Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bir mahalle var orada

    Faruk BİLDİRİCİ
    28.10.2003 - 23:00 | Son Güncelleme: 28.10.2003 - 23:00

    Bakımsız kalmıştır bu mahalle. 1940'larda Şükrü Saracoğlu'nun başbakanlığı döneminde üst düzey bürokratlara lojman olarak yapılmıştır. Cumhuriyet'in gücünü anlatan semboller yaratmaktır amaç.

    Bir mahalle var Ankara'da. Kentin merkezinde saklı bir dünyadır orası. Mesaiye koşan kalabalıklar, beton yığınları arasına gizlenmiş, iki katlı ve kırmızı badanalı sevimli evlerden oluşan o mahalleyi görmeden gelir geçer yanından yöresinden.

    Ankara'nın güvercinlerinin de, insanlarının da hep bir koşuşturma içinde olduğu Kızılay'ın hemen arkasında, Kumrular Sokağı'nın üzerindedir. Çevredeki yoğunlukla bütünleşmiş, ‘‘Ben buradayım’’ diye bağırmayan, hatta tam tersine sinmiş, yılmış, belki de korkudan kabuğuna çekilmiş bir mahalledir.

    Yaşını başını almış kestane, akasya ve de çınar ağaçları yeşil bir örtü olup örtmüştür. Mahalleye açılan dar sokaklarda kapılar yoktur gerçi ama gizli bir perdeyle korunur sanki. Kimseleri girip çıkarken göremezsiniz. Orada yaşayan insanların da üzerine sinmiştir mahallenin o yılgın hali. Sanırsınız gündüz saatlerinde çıkmazlar evlerinden.

    Bir tesadüf sonucu girdiyseniz kırmızı badanalı evlerin arasına, ormanda yolunu kaybedip de yanlışlıkla gizli bir cennete ulaşan masal kahramanlarına döner, büyülenirsiniz.

    Evlerin ortasındaki minik bahçe huzur verir insana, aralardaki ince yol ise hüzün. Bakımsız kalmıştır mahalle. Evlerin çoğunun sıvası dökülmüş, kırmızı kiremitler yer yer bozulmuş, ahşap kapılar çürümüştür. Bakan göze batmak istercesine edepsiz bir edayla oradan buradan dolaşan sarı doğalgaz boruları binaların uyumunu yok etmiş; bir de üstelik klimalar, havalandırma bacaları, su depoları gibi -çizen mimara hakaret niteliğindeki- eklentiler gelince binalar zavallı bir görüntüye bürünmüştür.

    Bilen bilir bu mahalleyi. Kimileri ‘‘Devlet Mahallesi’’ der adına. Kimileri de ‘‘Saracoğlu Mahallesi’’. Künyesindeki adı, sonuncu olsa da her ikisi de doğrudur bu isimlerin.

    1940'larda Şükrü Saracoğlu'nun başbakanlığı döneminde projelendirilmiş, Cumhuriyet'in üst düzey bürokratlarına lojman olarak yapılmıştır. Ankara'nın, İstanbul'a karşı prestij binaları olan Türk Ocağı, Meclis binası ve Güven anıtında olduğu gibi, Cumhuriyet'in gücünü anlatan semboller yaratmaktır amaç. Nitekim Saracoğlu Mahallesi'nin kurdelesi, debdebeli törenlerle kesilmiş, övünmelerle dolu nutuklar atılmış. Başbakanlık ve bakanlık binalarının bulunduğu bir nevi kampüs alanının en görkemli unsuruymuş bu lojmanlar.

    Zamanla Cumhuriyet yaşlanıp serpildikçe lojmanlar da anıt yapılar olarak korunup geliştirileceğine kaderine terkedilmiş. Çeşitli bakanlık ve kuruluşlar arasında paylaşıla paylaşıla bütünlüğünü yitirmiş, sahipsiz kalmış, orada bir başına bırakılmış umarsız...

    Saracoğlu Mahallesi, bu haliyle Cumhuriyet'in kendi insanına bakışındaki değişimin simgesi. Oysa Cumhuriyet'in kuruluş döneminde memura, bürokrata büyük değer veriliyormuş; prestijlerinin yüksek olması için özel çaba harcıyormuş devlet.

    Memurlar içerisinde de en ayrıcalıklı grup, öğretmenlermiş aslında. Kemal Anadol'un, ‘‘Karşı yaka memleket’’ kitabında okurken gördüm. Bu ülkenin, yaşamını toprağı dışında noktalamış kadersiz aydınlarından Fahri Erdinç, öğretmen olarak atılmış yaşama. ‘‘Genç Cumhuriyet’’in öğretmeni olarak köye gittiğinde dağları devirip, dünyayı yeniden kuracak kadar güçlü sanıyormuş kendini.

    İmam engeline çarpmış köyde. İmamın gücünü aşamadığını görmüş. Uğraşmış, didinmiş, başaramamış; umudu kesince de öğretmenliği bırakıp sanata, yazmaya yönelmiş. Yaşam çizgisi orada kırılmış...

    Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'nu dinlerken anımsadım Fahri Erdinç'in öyküsünü. Bardakoğlu, ‘‘Cumhuriyet'in projesi, Her köye bir imam, bir öğretmen götürmektir’’ diyordu. Erdinç'in öyküsünden anlıyoruz ki, bu projede güç dengesi imamlardan yana imiş. Öğretmenler daha en başta büyük engellerle karşılaşmış. Çarklar aynı şekilde işleyip günümüze gelmiş.

    Durumu yine en iyi anlatan binalar bence. Milli Eğitim Bakanlığı, köhne binalarda faaliyet gösterirken, Diyanet İşleri Başkanlığı yepyeni bir bina dikti Eskişehir yoluna. Öylesine büyük bir bina ki, sanırsınız devletin üç-beş bakanlığını içinde barındırıyor!

    Bu heyüla, Cumhuriyet'in gözde elemanlarının gücüne işaret ediyor. Yeni önem sıralamasının diğer unsurlarını anlamak için de yine aynı yol üzerinde yapılan yeni binalara bakmak yeterli...

    Tavsiyem Eskişehir yolu üzerinde bir tur attiktan sonra Saracoğlu Mahallesi'ne giderek o harap evler arasında dolaşmanız. 80 yıllık Cumhuriyeti bir de onlardan dinleyin...
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı