"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bir kitabı okumak bir kitabı yaşamak

BAZI kitapları okurken yaşıyorsunuz. Her satır ya da her mısra sizin yaşamınızdaki bir çekmeceyi açıyor.

“Her Şeyin Sonundayım” kitabını okurken bu duyguya kapıldım.
Tezer Özlü-Ferit Edgü Mektuplaşmaları, benim için sadece iki yazarın mektuplaşması değil.
Satırlar arasında, gençliğimden, dostluklarımdan sızmış, Behçet Necatigil’i de anarak söylemeli, bir “Saklı Su” sızıntısı durmadan zihnimi kaplıyordu.
Edebiyatla hayatımın kesiştiği yerdeki dört ad var burada:
Ferit Edgü, Demir Özlü, Sezer Duru, Tezer Özlü.
Ferit ile Demir ve ben 1950 Kuşağı’ndanız.
Sezer’in, Tezer’in çocukluğu ile bizim gençliğimiz sanki bir potada kaynadı.
Önemlidir. Bir ailenin üç bireyi de edebiyatın içinde.
Tezer’in o günlerinin İstanbul’daki olan bölümünün hüzünlü tanıklarından biriyim. Kitap bana onları anımsattı, bir mektuptan çok daha fazlasını içeriyor benim için.
Onun için Hürriyet’in Cumartesi ilavesinde yazdığım bir kitap yazısıyla yetinemezdim.
* * *
FERİT EDGÜ, 1950 Kuşağı’nın savunucusu, çok sevdiğim deyimle hâmisi oldu.
Demir, İstanbul’a geldiğinde, onun için “Bizim babamız” demişti.
Sevgi dolu, sevecen bir arkadaşlık bağını simgeliyor bu söz.
1950 Kuşağı’nın ilk kitaplarının yayınlanışının 50. yılı olan 2009’da Ferit, doğrusu hoş bir işin girişimcisi oldu, benden, kuşağıma dair bir yazı istedi ve bütün kitapların başına konuldu.
Projenin mimarı Ferit’tir.
Tezer Özlü’yü tanısaydınız, onun canlı, dünyayı anlamakla reddetmek arasındaki sırat köprüsünde nasıl yürüdüğünü fark ederdiniz. Tabii edebiyata, yaratıcılığa dair bir ön bilginiz olması koşuluyla.
Gerek Tezer Özlü’nün gerek Ferit Edgü’nün mektuplarını mektup olarak okumanız onların özelliğine, özgüllüğüne ihanet olur.
Çünkü ikisi de yaratmanın sancısını yansıtıyor.
Onlar dostum olduğu için, ne mutlu ki bana, günlük yaşamlarındaki kırıntıların bütünleşmesine tanık olurdum.
Sıradan sözü çok mu kullanıldı?
Tam bunun karşıtını bulmalı. Her iyi yazıda bir olağanüstülük vardır. Yazar da, şair de onun ardına düşer.
Bu iki dost da öyle değil mi?
Mektuplarda öyle bölümler var ki, bunlar iyi bir öyküden, romandan alıntılar duygusunu uyandırdı bende.
Duygusallaşmanın sulugözlülük olmadığını bu mektuplar gösteriyor insana.
Dostlarım öyleydi.
Kitaptaki fotoğrafların her biri, onun yaşamından bir kesiti hatırlatıyor.
Gölcük’te çekilmiş bir fotoğraf.
Anne Nimet Özlü, baba Sabih Özlü, Demir, Sezer ve Tezer.
Sanki Fatih’teki evlerindeyim, sanki fotoğrafı ben çekmişim.
* * *
BİR kitabı okumakla yaşamak arasındaki derin uçurumu bu kitap düşündürttü bana.

“Her Şeyin Sonundayım”, Tezer Özlü-Ferit Edgü Mektuplaşmaları, Yayına Hazırlayan: Burak Fidan, Sel Yayıncılık.

X