Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir mekan - iki Melike - Pir eğlence!

Önce maili geldi, tam açmış ‘İki gün sonra yemek var, bekliyoruz’ cümlesini okurken telefon çaldı. Özlem’di (Özakova) arayan.

BİR MEKAN – İKİ MELİKE – PİR EĞLENCE - Foto Galeri

‘Hayırdır, önce yazılı sonra sözlü davet mi’ dedim.

Gülüştük.

‘Aynen öyle… Hiç itiraz yok, yemeğe geliyorsun. Pir Sultan Abdal’ oyununun tüm oyuncuları tam kadro orda olacak. Sen de gel, bizimle ol istiyoruz’ dedi.

Nerede?

Cihangir’de Melike Restaurant’ta.

‘Şaka değil mi mekanın ismi? dedim.

‘Yok valla…’ dedi Özlem.

Hadi bakalım, adıma restaurantlar açılsın da, ben…

Hem de yemek verilme nedeni de şahane.

Tiyatro sezonunda ‘Pir Sultan Abdal’ adlı oyunla dikkatleri çeken Sadri Alışık Tiyatrosu, yoğun oyun programı arasında hem yorgunluk atmak, hem de başarılı geçen oyunlarını kutlamak için…

Üstüne bir de adımın geçtiği hoş bir mekanda kutlanacaksa…

E, bu davete katılınmaz da n’apılır?

Melike restaurant’ta eğlencenin Melike’si!

Cihangir’de bulunan restauranta vardığımda sade, şık ve hoş bir mekanla karşılaşıyorum.

Uzun masalar hazırlanmış, servis başlamış.

Sadri Alışık Tiyatro Müdürü Tülay (Özkan) karşılıyor beni.

Ayaküstü kısa bir hoşbeş sohbetten sonra…

Bana ayrılan yerime oturup, gelen ordövr tabağımdakileri yavaş yavaş yemeye başlarken, kimler var diye etrafıma bakınıyorum.

Kimler yok ki…

Çolpan İlhan, Kerem Alışık, Yavuz Bingöl, Cem Özer, Melike Öcalan, Sadık Gürbüz, Mehmet Çepiç, Yusuf Atala, Ergün Demir, Fuat Onan, Yıldırım Gücük, Ayhan Anıl, Tuncer Yenice, Barış Koçak, Derviş Tezcan, Hüseyin Şener Vurkaya, Merve Erdoğan gibi isimlerin yanı sıra Sadri Alışık Akademi mezunu oyuncuları da…

Derken…

Melike (Öcalan) yanıma geliyor. Önce bir sarmaş dolaş… Sonra keyifli bir sohbet başlıyor aramızda.

İki Melike (hele bir de adımızı taşıyan bir mekanda) bir araya gelirse ne olur?

Şen şakrak bir şekilde konuşulur.

Ve kahkahalar havada uçuşur.

Sonra yemeklerimize dönüyoruz.

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Yediğim ızgara balık gerçekten çok lezzetliydi.

Yemeklerin yanı sıra servisin de iyi olması ayrıca…

Bu sırada saz eşliğinde bir türkü yankılanmaya başlıyor kulaklarımızda.

Dönüp bakıyoruz ve herkesten bir alkış kopuyor.

Çünkü Yavuz Bingöl sahnede…

Onun yorumuyla dinleyip sevdiğimiz türkülere bu kez onunla beraber hep bir ağızdan eşlik ediyoruz.

Ama ne eşlik etme, kendimizden geçercesine…

Türkü deyince sesi, yorumu ve sazıyla ilk akla gelenlerden biri Yavuz Bingöl olursa ve de o, kulaklarınızın pasını silmekle kalmayıp, kalbinize de dokunursa nasıl kendinizden geçmezsiniz ki.

Bahar Gözlüm, Turnalar, Kara Tren’le başlayıp birçok türküyle devam eden müzik ziyafeti…

Türküleri söylerken gözlerinizden sevdiğinizin hayali, aklınızdan anıların geçmesi de…

Yavuz’u 3 – 4 şarkıyla bıraktık mı sanıyorsunuz?

Tabii ki hayır.

Sahneden inerken ‘Bir daha, bir daha…’ tezahüratları ile tekrar…

Sonra kendini kaptıranlar halayla devam ediyor. Halayın başında Yavuz Bingöl…

Sohbetler devam ederken, Cem Özer’in ara ara dalıp gidişini fark ediyorum.

E, malum…

Ki benim, senin, onun, bizim, sizin, hepimizin yaşadığı gönül kırgınlıkları…

Özlediğimiz mutluluk kırıntıları…

Hayat bu işte…

Bir an geliyor gülüyorsunuz kahkahalarla.

Bir an geliyor uçuyorsunuz martılarla.

An oluyor kalbimizdeki duyguları nota yaparak eşlik ediyoruz şarkılara.

Ve gün geliyor hayatımız dönüyor tepe takla.

Hepimizin yaşadığı şeyler bunlar.

Ama hayat devam ediyor.

Acısıyla tatlısıyla…

Türküsüyle, şarkısıyla…

İyisiyle kötüsüyle…

Sevinciyle hüznüyle…

Efkarıyla, neşesiyle…

Artısıyla, eksisiyle…

Ama en önemlisi de kalbimizin sesiyle…

Yapılan keyifli sohbetler, yenilen lezzetli yemekler, kulaklarımızın pasını silen türküler eşliğinde geceyi noktalarken bu yemeğin iyi ki yapıldığı cümlelerimiz arasındaydı.

Ki bu yemekli eğlenceyi Pir Sultan Abdal oyuncuları çoktan hak etmiş bana kalırsa.

Çünkü çok kısa bir sürede oyunu birçok kez sahneleyerek yüzlerce insana ulaşmışlar.

Ve ulaşmaya da devam edecekler.

Önce İstanbul - Ankara sonra Akdeniz turnesi ve ardından da ver elini Avrupa…

Pir Sultan Abdal, bu kez de, bu oyun aracılığıyla haksızlıklara, baskılara, yolsuzluklara karşı geldiğini...

Ve bunlar uğruna idam edilse de, verdiği mücadelelerle yüzyıllar sonra bile nasıl da anıldığını!

                                                MELİKE BİRGÖLGE

 

PİR SULTAN ABDAL OYUN TARİHLERİ

29 Ocak Cumartesi – 20:30 / Küçük Sahne - Beyoğlu

30 Ocak Pazar – 15:30 / Küçük Sahne - Beyoğlu

1 Şubat Salı – 20:30 / Yunus Emre Kültür Merkezi - Ataköy

23 – 24 – 25 – 26 - 27 Şubat 2011 Ankara

3 – 4 – 5 - 6 Mart Akdeniz Turnesi (Adana – Mersin – İskenderun – Antakya)

15 Mayıs 2011 itibariyle de;

İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde…

Basel, Lichtenstein, Stuttgart, München, Frankfurt, Essen, Bochum, Köln, Brüksel, Paris, Amsterdam, Rotterdam, Hamburg, Berlin, Viyana, Londra…

 

 

 

 

 

 

 

X