Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir madrabazlık örneği

Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın başörtülü fotoğrafı İslâmcı basın tarafından bir savunma aracı olarak sık sık kullanılır. Cumhurbaşkanı Sezer’in Cumhuriyet daveti dolayısıyla Latife Hanım ile İsmet İnönü’nün eşinin başörtüleri yeniden gündeme getirildi.

Neredeyse her resmi devlet davetinde türban sorun olmaya başladı. Milletvekillerinin türbanlı eşlerinin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından davet edilmemesini eleştirenler aynı eleştiriyi 23 nisanda da yapmışlar ve Latife Hanım’ın başörtülü fotoğrafını yayınlamışlardı. Fotoğrafın altında da şöyle bir yazı vardı:

“Mustafa Kemal Atatürk; hem Millet Meclisi Reisi ve hem de Cumhurbaşkanı olarak, yanında başı örtülü eşi Latife Hanım olduğu halde tam 5 defa 23 Nisan kutlamalarına Çankaya’da ev sahipliği yaptı. Günümüzün sahte Atatürkçüleri, bu tarihi gerçeği yok sayarak 23 Nisan’ın 83. yıldönümüne gölge düşürdüler. Başörtüsünü bahane ederek Meclis’teki davete katılmadılar.”


***

Fotoğrafı görüp de İslâmcı gazeteye hak vermemek mümkün değil! Hürriyet fotoğraf arşivinde araştırma yaptım: Kamusal alanlarda, resmi günlerde, Latife hanımın başı örtülü ama evinde, aile içinde başı açık. Bu nokta çok önemli! Çünkü Bayan Erdoğan, Bayan Gül ve öteki bayanların aile arasında ve ev içi fotoğraflarda bile başları türbanlı. Özel hayatları kendilerinindir, kimse karışamaz. Sorun kamusal hayatta!
Demek ki Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım o dönemde geçerli olan Kamusal Alan göreneklerine saygı göstermişler. Gene de şükredelim: Latife Hanım’ın yanında duran Atatürk’ün kalpaklı resmini Şapka Kanunu’na karşı kullanmıyorlar.

***

Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te evlendiler ve 5 Ağustos 1925 günü ayrıldılar. Bir Cumhuriyet düşmanı için, bu iki tarih arasında, Cumhuriyet ve devrimler aleyhine kullanılacak neler yok ki: Mustafa Kemal ile Latife Hanım çifti, henüz Medeni Kanun çıkmadığı için, dini nikâhla evlenip şeriata göre boşanmışlar; Yazı Devrimi yapılmadığı için fotoğrafların yayınlandığı gazeteler Arap harfleriyle yayınlanıyor; Eğitim Birliği Yasası çıkmadığı için medreseler açık; Şapka Kanunu çıkmadığı için erkekler dilediğini (sarık, fes, kasket, serpuş,vb.) başına geçiriyor; Soyadı Kanunu çıkmadığı için Mustafa Kemal’in soyadı henüz “Atatürk” değil.
Şapka kanunu 25 Kasım 1925 tarihinde çıktı. Yasanın kendilerine yönelik olmamasına karşın kadınların bu tarihten sonra başlarını açmaya başlamaları çok anlamlıdır.

***
Bu nedenle, “Hiçbir komutan, Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın ev sahipliği yaptıkları davetleri ‘Latife Hanım’ın başörtüsü’nü bahane ederek protesto etmek cesareti gösterememiştir!” cümlesi, İslâmcı da olsa kendi okurunun zekâ düzeyini aşağılamak anlamına gelir.
Evet, Cumhuriyet’in devrimlerinden ve özellikle de Şapka Kanunu’ndan önce Türk kadınlarının başı örtülü idi. Ama belli bir tarihten sonra kadınlar kamusal alanda başlarını açtılar ya da günün modasına uygun şapkalar giydiler.
Kızların İmam-Hatip okullarına alınmasıyla birlikte ortaya çıkan türban ne şapka, ne de Türk kadınının geleneksel başörtüsü! Türban bir örtü değil, Cumhuriyet’e ve ilkelerine karşı olanların simgesi!
Ve Cumhuriyet bunun farkında. Türbana kapılarını bu nedenle kapattı!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI