Bir kelime Avşar'ı vergiden nasıl kurtardı

Serbülent BAYRAK/Vergi Sorunları Dergisi/G.Y.Y.
07 Ekim 2005 - 09:28Son Güncelleme : 07 Ekim 2005 - 09:28

Hülya Avşar’ın on parmağında on marifet. Sinema oyunculuğu, dizi oyunculuğu, şarkıcılık, yayımcılık, yazarlık, tenis oyunculuğu. Belki saymadığım başka faaliyetleri de vardır. Bana göre başarılı ve takdir ettiğim bir sanatçı ama kriterler kişiden kişiye değişebilir tabi.

Geçenlerde, bir televizyon kanalında geçen alt yazıda; Hülya Avşar’ın, boşanmış olduğu eşine evini vereceği ve kira almayacağı yazıyordu. Bizim de mesleğimiz mali konular  üzerine olunca mesai saatinden sonra bile işimizi öyle kolay kolay kafamızdan atamıyoruz. Bu yazıyı kendimce vergisel bazda değerlendirirken talihsizce çalan telefon ve yaptığım görüşme sonucunda alt yazıyı okumakla kaldım ve beyanatı kendi ağzından dinleyemedim. Ancak eşim dinlemiş ve aktardığına göre de, Sayın Avşar eski eşinin, evinin üst katında ve kızıyla beraber hiç kira ödemeden istediği kadar oturabileceğini ve tatlı kızı Zehra ile bu şekilde ayrılık yaşamayabileceğini söylemiş.

Hülya Avşar’ın vermiş olduğu beyanat ile altyazıda bahsedilen durumu vergi kanunları açısından değerlendirdiğimizde, Hülya Avşar’ın bilerek ya da bilmeyerek bir kelime ile vergisel bir yükümlülükten nasıl kurtulduğuna tanık oluyoruz. Nedenini açıklayalım.
Ev, Kirasız  Olmaz; Ama İstisnalar Var

Gelir Vergisi Kanunumuzda emsal kira bedeli esası olarak adlandırılan bir uygulama var. Bu uygulama uyarınca; bir konut, sahibi tarafından usul-füru (kız ya da oğlan çocuğu, anne-baba, torun v.s.) veya kardeşleri dışında kalan kimselerin kullanımına kira almaksızın bırakılmış olsa dahi, yetkili özel merciilerce veya mahkemelerce takdir ve tespit edilmiş kira bedeli, bu şekilde bir kira bedeli mevcut değilse konutun emlak vergisi değerinin yüzde beşi emsal kira bedeli olarak kira geliri sayılıyor ve üzerinden vergi hesaplanıyor.
Bu durumda, Sayın Hülya Avşar, kızından bahsetmeksizin eski eşinin, kendisine ait evde kira ödemeden istediği kadar oturabileceğini söylemiş ve bunu da uygulamış olsaydı yukarıda bahsettiğimiz uygulama uyarınca gelir elde etmiş sayılacak ve vergi ödemek zorunda kalacaktı.

Ancak Avşar, eski eşinin kendisine ait evde kızıyla beraber oturabileceğini söylediğinde, evi kızına tahsis etmiş olduğu noktasından hareketle bahsettiğimiz emsal kira uygulaması geçerli olmayacak ve kendisi için vergisel bir durum da ortaya çıkmayacak.
Gördüğünüz gibi, bir kelime Hülya Avşar’ı vergisel bir yükümlülükten kurtarmış ve altyazıda bahsi geçen duruma göre kendisi için daha ekonomik bir sonuç ortaya çıkmış oldu.

Sayın Avşar’ın bu beyanatı bizim de bu hafta ele almak istediğimiz konu için iyi bir örnek teşkil etti. Konunun biraz detayına girelim.

Tek Konut Tahsisi Vergi Dışı Kalıyor

Usul-füru ya da kardeşlere birden fazla konut bedelsiz olarak tahsis edildiğinde, yalnızca bir ev için emsal kira uygulaması yapılmıyor. Diğer ev ya da evler için ise emsal kira bedeli hesaplanarak, şartların oluşması halinde beyan ediliyor ve vergi hesaplanıyor.
Sahibi tarafından kardeşine yapılan bedelsiz konut tahsisinde, kardeşin evli olması ve eşinin ikametine de bedelsiz bir ev tahsis edilmiş olması durumunda, emlak vergisi değeri yüksek tutarda bulunan ev için emsal kira bedeli hesaplaması yapılmayacak, tahsis edilen diğer ev ya da evler için emsal kira bedeli esas alınarak üzerinden vergi ödenmek zorunda kalınacaktır.

Bunun yanı sıra, boş kalan konutun muhafazası maksadıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması, mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi durumlarında emsal kira bedeli geçerli olmamakta ve hesaplama yapılmamaktadır.

Amaç Vergi Güvenliğinin Sağlanması

Emsal kira bedeli, beyana dayalı vergi sistemimizde bir vergi güvenlik müessesesi olarak kullanılan ve yalnızca bedelsiz olarak yapılan konut tahsislerinde değil, kira bedelinin tespit edilemediği ya da düşük kira geliri beyan edilmesi durumlarında da başvurulabilen bir uygulama.

Ancak, emsal kira bedelinden düşük tutarda kira geliri beyan edildiği durumlarda, Maliye Bakanlığı tarafından 05.01.1999 tarihinde yayımlanan 1999/1 sayılı iç genelgeye göre; elde edilen gerçek kira gelirinin kira sözleşmesi, ödemeye ilişkin banka dekontu veya havale makbuzu, vb. belgelerle veya kiracının ifadesi ile ispat edilebilmesi veya belgelendirilebilmesi halinde ayrıca emsal kira bedeli uygulaması yoluna gidilmemektedir. Sözü edilen ispat veya belgeleme işlemine ise, ancak beyan edilen kira gelirinin gerçek durumu yansıtmadığına ilişkin karinelerin bulunması veya vergi incelemeleri sırasında yetkililerce talep edilmesi durumunda başvurulmaktadır.

Not: 28.09.2005 tarihli Referans Gazetesinde yayımlanmıştır. Bu bölüm Gelirler Kontrolörleri Derneği yayın organı Vergi Sorunları dergisi tarafından hazırlanmıştır.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı