"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Bir karafatmanın günlüğünden

Dün gece yine ölümle burun buruna geldim!<br><br>Bana bir zarar geleceğinden değil, ama karım Cemile ne yapar sonra?

Biz, akşam yemeğimizi genelde onbir oniki gibi yeriz ama işte dün misafir geldiğinden, ev sahiplerimiz geç vakte kadar oturdular.

Allahtan konukların gitmesiyle birlikte, uykuya daldılar da, bir süre ortalığın sakinleşmesini bekledim ve yiyecek toplama faaliyetine giriştim.

*

Oooooooo!

Misafir geldiği için menü çok zengindi!

Pasta ve börek kırıntılarına bayılırız biz.

Her neyse, ben nevaleyi toplarken, birden mutfağın ışığı yandı ve:

- Aaaaaa! Karafatma dedi bir ses.

*

Salak!

Ben bir erkeğim, Fatma da nereden çıktı şimdi?

Benim adı İsmail.

Böyle şeyler delikanlılığı bozar.

Hadi beni karımla karıştırdın diyelim, sen ne kadar korkak bir adamsın!

Benim kaç katım büyüklüğünde olmana rağmen, bu bağırış da ne böyle?

O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir şey yapmışım gibi beni kovalamaya başlamasın mı?

Başlasın...

*

Halbuki, o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak ve bardakların üzerinde dolaşmamaya.

Çünkü bu salağın karısı çok titiz.

Ama bazen diyorum ki, sırf gıcıklığına bunların misafiri geldiğinde git ortalıkta dolaş, utanılacak durum düşsünler, rezil olsunlar!

Ama yapamıyorum işte.

Ne de olsa, ekmeğimi yediğim yer...

*

Ahhhhh ah!

Bu eve geldiğim ilk yılları hatırlıyorum da...

Ne güzeldi o günler!

Rahmetli kayınbabam ve kayınvaliden beni evlerine kabul etmişlerdi. O zamanlar rahattık, çünkü ev sahibimiz Rıza Amca kördü. Evin her yerinde özgürce dolaşabiliyorduk. Hatta Rıza Amca'yla aynı sofrada yemek yediğimiz günler bile oldu. Gerçi, bizleri görebilseydi nasıl davranırdı bilemem ama o hep yüreğimizde yaşayacak.

Rıza Amca, memur emeklisiydi, durumu pek iyi değildi yani, ev de rahmetli karısınınmış, anlayacağınız yiyecek konusunda bugünkü gibi şanslı değildik. Ama biliyor musunuz, daha huzurlu ve mutluyduk. Rıza Amca, bir gün görünmez bir kazaya kurbun giti. Biliyorum, onun için bütün kazalar görünmezdi!

*

Rıza Amca'nın toprağa verildiği gün, biz de oradaydık.

Karşı komşu Osman Zeki Bey, bize geldiğinde ceketini portmantoya asmıştı, fırsat bulup cebine girdik ve onunla birlikte mezarlığa gittik.

Rıza Amca'nın üç oğlu vardı ama hayırsızdılar, adam, ölür ölmez evi satılığa çıkardılar. Evi şu anda oturan adam ve karısı satın aldı.

Eve ayak basmalarıyla da kayınbabam ve kayınvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam sonra iğrenerek onların cansız bedenleri kağıda sararak çöpe attı. Sanki kendisi çok temezmiş gibi. Tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamadığına defalarca tanık oldum ben!

Hangi temizlikten sözediyor...

*

Şimdilerde kendine üzerinde rahmetli kayınvalidemin resmi olan bir ilaç almış ki, değmeyin keyfine...

Durmadan üzerimize sıkıyor!

Kayıvalidem Sultan Hanım, gençliğinde fotomodel olduğu için bu tür ilaçların üzerinde resmi bulunuyor.

Çoook güzeldi kayınvalidem.

Hatta bir iki reklam filminde de oynamıştı.

Ama evlenince bu işleri bıraktı.

Çünkü kayınbabam tam bir Osmanlı erkeğiydi.

Bak, laf nereden nereye geldi...

*

Neyse.

Bugüne kadar, rahmetli Rıza Amca'nın anısına bu evde oturduk.

Ama artık daha fazla dayanacak halimiz kalmadı.

Eşe dosta haber saldık...

Kendimize göre bir ev bulur bulmaz, taşınacağız buradan.

Hayat bu.

Belli mi olur?

Belki de sizin evinize yerleşiriz!

Hadi şimdilik, baş baş...

HAMİŞ: Sevda Aytaç yollamış, ‘‘kaynak bilinmiyor’’ demiş, kendisine teşekkür ediyorum. Hoşuma gitti. Bundan böyle bir karafatma görürsem sohbet edeceğim. Onun da bir öyküsü olduğunu bileceğim. Hem söylesenize, bir karafatma röportajı iyi olmaz mıydı? Sevgiler, saygılar, iyi haftalar.
X