Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir medya etikçisinin itirafı

Uzan Grubu'nun Türkiye'nin uluslararası ticaretteki itibarını beş paralık eden <B>‘‘uluslararası borçlarını’’ </B>ödememe ve ortaklarının haklarını ‘‘deve etme’’ alışkanlıklarını yazdım ve dedim ki:

‘‘Türk basınının etik üzerine yazmaya meraklı Yeni Şafak ve Cumhuriyet gibi gazeteleri niye ses vermiyorsunuz? Dünya basını bunları haber yapıyor, siz niye susuyorsunuz?’’

Dün Yeni Şafak'tan yanıt geldi.

Ama ne yanıt.

Dehşetli fikirlerini iki ayrı isim altında az sayıda okuruyla paylaşan Fehmi Koru, benim çağrıma bir itirafla yanıt veriyor.

Benim hakkımı da teslim ederek.

Bakın ne diyor Fehmi Koru:

‘‘Altaylı, yabancı basın benden aldı yazdı, siz susuyorsunuz demeye getiriyor. Doğru söylüyor. Ben şahsen bir haftadır Uzan Grubu ile ilgili haber ve yorumları okuyor, çok da istediğim halde kendimi tutup inatla o konuda kalem oynatmıyorum. Medya etiği konusunda ahkám kesme konusunda titiz olmama rağmen. Sebebi basit.....’’

Ve işte ‘‘medya etikçisi’’nden bir itiraf:

‘‘Medyanın yüzde 75'ine egemen bir başka grubun oyununa gelmemek için...’’

Devam ediyor ‘‘medya etikçisi’’ ve diyor ki, Cumhuriyet Gazetesi finansörü Gürbüz Çapan hakkında da, yönetim kurulu üyeleri Kemal Yavuz ve Çevik Bir hakkında da olumsuz şeyleri yazmıyormuş.

İşte sevgili okurlar, tipik bir ‘‘Türk medya etikçisi’’.

‘‘Kardeşim, ben doğruları yazar, doğru yorum koyarım. Halk kendi kararını verir’’
demiyor.

Manipülasyon yapıyor.

İşine gelen doğruları yazıyor.

Beğenmediği, kendi işine gelmeyen doğruları yazmıyor.

Çünkü o toplumun ne düşünmesi, neyi bilip bilmemesi gerektiği konusunda kararını vermiş.

Gerisi okura ne lazım.

O yüzden de haberleri sınıflandırıyor:

Benim işime gelen haberler.

Benim işime gelmeyen haberler.

Ona göre yazıyor.

Okuru açıkça ‘‘aptal’’ yerine koyuyor.

Bu ‘‘yazar ahlakıyla’’ medya etiği üzerine ahkám kesiyor.

İyi ki ben biraz zorladım da, Uzanlar konusunun onun yazamadığı gerçekler arasında olduğunu öğrendik.

Diğerlerinin de bir listesini verse de, yanlışlıkla o konulara girmesini istemesek.

BDDK, hortumculara çalışıyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'ndan yine ses seda yok.

Dün BDDK'nın mali olarak neyi hedeflediğini aktarmıştım.

Banka hortumcularının borçlarının dolar bazında sıfırlanmasını bekliyorlar demiştim.

Şimdi de hukuki olarak neyi beklediklerini yazayım.

Bu kişilerle ilgili olarak açılan davalarda kimi suçlamalar mesnetsiz olduğu için haliyle düşecek.

Emekli DGM hakimleriyle yapmış olduğum kimi sohbetlerde, bu davaların yanlış açıldığı ve bankacılık suçlarının dahi DGM kapsamına alındığı söylendi. Bunlar tarafsız hukuk adamlarının görüşleri. Bu durumda, bu davalarda DGM'lerin takipsizlik ve görevsizlik kararı vermeleri yanlış anlaşılmamalı.

Ama DGM'lerin bu haklı kararları ne yazık ki, devletin tahsil kabiliyetini ortardan kaldıracak. Bu nedenle BBDK'nın bir an önce bu kişilerle uzlaşmaya varması, hızla ödeme planları yapıp, devletin ve vatandaşın milyarlarca dolarının kurtarılabilecek bölümünü hızla kurtarması gerekiyor.

Yoksa milletçe bir kez daha avucumuzu yalayacağız. Tek sorumlu ise ağır hareket eden BDDK olacak.

Otelde el ilanı

Bir ülkede bu kadar çok ‘‘yamukluk’’ olur mu?

Eğer o ülke Türkiye ise olur. İşte bir okurun aktardıkları. Sabah açmış televizyonu, Alman televizyonu SAT 1'de haberleri izliyor.

Türkiye'den bir turizm haberi:

‘‘Alanya'da 5 yıldızlı bir otelde müşterilere bir el ilanıyla duyuru yapılıyor: ‘Sayın müşterilerimiz. Lütfen yüzme havuzuna başınızı sokmayın. Suda kolibasili bulunmuştur.' Bazı müşteriler bu nedenle hastalanınca otel böyle bir duyuru yapmak zorunda kalmış.’’

5 yıldızlı otelin duyurusuna bakın. Havuzu kapatıp olayı rezalet çıkmadan çözeceğine, el ilanı yapıyor.

Ne güzel bir otelcilik, ne güzel bir turizm anlayışı değil mi?

Aynı otelde akşam bir el ilanı daha: ‘‘Yemeğinizi dikkatli çiğneyin. Aşçıbaşının takma dişleri köfteye karışmıştır. Bulan aşçıbaşına teslim etsin.’’

Bir sonraki adım bu.

Duyarsam hiç şaşırmam.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Ülkemizde meydana gelen saçmalıklar bizi şaşırttığı zaman.
X