Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir liralık şans

EN düşük aylık alan memur bir lira daha şanslı. Kime göre? Asgari ücret alan çalışana göre.

En düşük aylık alan memura yapılan zam 32 lira. Oysa, asgari ücrete yapılan zam 31 lira. Muhteşem artışlar.


Memurlara bütçe ile yapılan zam oranı yüzde 2.5. Birinci dereceden on dördüncü dereceye kadar memurların aylıklarındaki artış 32 lira ile 114 lira arasında değişiyor. Yüzde 2.5 bu artışa denk düşüyor.


Yeni yılda memurlar ve diğer ücretlilere iyi haberler vermek istiyorum,üzgünüm, bu ne yazık ki, mümkün değil. Hatta, haberler tersine.

ACI TABLO

İşin gelir tarafı böyle. Ya gider tarafı? Orası acı. Şu söyledi, bu söyledi anlamında değil, resmi tablolara göre acı.

Bütçenin 2010 yılındaki vergi gelirleri hanesine bakıyorum. Özellikle, hepimizi ilgilendiren, herhangi bir alış verişte hepimizin ödediği haneye bakıyorum. Özel tüketim vergisi hanesine.


2010 yılında özel tüketim vergisinden elde edilecek gelir 13 milyar lira artıyor. Bütçede öyle yazıyor.


Özel tüketim vergisi başlığı altında önemli altı kalem var. 2009 ve 2010 rakamları şöyle: (Milyar Lira olarak).


Bu acı bir tablo. İki sütunun toplamı arasında 13 milyar liralık artış var. Bunun anlamı, bu ürünlere 2010 yılında 13 milyar lira zam yapılacak.


13 milyar liralık zam kimden çıkacak? Hepimizden. Aynı zamanda, aylığı 31 ve 32 lira alan memurdan ve asgari ücretliden.


Artan ücret, gelecek zam oranlarıyla karşılaştırılığında, 31 ve 32 liralık artış, klasik deyimle, kaşıkla verip, kepçeyle geri almak.


Eminim ücreti 31 ve 32 lira artan vatandaşlarımızın önemli bölümü AKP’ye oy vermiş olmalı. O oylar AKP’ye helal olsun.

 

İki yüz üniversite

 

GÜNEYDOĞU illerimizden biri. Oraya üniversite yeni kurulmuş, tesadüfen o üniversitenin rektörü ile karşılaşıyorum. Rektör Beye soruyorum:


“Kaç öğretim üyeniz var?”


Yanıt insanı titretiyor:


“Benimle birlikte üç”.


Sorum devam ediyor:


“Kaç fakülteniz var?”


Aldığım yanıt yine heyecandan titreten türde:


“Şimdilik Ziraat ve İşletme Fakülteleri”.


Öğrenci sayısı da, hatırladığım kadarıyla yüz dolayında.


Üç öğretim üyesiyle açılan bir yere “üniversite” deniyor. Ama, kağıt üzerinde baktığınızda, “orada üniversite var”.


YÖK’ten yapılan son açıklamada yeni vakıf üniversiteleri geliyor. Bunlar arasında dikkatimi çeken Türkiye Diyanet Vakfı. Bu vakıf da, Ön Asya Üniversitesi adı altında bir üniversite kurmaya karar veriyor. Nasıl bir üniversite olacak, merak ediyorum.


Bir süre önce YÖK’ün bir başka açıklaması var. 10-15 yıl içinde üniversite sayısı iki yüze ulaşacakmış. Nerede o kadar öğretim üyesi, nerede oralardan mezun olan gençlerin okudukları meslekleri hakkıyla öğrenmesi.

 

AKP iktidarı “biz şu kadar üniversite kurduk” diye, ne kadar gurur duysa, azdır.    

X