bu uyumu bozabiliyor. Tıpkı Fatih'in Mallorca'ya gidişi gibi. Burası tam bir aile ortamı. Son dönemlerde bütün yabancı futbolcular aileleriyle birlikte Florya'da yaşadılar. Futbolcu böyle bir ortamı bulunca mutlu oluyor. O da sizi yüceltmek için ekstra bir şey yapmak istiyor. Ödeşmek istiyor. Şükran ve vefa duygularının dengesi. Galatasaray camiası bu insani duyguların ortaya çıkmasına yardımcı oluyor. Galatasaray'ı Galatasaray yapan işte budur. Bu özelliğini yitirmeye başladığı zamanlarda hep başarısız olmuştur. Camianın temeli sevgi üzerine oturur. Dayanışma duygusu.


Galatasaray, modern

düşüncenin temsilcisi



‘‘BÜYÜK yeteneklere sahip on kadar futbolcu takımdan ayrılmış ama kalanlar ve gelenler teknik açıdan onlardan aşağı değil... Yeni gelenlerin değişik motivasyonları var, geldikleri yerde başarılı olmak istiyorlar, savaşkan bir anlayışa sahipler. Yeni gelenler, yabancılar ortama hemen uyum sağladılar, çünkü yöneticiler, eski takımdan kalan oyuncular ve kamuoyu tarafından çok iyi karşılandılar. Uyum kısa zamanda tuttu. Galatasaray'ın başarısı bence ortaklaşma, ‘kollektif' duygu ve anlayışından kaynaklanıyor. Herkes kendinde olanı, kendi gücünü, bir başkasına aktarıyor . Topluluk ruhu, takım ruhu çok güçlü... Bir takım istediği kadar yetenekli futbolculardan oluşsun, eğer takım içinde iletişim yoksa futbol sahasında kollektif bir oyun gerçekleşemez. Dayanışma ve savaşım, takım için, öteki oyuncular için... Futbolcu bireyselliği ancak kollektivite içinde yenebilir.

Galatasaray, geçmişiyle, bugünüyle Avrupa'nın en büyük kulüplerinden biri. Avrupa şampiyonu. Bazı futbolcularını tanıyordum. Ayrıca okulları, lisesi ve üniversitesiyle modern düşüncenin de temsilcisi.

Galatasaray'a futbol hayatımın bir geçiş döneminde geldim. Futbolumda bir devrim yapmak gerektiğini, yeni bir başlangıç yapmam gerektiğini, sıfırdan başlamam gerektiğini düşünüyordum. Galatasaray bunun için uygun, sıçramama olanak sağlayacak bir kulüptü. Bu nedenle Fransa'dan ayrılmaya karar verdim... 27 yaşımdayım, başarı kazanmama olanak hazırlayacak, başarılı bir takımda yeni bir başlangıç yapmaya ihtiyacım vardı. Bu kararı verdiğim için kesinlikle hayal kırıklığına uğramadım Galatasaray'da. İnsan bazan her şeye yeniden başlamak ihtiyacı duyabilir. Galatasaray bana bu olanağı tanıdı. Galatasaray futbolcunun ufkunu kapatmayan, her futbolcunun geleceğe meydan okuyabileceği bir kulüp. Ben bu nedenle Galatasaray'ı seçtim. Galatasaray insani değerleri olan, insani değerlere önem veren bir kulüp. Bu da benim için çok önemli. Ben bu nedenle geldim Galatasaray'a ve burdayım.’’


Tesislerimize gelen fotoğraf çekiyor


‘‘Altyapı ve öteki tesislerinizi gördüm. Avrupa'da Ajax dışında hiçbir kulübün Galatasaray düzeyinde tesis sahibi olmadığı söyleniyor.’’

CANSUN:
Bizi onurlandıran bir şey var: Fatih hoca ile UEFA şampiyonu olduğumuz zaman, ziyaretimize gelen yabancı ekipler tesislerin fotoğrafını almak için izin istiyorlardı. Mallorca ve Alman ekibi bizden proje istediler. Burası Türk futbolunun ve Galatasaray'ın yüz akı. Bakın bugün milli takım burada kamp yapıyor. Şehrin içinde olması buraya ayrı bir değer katıyor.


YARIN: ALTAYLI, ‘GALATASARAY MARKALAR YARATAN BİR MARKA’

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz